Vakitlerini faydasız boş şeylerle geçirme. Her vakti kendisine uygun bir şeyle değerlendir. Belli zamanlarda nefsini hesaba çek. Gece ve gündüz yapacağın vazifeleri düzenle. Her vakit için o vakitte yapacağın diğer işleri engellemeyecek bir iş tayin et. Bu şekilde işlerini düzene koyar vakitlerini tayin edersen, zamanın bereketini bulursun.
Duygusal yalnızlık öylesine acı verici bir şey ki bu duyguyu deneyimleyen bir çocuk ailesiyle bir bağ kurmak için gerekli olan her şeyi yapacaktır. Bu çocuklar başkalarının gereksinimlerine öncelik vermeyi bir ilişkiye kabul edilmenin bedeli olarak öğrenebilir. Başka kişilerin kendilerine destek olmasını veya ilgi göstermesini beklemek yerine, onlar bu kişilere yardım etme rolünü üstlenebilir ve herkesi kendi duygusal gereksinimlerinin az olduğuna ikna edebilir. Maalesef, böyle bir durum daha büyük bir yalnızlığa neden olur, çünkü en derin ihtiyaçlarınızı örtbas etmeye çalışmak diğer kişilerle gerçek ilişkiler kurmanızı engeller.
“Kitaplar, manevi birer hazinedir. Eskiden bana önerilen kitapları bir kenara not eder, hafızamda tutmaya çalışırdım. Bugün liste öylesine uzun ki, artık kayıt tutmuyorum. Dostlarım bana öneride bulundukları zaman gülümsüyorum. Bu gülümse ağırlıklı olarak mutlu; zira her paylaşım kitaplarla, edebiyatla bağımızın güçlendiğini hissettiriyor. Gülümsememin buruk tarafı ise, zaman sorunu… Hangi yazara, hangi kitaba öncelik vermeli? Raflarda kitapları inceledikçe, gelecek adına söz vermekten başka yol yok gibi…”
(David Ojalvo)
Eşitlikçi bir öncelik sisteminin temel özelliği, daha kötü durumdakilerin refahına yönelik iyileştirmeleri, daha iyi durumdakilerin refahına yönelik iyileştirmelerden daha acil saymasıdır.
Bireysel çıkarlarımız ve umutlarımız, uğruna yaşamaya değer görünmediğinde, hayatı yaşamaya değer kılacak şeyi kendi dışımızda aramaya şiddetle ihtiyaç duyarız. Kendini adamanın, sadakatin ve manevi teslimiyetin her çeşidi esas itibariyle, ziyan olan beyhuda hayatlarımıza değer ve anlam verebilecek bir şeye can havliyle sarılmamızdandır.