Bazen en büyük zafer, kimse görmezken ayakta kalabilmektir.
7/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
“İnsan yenilmek için yaratılmamıştır. Yok edilebilir ama yenilemez.” Yaşlı Adam ve Deniz, büyük olayların değil, büyük bir direnişin kitabı. Santiago’nun denizle mücadelesi aslında balıkla değil; yalnızlıkla, yaşlılıkla, umutsuzlukla ve insanın kendi sınırlarıyla verdiği bir savaş. Hemingway bu savaşı öyle sade anlatıyor ki, süs yok, fazlalık yok, sadece gerçek var. Santiago’nun yalnızlığı çok sessiz. Kimseye acındırmıyor kendini, kimseye ispat peşinde değil. Kaybettiği balıklar, geçen başarısız günler, onun değerini azaltmıyor. Çünkü o, yenilmeyi sonuçla ölçmüyor. Mücadeleyi bırakmamakla ölçüyor. Deniz onun için düşman değil. Balık bile düşman değil. Hepsi saygı duyulan varlıklar. Asıl düşman vazgeçmek. Hayatta bazen kazanamazsın. Ama nasıl kaybettiğin, kim olduğunu belirler. Santiago balığı kaybediyor ama onurunu kaybetmiyor. Gücünü değil belki, ama direncini koruyor. Bu kitap bana şunu düşündürdü: İnsan yaş aldıkça küçülmüyor, yalnızca daha sessiz büyüyor. Ve bazen en büyük zafer, kimse görmezken ayakta kalabilmek. Yeni bir yıla girerken Yaşlı Adam ve Deniz’i okumak, benim için iyi bir deneyim oldu. Her yeni yıl bir zafer vaadi değil ama her yeni yıl, yeniden denemek için bir deniz. Belki büyük balıklar yakalayamayacağız, belki bazı mücadelelerden geriye sadece iskeletler kalacak ama yine de denize açılmaya cesaret ediyorsak… İşte asıl mesele bu.
Edebiyat
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
4/10
·376 syf.·
2025 31. kitabı
Deniz bana papatya tarlası almayı teklif ettiği için senenin son günü bu romana inceleme yazıyorum. Holly Jackson benim sevdiğim yazarlardan biri. İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi 'ne tam puan vermişliğim var. Yazarın kalemi hem çok akıcı hem de seçtiği konular insanda merak uyandırıyor. Ters köşeleri de abartmadan ve kurguda iyi planlanmış kısımlara yerleştiriyor. Ve kitaplarında ağırlıklı olarak hatta her zaman genç karakterlere yer veriyor. Fakat gel gör ki bu kitap beni sinir krizlerine soktu. Bir an "Doğru yazarı mı okuyorum?" diye şüpheye düşüp ismini bile kontrol ettim. Sona kadar kitabın toparlayacağına dair umudum vardı ama artık bir noktada "Bitireyim de kurtulayım." şeklinde okudum. Spoilersız anlatacağım. Kitabın baş karakterleri altı kişilik bir arkadaş grubu. Bahar tatili için çıktıkları karavan yolculuğunda karavan ıssız bir yerde bozuluyor. Onlar bunu kaza zannederken aslında kaza olmadığını, bu tuzağın aralarından birinin sakladığı bir sır yüzünden hazırlandığını öğreniyorlar. Dışarıda onları izleyen bir keskin nişancı varken sırrı saklayan yani keskin nişancının hedefindeki kişinin kim olduğunu bulmaya çalışıyorlar. Yazara konu seçimi konusunda laf edemiyorum çünkü konusu gerçekten çok merak uyandırıcıydı. Sonuçta bir grup liseli gençten biri ucunda ölüm olacak kadar büyük ne saklıyor olabilir ki? Konu güzeldi fakat ben ne yazık ki böyle bir kurguyu rezalet karakterlerle işlemesine çok laf edeceğim. Kitabı gruptaki gençlerden biri olan Red'in bakış açısından okuyoruz fakat anlatımda üçüncü tekil şahıs kullanılıyor. Kendisi beş sene önce kasabada polis şefliği yapan annesini kaybetmiş ve hala onun suçluluk duygusuyla yaşayan genç bir kız. Neden suçluluk duygusu yaşadığını anlatmayacağım çünkü zaten kitapta o kadar çok anlatıyor ki şimdi düşününce bile içim daralmaya
Edebiyat
Aranızdan BiriHolly Jackson · Epsilon Yayınları · 2024571 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
3/10
·400 syf.··
2025 174. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 13:32
Bu konunun acemi bir kaleme kurban gitmesi beni üzdü. Yorumumun yazarın canını yakmasını gerçekten istemem ama ilk sayfalarda okuduklarım beklentimi artırmışken sonra bir anda uçurumdan yuvarlanan bir kurgu görmek benim canımı sıktı. Bu konu bunu hak etmedi yahu... Basta Era olmak üzere bütün karakterler o kadar tutarsızdı ki okurken kafayı yedim. Sürekli bir öyle bir böyle davrandılar. Era İles'e ulu önder derken bir anda gerçeklere uyandi. Babasi kizini karısı için korumadi. Rans kızı evden atacakken çat diye aşık oldu ve alakasız anlarda gereksiz yakinlasmalar yasandi. Rans'ın ailesi Era'yı bir anda bağrına bastı. Rat kızı arkadaşlarına meze edecekken bir anda koruyucusu oldu. Mataz bir anda aşık oldu. Bütün komşular kızı çok rahat bir şekilde kabullendi. Era bir anda savasciya donustu. Ve bunların hepsi BİR ANDA oldu... Evet genç yazarlari destekleyelim tamam da arkadaşım madem öyle editörleri de onları edebi yönden biraz desteklese mi artik acaba? (Gerci su an editor olmak icin sosyal medyada reklam yapmak yetiyor. Edebiyat mezunu olup olmadiklari konusunda ciddi suphelerim var! ) Yoksa bu yazarlar biraz desteklenseler çok farklı şeyler konuşacağız artık. Ey yayincilar! Kitap sadece para kazanmak için basilmaz ! Lütfen biraz da iyi yazar yetiştirmek gibi gayeleriniz olsun...
Unutulmuş Kuşlar Göğü 1K. Kübra Berk · Ephesus Yayınları · 2022500 okunma
7/10
·192 syf.··
2025 26. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 17:34
1. Giriş: Neden Kitleler? Gustave Le Bon, Kitleler Psikolojisi kitabına çok iddialı bir tespitle başlar: Modern çağ, bireylerin değil kitlelerin çağıdır. Ona göre artık tarihi belirleyen şey tek tek insanların zekâsı değil; kalabalıkların baskısı, yönelimi ve psikolojik gücüdür. Bu nedenle kitabı “insan neden irrasyoneldir?” sorusuyla değil, “insan kalabalığın içinde neden değişir?” sorusuyla okumak gerekir. 2. Kitle Nedir? (Temel Çerçeve) Le Bon’a göre kitle: Onu oluşturan bireylerden bağımsız bir psikoloji üretir. Bireylere geçici ama güçlü bir kolektif ruh kazandırır. Kalabalık, tek tek hücrelerin birleşip yeni bir organizma oluşturması gibidir. Bu noktada önemli olan bireylerin kim olduğu değil, kalabalık haline gelmiş olmalarıdır. 3. Kalabalık İçinde Bireyin Dönüşümü Kalabalığa karışan birey: Kişisel sorumluluk duygusunu kaybeder. İsimsizleştiği için kendini görünmez hisseder. Tek başınayken yapmayacağı davranışlara yönelir. Le Bon’un kilit kavramı burada devreye girer: Anonimlik. Anonimlik, bireyin içsel frenlerini zayıflatır ve içgüdülerin önünü açar. 4. Telkin ve Sirayet Mekanizması Le Bon’a göre kitle davranışını yöneten iki ana süreç vardır:
Kitlelerin PsikolojisiGustave Le Bon · Koridor Yayıncılık · 20185,2bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 02:46
Sonu çok açık uçlu bir kitap. Kitaptaki karakterleri inceleyince, insanlarla çok benzer yönleri olduğunu görebiliyoruz. Boxer'ın çalışkanlığı ve hiç bir emri sorgulamayıp yerine getirmesi, Clover'ın merhameti ve iyi bir dost oluşu, Benjamin'in olan biten herşeyi anladığı halde hayvanlara hiçbir gerçeği anlatmayıp olan biten hiçbirşeye müdahale etmeyip tarafsız kalması, Snowball'un yenilikçi ve ileriye dönük fikirleri ve zeki olmasına rağmen en yakınındaki adamın ihanetine uğrayacağını görememesi, Napolyon'un sözlü tartışmalar da her zaman yenilmesi ve hitabet gücünün eksik olmasına karşın kendisi ve idealleri için 10 yavru köpeği bir asker gibi yetiştirip Snowball'a ihanet etmesi, daha sonra Snowball'un tüm fikirlerini sanki kendi fikirleriymiş gibi hayvanlara sunup kendini önder olarak tanıtması ve yönetimdeki radikalizmi, Squealer'in eşsiz hitabet yeteneğiyle Napolyon'un yönetimini desteklemesi...
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,5bin okunma
Puan vermedi·246 syf.··
2025 112. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 11:57
#okudumbitti YAZAR: MUHAMMED SELMAN ANASAL YAYIN: PATARA YAYINLARI Herkese merhaba! Bugün Muhammed Selman Anasal’ın kaleminden çıkan Bir Haydar Meselesi ile geldim. Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve artık net söyleyebilirim: dili sade, anlatımı güçlü, temposu yerinde. Okurken yormuyor ama sürekli tetikte tutuyor. Devamının gelmesini gerçekten isterim. Hapisten çıkan Kerem için özgürlük, yeni bir başlangıç değil; yarım kalmış bir cümle gibi. Kapılar açılmış olabilir ama geçmiş peşini bırakmaz. Cinayetlerle örülü bir aşk, paylaşılan suçlar ve Eylül yüzünden kaybedilen bir anne… Kerem dışarıdadır ama vicdanı hâlâ demir parmaklıkların ardındadır. Her şeyden uzak durmaya karar verdiği anda kapısı çalınır. Mahalleden arkadaşı Vildan’ın ricası ağırdır: Yakın bir arkadaşının kocası iki haftadır kayıptır. Haydar Önder. Ailesi tarafından sevilen, iş dünyasında sözü geçen güçlü bir fabrikatör… Araştırma Kerem’i Gebze’ye götürür. Aile masumiyette ısrar ederken polis, kaçakçılık dosyalarından, kapatılmaya çalışılan gerçeklerden söz eder. Dosya ilerledikçe görünen tablo çatlar. Ortaya çıkan şey yalnızca bir kayıp değil; saklanan bir iflas, gizli ortaklıklar ve ayakta tutulmaya çalışılan bir düzen olur. Hikâye derinleştikçe tehditler artar, sırlar ağırlaşır, maskeler düşer. Her karakterin sakladığı bir şey vardır ve bazı gerçekler ortaya çıktığında geri dönüş yoktur. Haydar yaşıyor mu? Caner’in babası hakkında bildiği gerçek neydi? #ALINTILAR Öğrendim ki zaman insanı pişiriyor, yaşadığı her tecrübe insanlara karşı daha hassas hale getiriyormuş. İnsanlar hikayelerden ibaretti. Kimi zaman bir günümüz bile koca bir romana konu olabiliyordu. Ama hangi hikâye bir insanın pis işleri bulaşması için bahane olabilirdi.
Bir Haydar MeselesiMuhammed Selman Anasal · Patara Kitap · 20257 okunma