…bizi daima herhangi bir kuraldan ve onun “önyargısı”ndan kurtardığı için sıkıntıya ve büyük değişkenlik gösteren hastalığa bile müteşekkir, tanrıya, şeytana, koyuna ve içimizdeki kurda müteşekkir, günaha varana kadar meraklı, vahşete varana kadar araştırmacı, tutulamayan için tereddütsüz parmakları, hazmedilemeyen için dişleri ve midesi olan, keskin görüş ve keskin duyular gerektiren her zanaata hazır, her türlü gözüpekliğe hazır, bir “özgür istem” fazlalığı sayesinde, nihai amaçlarını kimsenin kolaylıkla göremediği ön ve arka ruhlarla, hiçbir ayağın sonuna kadar yürüyemediği ön planlar ve arka planlarla, ışığın örtüleri altında gizli olan, fetheden, hem mirasçılara hem de savurganlara benzediğimizden, sabahtan akşama kadar tasnifleyiciler ve koleksiyoncular, zenginliğimizin ve tıka basa dolu çekmecelerimizin cimrileri, öğrenmede ve unutmada tutumlu, şematize etmede yaratıcı, bu arada kategori cetvelleriyle gururlu, bu arada kılı kırk yarıcı, bu arada çalışmakta güpegündüz de gece kuşu; hatta gerektiğinde — ve bugün gerekiyor — bizzat korkuluk: özellikle de yalnız başınalığın doğuştan yeminli kıskanç dostları olduğumuz sürece, kendi en derin gece yarısı, öğle yalnız başınalığımızın — bu türden insanları biz, biz özgür tinliler!