8/10
·368 syf.··
2025 80. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 21:57
Kazım Karabekir, "Hayatım" adlı bu kıymetli eserinde bizleri çocukluk yıllarına, aile yaşantısına ve askeri öğrencilik dönemlerine götürüyor. Okuyucu, bir imparatorluğun son günlerine tanıklık ederken, geleceğin büyük komutanının karakterinin nasıl şekillendiğini satır aralarında net bir şekilde görüyor. Kitap, yazarın yetiştiği çevreye, dönemin eğitim sistemine ve Osmanlı'nın sosyal yapısına dair son derece samimi ve detaylı gözlemler sunuyor. Paşa, askeri okullardaki sıkı disiplini, arkadaşlık ilişkilerini ve o yıllarda Anadolu ile Balkanlar'da yaşanan zorlukları akıcı bir dille anlatıyor. Sadece kendi şahsi tarihini değil, aynı zamanda Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerindeki yönetim anlayışını ve halkın yaşam koşullarını da gözler önüne seriyor. Okur, genç bir subayın ideallerinin, azminin ve vatan sevgisinin filizlenişine bu anılar sayesinde adım adım şahitlik ediyor. Eser, yakın tarihimizi ve Milli Mücadele'nin önder kadrosunu daha yakından tanımak isteyenler için birinci elden eşsiz bir kaynak niteliği taşıyor. Karabekir’in dürüst, mütevazı ve içten üslubu, tarihi olayları kuru bir bilgi yığını olmaktan çıkarıp yaşayan, canlı bir anlatıma dönüştürüyor. Bu önemli hatırat, hem tarih meraklılarına hem de biyografi türünü sevenlere oldukça sürükleyici ve öğretici bir okuma deneyimi vaat ediyor.
HayatımKazım Karabekir · Kronik Kitap · 2019956 okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
Hakikat Karşısında Varoluş Tartışmaları Tanrı ve inanç konusunda insanlık eninde sonunda orta doğu da üretilmiş marka dinlerden hakikatin tek olduğunu anlayarak kurtulacak. Papaz, imam vb tarikat ve cemaatler örgütlü ilim yayma çabaları adında misyoner dincilik adını ne koyarsanız koyun tümü doğal kaynak soyguncularının kamu malı hırsızlığı adına dini siyasete alet ederek kullandığı toplum uyuşturucu araçlardır. Hakikat inancı temiz duyunc içinde aracısız ve örgütsüz yaşanır. Örgütlü inanç sistemleri kötülük üretir. Dünyanın ne kadar örgütlü ve işbirlikçi madde gücü varsa bir araya gelse bile hakikat karşısında mum gibi erir ve yok olur. Temsiller hakikati hiçe saymaya devam ederse yanlış tutumdan geri dönüş yapmaz ise aynı akıbeti yaşar. Dünya savaş tarihi, düşmanlık ve doğal kaynak hırsızlığı tarihi olup hakiki bir yüzleşme yapmak isteyen her insana aynı yanıtı verir. Cumhuriyet devrimleri ile diyanet o günkü teba toplumun dini ihtiyaçlarını doğru tarihi süreçler içinde bilimsel bir şekilde öğrenilmesi amaçlanmış. 1938 sonrası bir mezhebin kurumsal yapısına bir ruhban sınıfı gibi bir rolü siyasi müdahaleler ile buna alet olarak tarihi misyonunu tamamlamıştır. İmam diye devlet memuru kadrosu olur mu? Sayısızca bakanlığın parasından daha büyük kaynak buraya aktarılıyor. Herkesin sünni mezhepçi olduğuna kim karar verdi de herkesin ödediği vergiler buraya aktarılıyor. Çağ geçmiş tüm hile niyetleri temizliyor. Bağırsak temizliği yapanlar Anadolu ve Türk ulusunun üretim ve hizmet araçları ile doğal kaynak talanı yaptıklarını unutturmak için yapmadıkları kötülük kalmadı.
Hayata Dair
İnsan Bir UçurumdurFernando Pessoa · Zeplin Kitap Yayınları · 2019234 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca | Yaşar Kemal
Puan vermedi
. Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca Yaşar Kemal Atatürk’ün şu sözünü düşünün “Şayet bir gün, çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun.” Kitap boyunca ülkemizi düşündüm ve aklımda Ulu Önder Atatürk’ün bu sözünü. Romanla birebir bağdaşan ve bu topraklarda yaşayan herkesin gerçekten anlaması gereken söz bu. • Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca bir çocuk romanıymış. Hayvanlardan yola çıkarak bir sistemi anlatmak deyince aklımıza hangi eserler gelir? Bunu düşünün ve sonra bu kitabı okuyun derim. Ben hiç birini bilmeden ilk önce bu kitabı okumuş olmayı çok isterdim.  • Anlat diye başlar kitap ve Ulukepez anlatır; Ulukepez bir kuştur fil dilini de karınca dilini de bilir. Karıncalarla zaman geçirir dost olur onların her şeyini öğrenir. Filler sultanı karıncalar ile ilgili tüm bilgileri Ulukepez aracılığıyla alır. Karıncalar Ulukepez’i dost sanır ancak o her şeyi filler sultanına anlatıyordur.  • Bir milleti yok etmek için ne yapılır? Dilleri unutturulur, kim oldukları unutturulur. Fillerde karıncalara böyle yapar. Onları fil olduklarına inandırırlar. Karıncaları çalıştırır ambarları yiyecekle doldurturlar. Kış geldiğinde karıncalar aç kaldığınca sanki lütufmuş gibi filler ambarların kapısını açarak karıncalara yiyecek verirler ve böylece onları kendilerine bağlı hale getirirler. Filler sultanı daha çok çalışmalarını söyler. Çok çalışırlarsa onların da fil olabileceklerini söyler. Karıncalarda her seferinde “Hepimiz filiz, hepimiz filiz”diyerek fil olabileceklerine inandırılırlar. Sonraki amaçları ise karıncaları kendi aralarında bölmektedir. Birbirlerine karşı kışkırtmak. Düşünmek yasaklanır çünkü özgürlüğün ilk adımı düşünmektir. Sorgulamayı engellemek, sisteme itaati sağlamaktır amaç. Ortadan kaybolan kırmızı
Türk Edebiyatı
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
6/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
Dincilik, Felsefe, Savaş, Kan ve Ganimet Dinler ve felsefe tarihi bunun dışında ne anlatır? Din ve felsefe bu mudur? Felsefe bir bilim olarak bilim ve teknolojinin yaşam içinde üretilen sorunlara karşı soru sormak ve sorgulama yapma anlayışıdır. Dinin alternatifi olmuş olsaydı batı felsefesi kapital soyguncu emperyalizme bir çözüm üretmiş olması gerekirdi. Bilim ve teknolojinin bu esaret altında dijital varlıkları tanrı yapmak isteyenlere karşı Türk kadim bilgelik kültürü dışında bir duruşu olan dincilik ve felsefe anlayışı var mı? Yok. Neden yok? Kant Almanların bugün yine hit faşizme doğru savrulmasını niye durdurmaya yetmiyor. Ülkemizde de felsefe yapanlar Rus yahudilerin Türk kadim bilgelere şaman ismi vermiş olmalarını bilmeden bunu din olarak görüyor. Siyasete, ticarete alet edilen din yetmedi ölmüş bir mezhebi yahudi ve hristiyanlar yararına yeniden ayin ile canlandırmak onlara burada bir devlet gibi yetki vermek Türk ulusunun egemenliğine bir saldırı değil mi? Yıl 1774 Diderot kendi itiraflarının yarısı doğru diğer yarısı yanlış. Anadolu'da felsefe ile dinin siyasete alet edilerek özelleştirme talanı sonrası üzerine yeni bir emperyalist düzen kurmak isteyenlerin hilesi için faaliyet sürdürüyorlar. Diderot diyor ki; felsefecinin papaz öldürdüğü görülmüş şey değildi, oysa papaz oldukça felsefeci öldürmüştür. Felsefe batıda dinci zulme karşı engizisyon zamanında yaşananlara karşı çıkan bir akım. Dinciliğin yerine kapitalizm ve komünizm gibi ideolojileri koyan bir başka etik ahlak üretemeyen anlayış. Bilim ve teknoloji esareti altında felsefe etik ahlak üretebilir mi? Robot teknolojileri ordular kuruyorlar! Kime karşı? Bunu en yüksek tonda on yıldır dünyada Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabı dışında eleştiren var mı? Niye yok? Türk kadim bilgelik ahlakının
Felsefe KonuşmalarıDenis Diderot · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020528 okunma
Puan vermedi·172 syf.·
2025 48. kitabı
Hay bin Yakzan İki kitabın tek baskı olarak birleştirilmiş halidir. İbn-i Sina'nın hikayesi daha çok mitolojik ögeler taşır. İkinci kitap ise aslında saf akılla tevhide ulaşma yolculuğu olarak da görülebilir. İbn Tufeyl’in kurduğu hikâye dışarıdan bakınca sade görünür; aslında insan zihninin iç mimarisini çözen yoğun bir felsefî metindir. Hay’ın adadaki hayatı, bir “hayatta kalma macerası” değil; insanın varlıkla ilk karşılaşmasının, maddeyi kavrayışının ve akıldan metafiziğe yükselişinin öyküsüdür. Hay, önce maddî dünyayı inceler. Canlıların yapısını çözer, tabiatın düzenini tartar, sebeplerin zincirini takip eder. Bu süreçte aklın doğal ritmi ona şunu fısıldar: Dünyanın içinde olup biten hiçbir şey kendi kendine açıklanmıyor. Hay, varlık düzenindeki mükemmeliği inceleye inceleye, Hazreti İbrahim’in yıldızlara bakarak hakikati sezmesine benzer biçimde, yaratıcı bir kudretin zorunlu olduğunu idrak eder. İnsan yalnız akılla tevhidi görebilir. Kitap bunu açıkça gösteriyor. Ama tevhidi bulmak, ibadetin nasıl olması gerektiğini bilmek anlamına gelmez. İnsan Tanrı’nın varlığını akıl yoluyla kavrayabilir ama Tanrı’ya nasıl yönelmesi gerektiğini kendi kendine çıkaramaz. İşte Absâl tam bu boşluğu tamamlar. Absâl, vahiyden beslenmiş bir bilgin olarak adaya gelir. Hay’ın bulduğu hakikatin doğru olduğunu görür; ama ona ibadetin biçimini, yönelişin yöntemini, toplumsal hayatın ölçülerini öğretir. Absâl'ın rolü bir "mini peygamberlik" değildir; peygamberden öğrenilmiş bilgeliğin taşıyıcısıdır. Hay’ın sezgisel hakikatini, pratik bir çerçeveye oturtur. Hay’ın yolculuğu böylece dört adımda tamamlanır: Maddeden ruha, ruhtan metafiziğe, metafizikten tevhide, tevhidden ibadete. Kitap, Robinson Crusoe'nun yalnızlık ve hayatta kalma mücadelesini hatırlatıyor; fakat burada dinî bir
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2025 79. kitabı
AYLARDAN KASIM GÜNLERDEN PERŞEMBE AYŞE KULİN 176 SAYFA #AltınKızlar #Ortakokuma Yorum grup adına sevgili Zeliha Erdogan Demir 'e aittir. Biz Lider Ersan , Azime Matlı , Münevver Geniş , Gül Güleryüz , Arzu Ortaören , Bahar Esen ve ben yani Altın Kızlar okuma grubu olarak 10 Kasım'da Ata'mı anarak okuduk bu kitabı... Yazarın da dediği gibi burada asker, devlet adamı, kurucu Önder, Cumhurbaşkanı Atatürk değil, çocuk, genç, öğrenci, delikanlı, aşık, hasta Atatürk anlatılmış.. Bildiğimiz konuları yazar ustalıkla Ata'mın ağzından yazınca kitap bambaşka bir boyuta taşınmış. Altın Kızlar olarak Ata'mın o mavi gözlerinde kaybolarak, sıcacık sesini duyarak, boğazımız düğüm düğüm okuduk, Ata'mla sohbet ettik. Bu çok özel ve güzel bir duygu idi. Yazarda zaten okuyucuyu bu noktada fethetmişti... Bu kitap bir tarih kitabı yada siyasi akademik bir kitap değil, çoğumuzun bildiği şeyleri anlatmış yazar. Biz grup olarak okurken, kitabı yorumlarken değerli öğretmen/yazar Lider Erşan hocam dediki; yazar bu kitabı her yaş ve her eğitim seviyesindeki okur için yazmış. On yaşındaki çocukta okuyup anlayacak, yemeğini ocağa koyan ev hanımıda okuyup anlayacak, köşesindeki yaşlı çınarda okuyacak. Çok doğru bir tesbitti bu... Kitapda ben iki eksik gördüm. Birinci Manastır Idadisinde öğrenci iken, Ata'ma sevdalanan Bulgar kızı Eleni'nin aşkı ki mektubu hala orada müzededir ve çok anlamlıdır. Öte yandan Miti'ye olan bitmeyen, yüreğinde saklı olan sevdasını okumakda ilginçti... İkincisi hastalığı ve ölümü ile ilgili farklı kaynaklarda belgeli ispatlı olarak anlatılan bazı durumlar vardı. Onlardanda alıntı yapılabilir yada bir imayla sezdirilebilirdi... Sevgili Münevver yürüyen köşk yapılırken ağaç kesmemek için köşkün kaydırılması Florya'da değil Yalova'da olmuştu diyerek bir
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,461 okunma