Puan vermedi
Füsunkar bir hikaye yolculuğuna çıkalım desem gelir mısın? Kimsesiz kaldığını düşündüğün an bambaşka bir hikayenin içinde buldun mu kendini... Umut, tam bitti dediğin yerden mi başladı... Ah Füsunkar ne çok saklıyorsun isminde, bir gecmis bir gelecek... Bir uçak kazası sonrası herkesin hikayesi bambaşka yazıldı. Her yol umuda cıktı. Umut'un tutunduğu dal eşinin ölümünden sonra paramparça oldu. Aile bağları, geçmişle hesaplaşmalar, yaşananların karakterler üzerinde bıraktığı trawmalar... karanlıktan kaçmak yerine onun üzerine giden; gözlerini kapatmak yerine kendi içindeki gerçekle yüzleşme cesareti gösteren insanların dönüşümünü anlatıyor bu roman...Umut, bu yüzleşmenin sonunda ulaşılan bir duygu mudur yoksa karakter mi? iyi olan kazanır sozunu sonuna kadar hıssettıgımız bir romandı. Bir annenin saplantılı dusuncesinin ya da karanlığının, kızının hayatına nasıl sirayet ettiği psikolojik bir derinlikle işlenir. Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına ragmen kitabı elimden bırakamadım geçmişin tozlu raflarında dolaşmayı sevenler için harika bir öneri ️ keyifli okumalar dilerim
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20260 okunma
9/10
·145 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:05
Uzun süredir bu platformda alıntılarım dışında bir şey paylaşmıyorum. Hele inceleme yazmayı hiç haddim olarak görmüyorum. Alıntı paylaşırken de amacım çoğu zaman kütüphaneme ekleyemediğim kitapların altını çizdiğim satırlarını burada muhafaza etmek. Bugün bu incelemeyi yazma sebebim de Figen Hanımla karşılıklı ağlaştığımız duygu yoğunluklu bir okur yazar buluşması. Kitap kulübümüzle okumaya karar verdiğimiz bu esere başladığımda henüz ilk sayfada gördüğüm ağır dil ve sokak jargonu ben de önyargılar oluşturdu. Açık olmak istiyorum "Annem babam yaşındaki kadın bizim kuşağı anladığını zannediyor. Çok muhtemel bu 'güya yüksek' empatisinden kaynaklı da bizi uyarmak ve öğütler vermek istemiş. Bunu da araya bizim jenerasyondan iki üç kelime katarak konuşturduğu Z kuşağı üç ana karakterle yapmış ve ortaya bu ders çıkarabileceğimiz ibretlik kitap çıkmış herhalde." dedim. Evet biraz çabuk verilmiş keskin bir yargı ama her gün okulda, evde, sosyal medyada her yerde Z kuşağı aşağı Z kuşağı yukarı denilip karşılaştığımız senaryo bu değil mi? Elleri sopasız ancak yargılarını sopa yapmış, iyi niyetli, çok bilmiş yetişkinler. Kitap kısa dedim, beraber okuyacağım insanları yarı yolda bırakmayayım dedim, yazarla tanışma fırsatım da olacak dedim ve devam ettim okumaya. Günlerdir ilk bölümden sonra elimin gitmediği kitap 2 saat içinde bitti. Figen Şakacı, Tomris Uyar'ın arkadaşı ve kendisinden 2 sene eğitim almış bir yazar. Ayrıca Türkiye'nin ilk kadın stand-up sanatçısı. Güleriz sanmıştım göz pınarlarım kurudu ağlamaktan. Roman 2016 da geçiyor. Hem Geziyi hem 15 Temmuzu görmüş kindar neslin hikayesi. 'Allah'ın fakirlere yaptığı fenalıklardan' bunalmış, onlar büyüdükçe umutları küçülen öfkeli ama çaresiz üç genç: Arif, Serde ve Demar. Yer İstanbul, Yeni Mahalle. Figen Hanım bu
HınçAhınçFigen Şakacı · İletişim Yayınları · 202473 okunma
Reklam
Korkuyu Beklerken
6/10
·202 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:02
Merhabalar bugün sizlere okuma grubumuzda çekilişle çıkan iki kitabın ilk ile geldim. İkincisi Sinan Akyüz'den Fidan Hanım bundan sonra hemen ona başlıyorum. Neyse size hemen bu kitaptan bahsedip kaçıyorum. Bence Korkuyu Beklerken hakkında en ilginç şey, kitabın "korku"yu anlatmaktan çok, beklemeyi anlatmasıdır. İnternette çoğu yorum, kitabın bireyin yalnızlığına, yabancılaşmasına ve toplumla kuramadığı ilişkiye odaklanır. Bunlar doğru tespitlerdir; fakat bana göre Atay'ın asıl başarısı başka bir yerde gizlidir. Kitaptaki karakterler, büyük felaketler yaşamazlar. Onları tüketen şey, olacak sandıkları şeylerdir. İnsan zihni bazen gerçeklerden değil, ihtimallerden yorulur. "Acaba?" diye başlayan düşünceler, yaşanmamış olayları bile yaşanmış kadar ağır hissettirebilir. Bu yüzden kitabın adı sadece bir öykünün değil, modern insanın ruh hâlinin de özeti gibidir. Bir başka dikkat çekici yönü ise Atay'ın okuruna güvenmesidir. Duyguyu açıklamaz, öğretmez, parmağıyla göstermez. Boşluklar bırakır. O boşlukları kendi korkularımızla, kendi yalnızlığımızla doldururuz. Bu nedenle aynı kitabı yirmi yaşında okuyan biriyle kırk yaşında okuyan biri bambaşka satırların altını çizer. Ayrıca kitapta sıkça hissedilen ironi de sadece güldürmek için değildir. Atay'ın mizahı, acıyı hafifleten bir araç değil; tam tersine, acının ne kadar derin olduğunu daha görünür kılan bir aynadır. Gülümsettiği anda bile insanın içinde ince bir sızı bırakır. Belki de kitabın en çarpıcı cümlesi hiç yazılmamıştır: İnsan bazen korktuğu şey yüzünden değil, korkusuyla baş başa kaldığı için yorulur. İşte Korkuyu Beklerken bana bunu düşündüren bir kitaptır. Okudukça hikâyelerin karakterlerinden çok, kendi iç sesimizi duymaya başlarız. Bu yüzden kitap bitse bile, insanın içinde uzun süre devam eder. Modern insanın
Öykü
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
9/10
·875 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:04
Akıl ve bilimi kullanarak hayatta kalmayı anlatmış Jules Verne. Her kitabında olduğu gibi bilgi birikimi ile insanı hayrete düşürüyor. Roman, Amerika İç Savaşı sırasında balonla kaçan beş kişilik bir grubun, haritalarda dahi görünmeyen ıssız bir adaya düşmesiyle başlıyor. Kahramanların adeta sıfırdan bir dünya yaratırcasına verdiği mücadeleyi izliyoruz. Tabii esere adını veren esrarengiz olaylar da bir süre sonra ortaya çıkıyor. Metropol Yayınları'nın üç ciltlik basımını okudum. Açıkçası ilk kitabı biraz zorlayarak bitirdim. Adayı tanıtırken çok fazla yön adı ve coğrafi terim kullanılması akıcılığı düşürmüş. (Hobbit'te olduğu gibi bir harita verilseydi Jules Verne'in anlattıklarını takip etmek çok daha keyifli olabilirdi.) Ancak ikinci kitaba geçtiğimde esrarengiz olayların başlamasıyla sürükleyicilik hat safhaya çıktı. Adaya yeni kişilerin gelmesi, ada istilası, doğal felaketler , gizemlerin artması vs. merak unsurunu canlı tutmayı başarıyor. Romanın sonuna doğru Denizler Altında Yirmi Bin Fersah kitabı ile olan bağlantı beni çok şaşırtmıştı. Hak ettiği değeri görmeyen kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum, güncel basımı dahi yok, böyle bir eserin sadece çocuklar için kısa basımlarını ile tanınması üzücü. Jules Verne'nin diğer kitaplarında olduğu gibi sürekli kitapları çocukların seviyesine indirgeniyor maalesef. Öneri: Kitabı ithaki yayınlarından okumanızı öneririm metropol yayınlarının çevirisi fena olmasada akıcılığı biraz düşürdüğünü gördüm(bazı karakter soyadlarını dahi farklı)
1000Kitap
Esrarengiz Ada (3 Cilt Takım)Jules Verne · Metropol yayınları · 20033,026 okunma
huzur dolu bir kitapevi ve insanları….
10/10
·288 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:02
Selamm dostlarımmm. Bayadır inceleme yazamıyordum ama özlemişim resmen. Sizler nasılsınız? Her şey yolunda mı? Eğer kendinizi sıkışmış ve bunalmış hissediyorsanız, bir kitabevi gezmek ve kahve içmek en büyük hobiniz ise ihtiyacınız olan kitap budur. Okudukça huzurlu hissedeceğiniz bu kitap sizi aynı zamanda RS bataklığından kurtaracak bir ilaç. Çünkü bu kitap bana ilaç gibi geldi. :) O zaman gelin size konusunu anlatayım. KONUSU Youngju güzel bir iş ve düzgün bir adamla evlenerek hayatının düzgün gittiğini düşünür. Fakat içten içe tükenmişlik hissi ile hayatını geride bırakmaya karar verir. Hayali olan kitabevini açar. Zamanla fark eder ki bu kitabevi sadece onun sığınağı değil. Her gelen kişinin huzur bulduğu bir yer olduğunu fark eder. Burada hayatı nasıl yaşaması gerektiğini de öğrenir. İÇERİK Her yaşa uygun. :) İNCELEMEM Dili hakkında konuşmama bile gerek yok bence çünkü oldukça akıcı. Ben direkt kişisel gelişim kitaplarından ziyade hikâyenin içine yedirilen verilen mesajları çok seviyorum. Bana daha çok dokunuyor, işliyor. Bunu da her karakterin ayrı ayrı bir şeyler öğrenmesiyle okumak daha da keyifliydi. En sevdiğim şeylerden biri de her karakterin farklı bir yük taşımasıydı. Kimisi düzene karşı isyan ediyor, kimisi hayalleriyle, kimisi de hayatın yorgunluğuyla mücadele ediyordu. Bu yüzden her karakterden ayrı bir şey öğrenmek ve karakterlerin kendi aralarında bunları öğrenmelerini görmek çok hoşuma gitti. 20 puan versem 20 puan veririm, o derece keyifle okudum. Karakterler arasındaki diyaloglar ve ilişkiler çok doğaldı. Her karakterde kendimden bir parça buldum. O kadar çok altını çizdim ki… Hepsini yazamadım. Bu kitabı okurken kendinizi Hyunam-Dong Kitabevi’nde sevdiğiniz kitabı bulup Minjun’un yaptığı enfes kahveyi içer gibi hissedeceksiniz. Belki
Duygu ve Düşünce
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Puan vermedi·92 syf.··
2026 18. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 07:38
evet hoşuma giden yerler oldu ama çoğu yer aslında aşırı komplike bir şey anlatmıyor ama karmaşık cümleler kullanılarak insanın okuyunca hiçbir şey anlayamadığı için çok sanatsal ve edebi olduğunu düşünme eğilimi kullanılmış gibi hissettirdi. beklentimin çok aşağısında kaldı, çok abartılmış bence. okunmasa da olur, öneri değildir.
KamburŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20198,6bin okunma
Reklam
Reklam