İnsan budur işte. Onarılmış yanlarında, onaramadığı yanlarıyla insandır bu. En iyi onardığını düşündüğü yanlarının meğer hâlen en büyük yaraları olduğunu görmekle ve üstelik bu tabii hâline şaşırmakla insandır bu.
Ben kırılmış o porselen vazoyum
Sonunda, daha iyi hissetmeyi beklemeyi bırakmış ve işte o zaman yaşamanın bir yolunu bulmuştu. Gerçekte kederini, hayatını ya da aslında pek çok şeyi kontrol edemiyordu ama duyguları kontrolü altındaydı. Dikkatliydi. Bilinçliydi. Kırılgandı. En çok da buydu. Kırılmış ve özenle onarılmış antika bir porselen vazo gibiydi. Her bir çatlak yakından görülebiliyor, ele alırken son derece nazik bir biçimde tutulması gerekiyor ama uzaktan, odanın öbür ucundan, doğru ışıkta bütünmüş gibi görünüyordu.
Sayfa 258·Kitabı okudu
Reklam
«Hiçbir şeyin tutunamaması, hiçbir şeyin anlam ifade etmemesi hissine 'Nihilizm'diyoruz," diyerek sözlerine devam ediyor Kanguru, "yaşama atfedilen sebepler gülünç ve umudu yeşertecek bir sebep yok. Nihilizm sözcüğü Latince 'nihil' yani 'hiç' sözcüğünden türemiştir. Nihilizm göğün boş, mantığın da güçsüz olduğunu ifade eder. Varoluş anlamını yitirmiştir, pusulalarımız yararsız oyuncaklardır sadece. Değerlerin artık yoksayılması, tüm ideallerin reddi, tek bir fikrin bile kabul edilmemesi, bu muazzam bir yıkım gücüdür. Dayanışmayı, kolektif ufukları, onarılmış bir dünya umudunu tehlikeye atar çünkü nihilizmin en iyi dostu bireyciliktir; en aptalca şekliyle söylemek gerekirse dünyada yalnız ben varımdır, sadece benim zevklerim, yargılarım ve kaprislerim önemlidir, geri kalan ne varsa ikincildir.»
Sayfa 398
Edebiyat
Fıtrat Tesellisi
İnsan kendini bu kadar güçlendirdiği halde, aynı anda nasıl hayal bile edemeyeceği kadar zayıf da olabiliyor? Bir hasta, bunca tedavi ve onarımdan sonra nasıl oluyor da hastalığının ve zayıflığının ilk haline bu kadar hızlı dönebiliyor? Buna hayret edilmemeli. İnsan budur işte. Onarılmış yanlarıyla, onaramadığı yanlarıyla insandır bu. En iyi onardığını düşündüğü yanlarının meğer halen en büyük yaraları olduğunu görmekle ve üstelik bu tabii hâline şaşırmakla da insandır bu. Ruhunu ve aklını onarmasını Rabb'inden dile. "Rabb'im, beni göz açıp kapayıncaya kadar nefsimle baş başa bırakma!" diye dua et. "Beni kendi zayıf duygu ve düşüncelerimle, bu dar bakış açımla baş başa bırakma Rabb'im!" diye Allah'a yalvar.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Onarılmış yanlarıyla, onaramadığı yanlarıyla insandır bu. En iyi onardığını düşündüğü yanlarının meğer hâlen en büyük yaraları olduğunu görmekle ve üstelik bu tabii haline şaşırmakla da insandır bu.
Sayfa 51
Kalbe nüfuz eden "mürekkeplerin en yaygın olanı insanlardır. Bu insan, kalbinize giren ama evlenemeyeceğiniz biri olabileceği gibi, evlendiğiniz ama onu Allah'ın olması gereken yere yerleştirdiğiniz biri de olabilir. Bu insanı kalbinizden söküp atmak, tıpkı uyuşturucu bağımlılığını tedavı etmeye benzer. Eğer bu kişi, birlikte olamayacağınız biriyse uyuşturucu gibi, onunla olan tüm bağları (telefon numaralarını, e-posta ve sosyal medya profillerini engellemek dahil), onu hatırlatan her şeyi ve tüm irtibatı kesmeniz gerekir. Bu, detoks reçetenizdir. İkincisi, o yeri daha iyisi ile doldurmanız gerekir: Allah'ı anmayı artırmak ve O'na yakınlaşmak. Eğer beş vakit namaz kılmıyorsanız bunu düzeltmeli, hepsini vaktinde kılmaya özen göstermelisiniz. (Şafak vaktinden önce) Gecenin üçte birinde teheccüd namazı kılıp dua ve tevbe ile Allah'tan size şifa ver-mesini dilemelisiniz. Bu da tedavinizdir. Tedavi etkisini gösterdiğinde Allah'ın izniyle kalbiniz onarılmış olacaktır. Kalbiniz onarıldığında normal dengesine ve yaratılış amacına geri dönebilir ki bu, Yaratan'ı her şeyden çok bilmek ve sevmektir. Böyle bir kalp, yaratılmışlara bağlanma kabiliyetini yeniden kazanacaktır ama bu sefer sağlıklı, özverili ve daha az bağımlı bir şekilde. Kalp, kendisi (nefs) için değil, En Sevdiği'nin rızası için bağlanmaya başlar. Bu tedavi bir kez etkisini gösterdiğinde, ona yaşamak için yaratıldığı sevgi, sadakat ve bağlılığı yeniden verebilirsiniz. Unutmayın ki verilmeyen cevher, içsel bir saatli bombadır, ama yanlış yere verilen cevher de içsel bir saatli bombadır. Vermek... fakat gerektiği gibi vermek; özümsemek... ancak sadece göğsünüzdeki kutsal ülkeye ait olanı ve orada hakkıyla yaşayacak olanı özümsemek... Bu denge tekrar sağlandığında kalbiniz doğru şekilde görebilir, sevebilir,
Alıntı
Reklam
Reklam