Yalom'un Dinin Psikolojik Kökenlerine Dair Yorumu
Puan vermedi·64 syf.··
2026 29. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:11
Yalom'un Din ve Psikiyatri kitabındaki bu yaklaşımı, dinlerin kökenini doğaüstü bir açıklamadan ziyade insanın varoluşsal ve psikolojik ihtiyaçları üzerinden değerlendirmesi bakımından dikkat çekicidir. Yazar, insanın doğadan ve evrenden kopuşunun yarattığı yalnızlık, anlam arayışı ve ölüm kaygısının dinî sistemlerin gelişiminde etkili olduğunu ileri sürer. Bu bakış açısına göre dinler, yalnızca metafizik inançlar bütünü değil, aynı zamanda insanın evrendeki konumunu anlamlandırma çabasının ürünüdür. Ancak Yalom'un yaklaşımı, dinlerin tarihsel, kültürel ve teolojik boyutlarını büyük ölçüde psikolojik açıklamalara indirgediği gerekçesiyle eleştirilebilir. Buna rağmen eser, din olgusunu psikiyatri ve varoluşçu felsefe ekseninde sorgulayan, okuyucuyu alışılmış din anlayışlarını yeniden düşünmeye sevk eden önemli bir çalışma niteliğindedir.
Din ve PsikiyatriIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20171,674 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2026 13. kitabı
Çocukluk bazen bir sokakta başlar ve insanın içinde bir ömür devam eder. Mahalleden Arkadaşlar da tam olarak bunu anlatan, insanı geçmişe götüren ve birçok unutulmuş duyguyu yeniden hatırlatan bir kitap. Selçuk Aydemir’in kaleminden çıkan bu hikâye, sadece bir grup çocuğun yaşadıklarını anlatmıyor. Aynı zamanda mahalle kültürünü, dostluğu, paylaşmayı, dayanışmayı ve zamanın bizden yavaş yavaş alıp götürdüğü değerleri de anlatıyor. Kitabı okurken sık sık kendi çocukluğuma döndüm. Sokakta oynanan oyunları, eve geç kalınca duyulan telaşı, mahallede kurulan arkadaşlıkları ve o günlerin samimiyetini hatırladım. Yazarın en güçlü yanı, anlatımı gereksiz süslemelere boğmadan okuyucuya geçirebilmesi. Karakterler o kadar gerçekçi ki bir süre sonra onları bir kitabın kahramanı olarak değil, yıllardır tanıdığınız insanlar gibi görmeye başlıyorsunuz. Her biri hayatın içinden, her biri bizden biri. Bu yüzden hikâyenin içine girmek hiç zor olmuyor. Kitap boyunca bazen yüzümde bir tebessüm oluştu, bazen de içimde hafif bir burukluk hissettim. Çünkü anlatılanlar sadece geçmişe duyulan özlem değil; aynı zamanda büyümenin, değişmenin ve bazı şeyleri geride bırakmanın hikâyesi. Çocukluk yıllarının ne kadar değerli olduğunu ve insanın karakterini şekillendiren en önemli dönemlerden biri olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Mahalleden Arkadaşlar, nostaljiyi yalnızca bir duygu olarak kullanmıyor. Aynı zamanda dostluğun, sadakatin ve insan ilişkilerinin zamanla nasıl değiştiğini de gösteriyor. Bu yönüyle sadece çocukluk anıları anlatan bir kitap değil; geçmişle bugün arasında kurulan samimi bir köprü. Kitabı bitirdiğimde geriye güzel bir hikâyeden çok daha fazlası kaldı. Kendi çocukluğumdan izler, unuttuğumu sandığım anılar ve içimde tatlı bir özlem duygusu kaldı. Bazı kitaplar sizi başka
1000Kitap
Mahalleden ArkadaşlarSelçuk Aydemir · Sayfa 6 Yayınları · 20155,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·328 syf.··
2026 9. kitabı
(Spoiler içermez) Sinan Sürücü'nün ilk romanı EyLüL. Sakın kitap'tan çıkmış. Sinan, İzmir'de avukatlık yapıyor. Aynı dönem staj yaptığımızdan bu yana tanırım kendisini. Severim de. Doğrusu bir kitap yazdığını söylediğinde benim için sürpriz olmadı. Ceza hukuku ile ilgili zaten bir kitabı vardı ve ikincisini yazmıştır diye düşündüm. Çıkarıp verdiğinde ise bir roman olduğunu gördüm ve oldukça şaşırdım. O gün güzel bir sohbetimiz oldu, konu konuyu açtı. ilk defa edebiyata olan ilgisini ve okuduklarını bu şekilde öğrenmiş oldum, doğrusu çok hoş bir süprizdi. Okumak için heyecanlandım. Hemen basladıysam da araya birşeyler girdi, okuyamadım, iki ay sonra ise kitaba ikinci bir başlangıç yaptim. Ve 300 sayfa iki günde bitti. Oldukça güçlü bir girişi var ve daha ilk sayfada okurum ilgisini yüksek bir seviyeye çeken bir hikaye ile karşılaşıyoruz. O ilgi son sayfaya kadar hiç eksilmiyor. Kitap akıp giden cinsten ve elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan oluyor. En azından benim için böyle oldu. Yüksek bir ilgiyle giriş yaptığım kitap kurgusu ile üç ayrı zamanda ilerleyen yapısıyla oldukça başarılı. İzmir İstanbul ve Ankara'ya ve o üç farklı zamana gidip geliyoruz. Roman kurgusal olarak bu gidiş gelişler nedeniyle okurla bağını hiç koparmiyor. Üstelik roman boyunca size bir de şarkılar eşlik ediyor. (Karakterlerin sevdiği bu sarkilardan liste de yapmayı düşündüm ben. ) Doğrusu tahmin edilmesi zor bir şekilde romandaki düğüm çözülürken okur olaylarin düşündügü gibi ilerlemedigini görüyor. Yazar ustalıkla bir yerde okuru uyutuyor okudukça olayların nasıl sonlanacagina dair guclu bir tahminiz oluşuyorsa da olaylar düşümug şekilde ilerlemiyor ve kitap farklı bir şekilde bağlanıyor. En önemlisi fazla kelimesi olmayan, okuru yormayan, canlı karakterlerine kolayca bağ
EylülA. Sinan Sürücü · Sakin Kitap · 20261 okunma
7/10
·590 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:38
İstanbul Hatırası bitti ve Ahmet Ümit, öyle bir ters köşe yaptı ki içim sızladı. Başkomiser Nevzat'a öyle üzüldüm öyle üzüldüm ki kitap sonunda -insaf be Ahmet Hoca bir karaktere de bu kadar yüklenmez ki! Nedir bu Nevzat'ın senin kaleminden çektiği yahu! Finalin şokundayım. Yedi tepeli şehirde adalet aramak hiç bu kadar ağır olmamıştı. Uzun süre etkisinden çıkamam herhalde. Kitap; dünden bugüne İstanbul'un nasıl var olduğunu süreçleri kralları mitolojileri tarihini ve önemli eserlerini de anlatır. İstanbul Hatırası Ahmet Ümit Hatice Emin
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,1bin okunma
Puan vermedi·
İçinizde tamamen yeni ve gayet önemli bir şey varsa, bu başkaları tarafından bilinmiyorsa, duyulmamışsa ve bunu ifade etme ihtiyacı sizi rahat bırakmıyorsa, işte o zaman yazabilirsiniz. Tolstoy 30 Haziran 1890
Sultan Hamid DüşerkenNahid Sırrı Örik · Everest Yayınları · 2026633 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:38
Gece Yarısı Kütüphanesi – Matt Haig Hayatımız boyunca hep "Ya şöyle olsaydı?" sorusunu kendimize sorarız. Farklı seçimler yapsaydık, başka bir şehirde yaşasaydık ya da başka bir meslek seçseydik hayatımız daha güzel olur muydu? Gece Yarısı Kütüphanesi, tam da bu sorunun peşinden gidiyor. Nora Seed, pişmanlıklarının ağırlığı altında ezilen ve hayatından memnun olmayan bir kadın. Bir gece kendini yaşamla ölüm arasındaki gizemli bir kütüphanede buluyor. Buradaki her kitap, onun farklı bir seçim yaptığı alternatif bir hayatı temsil ediyor ve Nora bu hayatları deneyimleme şansı elde ediyor. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, kusursuz bir hayatın aslında var olmadığı fikriydi. Çoğu zaman uzaktan baktığımız hayatları mükemmel sanıyor, kendi hayatımızı ise eksik görüyoruz. Oysa Nora'nın deneyimlediği her yaşam, dışarıdan ne kadar kusursuz görünürse görünsün kendi içinde farklı sorunlar ve eksiklikler barındırıyor. Bence kitabın vermek istediği en önemli mesajlardan biri şu: Önemli olan hangi hayatı yaşadığın değil, o hayatın içindeki kişinin kim olduğudur. Çünkü yaşadığın hayat, bir bakıma sen olduğun için vardır. Kendini değiştirmeden hayatının tamamen değişmesini beklemek pek mümkün değildir. Ayrıca kitap, sahip olduğumuz hayatı küçümsemek yerine onu sevmeyi ve elimizden geldiğince güzelleştirmeye çalışmayı hatırlatıyor. Belki de mutluluk, başka bir hayatta değil; şu an yaşadığımız hayatın içinde saklıdır. Düşündüren, umut veren ve okuduktan sonra insanı kendi hayatını sorgulamaya iten bir roman. Gece Yarısı Kütüphanesi Matt Haig
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,5bin okunma
Reklam
Reklam