10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 71. kitabı
1980 darbesi sonrası Türkiye’sinde, küçük bir Anadolu kasabasında yerel bir müzik grubunun “resmî” bir etkinlikte çalmak zorunda kalışı üzerinden otorite, korku, sansür ve direniş mizahla anlatılır. “Beynelmilel” (Enternasyonal) marşı etrafında gelişen olaylar, ideolojilerle sıradan insanların hayatlarının nasıl çarpıştığını gösterir. Rahmetli usta yazar, sinema yonetmeni ve elestirmeni, direnen halklar icin siyaset yapan sosyalist aydin Sirri Sureyya Onder kendi yarattigi bu eser ile 1980 yilindaki Askeri Darbe sonrası toplumda susmanın erdem, konuşmanın suç sayıldığı iklimi yansıtır. Beynelmilel, Sırrı Süreyya Önder’in mizahı bir direniş biçimi olarak kullandığı, darbe döneminin baskısını sıradan insanların hayatı üzerinden anlatan güçlü bir toplumsal eleştiridir. Tematik İnceleme Mizah Yoluyla Politik Eleştiri Önder’in temel yöntemi acı gerçeği güldürerek söylemektir. Mizah, baskının saçmalığını görünür kılar. Gülme = direnme biçimi Komik olan, trajedinin üstünü örtmez; aksine onu açığa çıkarır. b) Otorite ve Korku Eserde otorite: Sürekli denetleyen,ama çoğu zaman neyi denetlediğini bilmeyen bir güçtür.Bu da bürokratik absürtlüğü doğurur. “Sıradan İnsan”ın Tarihle Çatışması _____________________________________ Kahramanlar ideolog değil toplumdaki siradan insanlardir aslinda.Müzisyen,esnaf,baba, gençlerdir Dolayisiyla Büyük siyaset, küçük hayatların ortasına düşer. Müzik ve Özgürlük ______________________ Müzik: İdeolojiler üstü bir ifade biçimi olup aynı zamanda tehlikeli görülür, bir marş, suç deliline dönüşebilir. ( Enternasyonel Sosyalizm"i cagristirdigi icin)
Mizah ve İroni
BeynelmilelSırrı Süreyya Önder · Agora Kitaplığı · 200940 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2025 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 16:32
Okumamdaki en buyuk etken Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün okullarda ders kitabi olarak okutulmasini istemesiydi ki iyiki de okumusum Finlandiya’nin yani bi bataklik ulkesinin nasil kuruldugunu anlatiyo aslinda kisaca ve gercekten etkileyici bi kitapti Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Duygu ve Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Araf Yayınları · 2012124,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·1025 syf.··
2025 29. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 20:42
Dostoyevski'nin magnum opus'u olarak görülen eseridir. Yazdığı son eser ve düşünce, felsefe olarak artık en gelişmiş olduğu dönemde yazmıştır. Din ile ilgili sorgulamalarının en yoğun olduğu kitaptır. Kitapta din, ahlak, iyili-kötülük , özgürlük gibi kavramlar tartışılır. Psikolojik tahlillerde konuyu başka bir seviyeye çıkarmıştır. Ben bu eseri ilk defa okuyan biri olarak yorumlarımı paylaşacağım. Karamazov Kardeşler'i edebi ve felsefi olarak 2 bölümde inceleyeceğim. EDEBİ Kitap ilk 100 sayfasında neredeyse sadece karakterleri ve onların hikayesini bize direkt olarak verir. Karamazov Kardeşler'in aynı şehirde olmasıyla olaylar başlar. Olaylar başlar desem de bu kitap daha çok düşünce ve psikolojik tahlil ağırlıklı olarak ilerler. Buna rağmen kurgu olarak da çok güçlüdür. Kitabın ana karakterleri: Alyoşa Karamazov: Masumiyeti, merhamet, sevgiyi temsil eder. Kitap başladığında keşişhanede eğitim görmektedir. Karamazov Kardeşler'in toplumda yarattığı kötü şöhretin dışında bir karakterdir. İvan Karamazov: Rasyonalist ve sorgulayıcıdır. Kitapta kuvvetli fikirler bu karakterle verilir. Düşünce olarak tanrıyı inkar eden bir ateist olsa kalben bunu kabul ettiği şüphelidir. Dimitri Karamazov: Tutkularıyla hareket eden, ahlaki olarak toplumdan ayrışsa da kendince değerleri olan, bencil ve zayıf iradesi yüzünden kendini kontrol edemeyen Karamazov. Davranış olarak en benzeyen olsa da ondan daha iyi bir adamdır. Fyodor Pavloviç: Baba Karamazov. Eski eşinden kalan para ile mal mülk sahibi olmuş. Dalkavuk, alkol bağımlısı, şehvet düşkünü. Evlatlarına baba olmaktansa eşkiya olan bir figür. Smerdyakov: Piç oğul. Kitapta iddia edilse de Fyodor Pavloviç, bir gün sokakta evsiz bir kadına tecavüz edip bu çocuğun doğmasını sebep olmuştur. Anne doğum sırasında ölür ve çocuğu, evinde aşçı
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Puan vermedi·348 syf.··
2025 59. kitabı
️ Hayran olduğunuz kişinin, Bir caniye dönüşmek üzere olduğunu fark ettiğinizde... Kaçmak için ya artık çok geçse? . . ️Güvenimi kazanıp beni en zayıf anımda, en zayıf noktamdan vuracaksın değil mi? . . ️Ben söylemiştim demek istemiyorum ama insan kendi hayat derslerini kendi tecrübe etmeden anlamıyor.. . . ️ Merhabalar sevgili kitap dostlarım. Sevgili, Aynil Onur Yüksel kaleminden okuduğum ve diğer iki kitabı gibi elimden bırakmadığım bir eser Kış Güneşi ... Psikolojik Gerilim ve aşk romanları olmazsa olmazımdır... İşte Kış Güneşi , bu iki alanı da içinde ustaca barındırmış dolu dolu doyurucu bir okuma deneyimi sunan bir eser. Sonay ve Selen ikilisi ile tanışmak için hazırsanız başlıyoruz . . ️ Selen Önder... Türk Dili ve Edebiyatı mezunuydu ve iş bulması gerekiyordu.. Yazdığı hikaye ve makalelerin yanı sıra, basılmayı bekleyen 440 sayfalık bir romanı vardı. İzmir'de yaşıyordu ... Ani bir kararla İstanbul'a gelmişti. Çünkü, hayranı olduğu dünyaca ünlü yazar Sonay Çelikel'in asistanı olmak istiyordu ve seçmelerde hazır bulundu. Seçmeleri beklerken de kitap okuyordu.. Hatta kitap okuyan tek adaydı.. . . ️ Sonay Çelikel... Adayları memnuniyetsiz şekilde inceliyordu... Bu seçmelerin zaman kaybı olduğuna artık emindi.. Taa ki, elinde kitapla sıra bekleyen adayı görene kadar... . . ️ Çalışmak için bir araya gelen bu ikili , hayatlarının geri dönülmez şekilde değişeceğinden habersizdi elbette... Sonay , bir adada oturuyordu.. Selen ise , adaya gidip gelmek zor olacağından köşkte bir odada kalması teklifiyle gelen Sonay Bey'in teklifini kabul etti. Korku ve cinayet romanları yazan bir adamla aynı evde kalmak fikri birazcık ürperti veriyordu elbette...Ve tabii , rüzgar adanın tepesindeki eski köşkün etrafında eserken çıkardığı o korkunç sesler hiç de yardımcı
Kış GüneşiAynil Onur Yüksel · Ange Yayınları · 202364 okunma
Kıvılcımla başlar..
9/10
·105 syf.··
2025 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 01:34
Çökmüş bir halkın hikâyesi. Fakirlik var, umutsuzluk var, “bizden bir şey olmaz” düşüncesi var. Kimse kahraman değil aslında. Ama bazı insanlar susmamayı seçiyor. Öğretmen dersini ciddiye alıyor, asker görevini, aydın sorumluluğunu…Kimse bir anda ülkeyi kurtarmıyor. Yavaş yavaş toparlanıyor her şey. İnsanlar önce kendilerini düzeltmeye başlıyor. Bu kitap hakkında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ders olarak okutulması gerektiğini söylediği kitaptır. Birde bu kitabı okumayan öğretmen olmaz düşüncesi zihnimde istemsizce dolaşıyor.Ahlak olmaz ise bu kitabında bir faydası olmaz tabiki... Kendi adıma hamdım,piştim,yandım... Her insan hata yapar önemli olan ders çıkarabilmek...
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Karbon Kitaplar · 2019124,8bin okunma
Teşekkürler Atam
Puan vermedi·430 syf.··
2020 25. kitabı
Biz Türk kadınlarına, dünyanın pek çok yerinde hâlâ yokken özgürlüğü, birey olabilmeyi ve en önemlisi “hayır” diyebilme hakkını teslim eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e ve silah arkadaşlarına, Bin Muhteşem Güneş’in her satırında bir kez daha minnet duydum, içimden teşekkür ettim. Bin Muhteşem Güneş’i okuduğumda, aslında bir ülkenin değil iki kadının hikâyesini dinliyormuş gibi hissettim. Ama sayfalar ilerledikçe anladım ki anlatılan sadece Meryem ve Leyla değil; susturulmuş, görmezden gelinmiş, kaderine razı olması beklenen binlerce kadının hayatıydı. Meryem, daha doğduğu anda hayata yenik başlıyor. Sevilmemeyi, eksik olmayı, hep biraz kenarda durmayı öğreniyor. Küçük yaşta zorla evlendirilmesiyle birlikte hayat onun için sessiz bir kabullenişe dönüşüyor. Onu okurken kızdığım çok yer oldu ama asıl hissettiğim şey derin bir hüzündü. Çünkü Meryem’in yaşadıkları bireysel bir talihsizlikten çok, sistemli bir adaletsizliğin sonucu gibi duruyor. Leyla ise bambaşka bir dünyadan geliyor. Eğitim almış, hayalleri olan, geleceğe umutla bakan bir kızken savaş her şeyi elinden alıyor. Ailesini, sevdiği adamı, çocukluğunu… Hayatta kalabilmek için verdiği kararlar, onu Meryem’in hayatıyla kesiştiriyor. Aynı evin içine sıkışmış iki kadın, başta birbirlerine yabancı hatta mesafeliyken zamanla aynı acının dilini konuşmaya başlıyorlar. Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey, bu iki kadın arasında kurulan bağ oldu. Aralarındaki ilişki ne bir anda oluşuyor ne de kolay. Ama zamanla sabırla, sessizlikle ve paylaşılan acılarla gerçek bir dayanışmaya dönüşüyor. Birbirlerine tutunmasalar hayatta kalamayacaklarını hissediyorsun. Sevginin bazen bir sözle değil, bir duruşla, bir fedakârlıkla var olabildiğini çok güçlü bir şekilde gösteriyor. Arka planda ise Afganistan’ın bitmeyen
1000Kitap
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma