Önay

Önay
@onayarda
non fui, fui, non sum, non curo Alışık değildi ağlamaya, ama tutsak olunca gözleri, Arabistan ağaçlarının her derde deva zamkı kadar çok gözyaşı döktü.
156 okur puanı
Kasım 2015 tarihinde katıldı
10/10
·126 syf.·
2022 15. kitabı
Ah Puşkin! Ne güzel ifade etmişsiniz o en derin duygularınızı, o coşkun özgürlük hasretini, karşılıksız aşkı ve vatanına tapan yurttaş duyarlılığını... Ve siz Ataol Behramoğlu! Ne harika bir çeviriyle Puşkin'in şiirlerini dilimize kazandırmışsınız. Sanki çeviri değil de ustaca yazılmış Türkçe bir antoloji okudum. O kadar naif, o kadar anlamlıydı ki her bir şiir. Hangisini paylaşacağımı şaşırdım, başucu şiir antolojilerimdem oldu kendisi. Puşkin'in neden Rusya'nın ulusal şairi ve modern Rus Edebiyatı'nın kurucusu olduğunu daha iyi anlamama vesile oldu bu harika derleme. Puşkin yolculuğuma şairin ayrıntılı bir biyografisiyle devam edeceğim. 37 yıllık bu kısacık ama devasa hayatın yazın dünyasını şekillendiren, siyasi, kültürel ve duygusal arka planı daha detaylı irdelemek istiyorum. En kısa zamanda yazarın diğer eserlerini de inceliyor olacağım.
Seviyordum SiziAleksandr Puşkin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,885 okunma
Reklam
8/10
·168 syf.·
2021 15. kitabı
Gorki, bir ucube olarak tasvir ettiği bu kısa romanını tamamlayamadan bu dünyadan ayrılmış. Eğer bu çok şey vaadeden romanını tamamlayabilseymiş, Şebuyev de, Rus Edebiyatı'nda, Raskolnikov gibi, Oblomov gibi unutulmaz karakterlerin arasında kendi yerini başlarda alırmış kanımca. Romanın tamamlanmadığını göz önünde bulundurursak, ana karakteri bütünüyle anlayamayacağız. Fakat buna rağmen, oldukça etkileyici bir ana karakterle karşılaşıyoruz. Gorki'nin tanımında olduğu gibi karşımızda,'eğitimli, mimar, düzenbaz, zeki ve yaşama tutkuyla bağlı' eski bir mujik(Rus köylüsü),yeni bir Rus aydını Akim Andreyeviç Şebuyev var.. Her söylemi ve eylemiyle hem bir muamma hem de kartlarını açık oynamaktan çekinmeyen oldukça orijinal, yakışıklı sayılamayacak fakat kendine has bir karizması olan 32 yaşında bir mimardan sözediyoruz. Rus aydını ve köylüsünü tasvir ettiği monologları, yan karakterlerle girdiği tüm tartışmaları ve tüccarlarla kurduğu şaibeli ilişkilerle kitaptaki tüm karakterlerin ve okuyucunun zihnini karıştıran Şebuyev, bu kısacık romanda orijinalliğiyle bizi hem şaşırtıyor hem de "acaba aklında başka neler var." diye sorgulatıyor. Yaptığı tahillere bakıp bugün bile o aforizma gibi tespitlerin ne kadar geçerli olduğunu hala görüyoruz bence. Ana karakterin dışında diğer karakterler de kendi başlarına bir insan tipi, Rus aydınının farklı suretleriydi. Malinin, Surkov, Kirilov, Kropotkin zaman zaman sadece muhalif olmak adına seslerini çıkardılar, yer yer hüzünlendirip, yer yer gıcık ettiler. Tatyana Nikolayevna gibi hayatın türlü türlü sillesini yemiş, fakat tüm gücüyle yılmadan halkını aydınlatma uğruna deyim yerindeyse kendini parçalayarak çalışan güçlü bir kadın karakterle karşılaşmak çok güzel oldu. Varvara Vasilyevna ise roman devam etseymiş kendinden daha çok
MujikMaksim Gorki · Can Yayınları · 2021814 okunma
4/10
·184 syf.·
2021 14. kitabı
Beşinci Anlaşma'nın, yazarın Dört Anlaşma kitabından sonra okunması önerilmiş. Zaten kitap, Beşinci Anlaşma ismiyle yayınlandığı için de okura böyle bir sıralama yapma zorunluluğu getiriyor fakat kitabın Dört Anlaşma'nın tekrarından ibaret olduğunu düşünüyorum. Kitap, dört anlaşmanın neler olduğuyla başlayıp, uzunca bir genel tekrar yapıp beşinci anlaşmayı 'kuşkucu ol ama dinlemeyi de bil' mottosuyla açıklamış. Sonraki bölümler ise birbirinin tekrarı olan sayfalar olmuş. Dört Anlaşma gerçekten ufuk açıcı, farkındalık yaratan bir kitaptı. Ama bu kitap için aynısını diyemeyeceğim. Dört Anlaşma'nın sıkıcı bir tekrarı olmuş yalnızca.
Beşinci AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 20101,331 okunma
7/10
·176 syf.·
2020 18. kitabı
Yaman adam! Belki de hepimiz yamanız en kırılgan olduğumuz tarafımız mevzu bahis olduğunda. Kırılganlığımızın, zayıflığımızın üzerine, bize en korunaklı gözüken sahte kılıfları bulup sararız kat kat, kimseler bilmesin yumuşak karnımızı da, vuramasın bizi kalbimizin zembereğinden diye. Bu kılıfları, bazen gözüpeklik, bazen aldırmazlık, bazen de yamanlık kisvesinin ipliğiyle dikeriz, Alejandro'nun yaptığı gibi tıpkı... İçten içe kaynarız, yanarız ama tütmeyiz.. Kan kusarız, kızılcık şerbeti içtik deriz... Kendimizi, tıpasını kapadığımız en yakıcı duyguların havuzunda ağır ağır boğaduralım, sevdiklerimizin boynuna da dillendirilmeyenin kementini geçirdiğimizi veyahut acımızın çarmıhını onların da sırtına yüklediğimizin farkına varmayız. Oscar Wilde'ın dizelerindeki gibi; Her insan öldürür gene de sevdiğini Bu böyle bilinsin herkes tarafından, Kiminin ters bakışından gelir ölüm, Kiminin iltifatından, Korkağın öpücüğünden, Cesurun kılıcından! Söylenmeyenin ağırlığı, inkarın ısrarı nasıl da yıkıcıdır bazen. Ve içe gömülenin kefeninden nasıl bir kelebek etkisi doğar da kimleri kasırgasına katar götürür? Behçet Necatigil'in çevirisiyle şiir tadında bir öykü derlemesi okuyoruz. "Yaman Adam", kitaba adını da veren ilk hikaye ve bana kalırsa içlerinde en güzeli... Miguel De Unamuno öykülerini büyülü bir dille kaleme almış. Çevirinin özeni, şiirselliği ve aynı zamanda öykülerin yazıldığı yıllar göz önüne alındığında yazarın yaptığı psikolojik tahliller, yer yer kullandığı alegorik anlatım tekniği öyküleri devleştirmiş. İspanyol Edebiyatı'nı bir de Unamuno ile okumak naçizane tavsiyem. Teşekkürler Unamuno...
Yaman AdamMiguel de Unamuno · Can Yayınları · 2019728 okunma
1/10
·211 syf.·
2018 19. kitabı
Objektifliğin zerrecesi bulunmayan; varlık vergisinin neden alındığını, savaş yıllarının olağanüstü ve zorlu koşullarını hesaba katmadan yazılmış; yalnızca dönemin siyasilerine ve taşradan gelmiş eğitimsiz Türk insanına kin kusan bir kurgu. Edebi açıdan değerlendirildiğindeyse tam bir hayalkırıklığı... Olay örgüsü denen şey kitapta yok, kitap sanki film senaryosu yazar gibi sahne sahne yazılmış hissi uyandırıyor. Üstüne bir de her cümle gereksiz betimlemelerle doldurulmuş ve doğal olarak ortaya anlamlı olmaktan çok uzak bir metin çıkmış. Kişiler salt iyi ve salt kötü diye ayrılmış ki bu da karakterlerin gerçek hayattan ne kadar kopuk olduğunu bir çırpıda okuyucuya hissettiriyor. Kitabı okuma sebebim ise, kitabın 'Varlık Vergisi' üzerine yazılmış kutsal bir metin gibi sunulmuş olmasıydı. Sunulanı vermemekle birlikte kitapta yerel olan her unsura büyük de bir nefret var. Ayrıca yazarın Şükrü Saraçoğlu, Fuat Ağralı ve diğer Varlık Vergisi müfettişleri için kullandığı hakarete varan ve bir yazardan kesinlikle beklenmeyecek olan ifadeleri çok can sıkıcıydı. Nesnellikten uzak, oldukça taraflı yazılmış bu kitap zaten sıklıkla Varlık Vergisi ve Cumhuriyetin erken dönem kadrolarını haksız ve yanlış göstermek isteyen güruhlar tarafından da ısrarla pohpohlanmış, hatta kitap Yunus Nadi Roman ödülüne layık görülmüş. Zaman kaybı olmakla birlikte kesinlikle kötü niyetle yazılmış bir kitap.
Edebiyat
Salkım Hanımın TaneleriYılmaz Karakoyunlu · Doğan Kitap · 2013956 okunma