"Bugünün insanının üç uzvuna gereksinimi var: 1) Akıl için kafaya 2) Duygu için yüreğe 3) Omurgaya: Bu da kimse önünde sürünmemek için.”
Sayfa 30 - Christian Enzensberger
Bu doğadan söz eden fizyolojik oluşumumuzdur. Hayvanlar arasında sadece biz, ağaçlar gibi dikey bir duruşa sahibizdir. Ayaklarımız kök misali toprağa basarlar ve yukarı, ışığa, gökyüzüne uzanan bedeni tutarlar. Ruhsal ve fiziksel olanın birbiriyle kaynaştığı biricik varlıklar olan bizim yeni kuşaklarımızda -bir insan biyomekaniği uzmanının bana söylediği üzere- omurganın bükülmeye başlamış olması bir rastlantı olamaz: Omurga artık öne eğiliyor, bedenin statik dengesini ayakta tutamıyor, ışığa uzanması gereken baş dik duramıyor. Sırtlar cılızlaştı, kamburlaştı, çünkü babalar artık eğitmekten âcizler, artık hedeflenecek bir ufuk yok. Bu doktorun bana söylediğine göre on iki yaşında olan çocukların, genç Oblomovlar gibi divana uzanmakla, bilgisayara eğilmekle, televizyon karşısında kaykılmakla geçen yıllar sonucunda omurgaları tedaviye muhtaç hale geliyormuş. Bu çocuklar, günümüzün umacısı olan can sıkıntısından kaçınmak amacıyla her türlü elektronik dadının kucağına kendilerini bıraktıkları için yataydan başka bir boyut tanımıyorlar.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Omurga…
Adaletsizliği değiştiremezsiniz ama adaletsizlik karşısındaki duruşunuzu değiştirebilirsiniz.
Alıntı
"OMURGA"
Allah'a dua edecek yüzün olsun kâfi, yıkılmazsın. Omurga budur. "Omurgasızlar dik durmayı bilmez."
Ne yazıktır ki, hiçbirimizde şer karşısında dimdik duracak omurga yoktu! İçinde debelenip durduğumuz devran, benim de bir halkasını oluşturduğum paslı bir zincirdi, er veya geç kopmaya mahkûmdu!
Sayfa 237 - Damat Nuri Paşa·Kitabı okuyor
Ancak dik duruşun kazanılmasıyla birlikte göğüs kafesi, yarım akıllı bir tasarımcının bile asla koymayı düşünmeyeceği konumundan dolayı ön tarafı ağırlaştırır. Bilindiği gibi evrim, elde ne varsa onu kullanır: zamanla omurga bel bölgesinde eğrilir, böylece ağırlıklar o kadar mantıksız olmayan bir şekilde dağılır, ancak hepimizin bildiği gibi bu, bel ağrısı, siyatik ve ağrı kesici iğnelerden kaçınmak için yeterli olmayacaktır. Dolayısıyla dik konuma geçmek için ağır bir bedel ödedik; ama eğer o bedeli ödediysek ve hâlâ buradaysak, avantajları bir şekilde dezavantajlarından daha ağır basıyor demektir.
Sayfa 18·Kitabı okudu