Algoritmaların Kölesi Mi Oluyoruz?
10/10
·448 syf.·
2026 2161. kitabı
Fişini Çekemeyeceğimiz Tehdit: Yapay Zeka Ve Bilginin Karanlık Yüzü Yuval Noah Harari’nin Sapiens ve Homo Deus kitaplarında kurduğu o büyüleyici tarihsel perspektifi yakından takip eden bir okur olarak, son kitabı Neksus’u büyük bir merakla bitirdim. Harari’nin kitap boyunca kafama kazıdığı en önemli ayrım, "bilgi" ile "gerçek" arasındaki fark oldu. Hepimiz daha çok bilgiye ulaştığımızda dünyanın daha iyi bir yer olacağını varsayıyoruz. Ancak yazar, tarihten örneklerle bilginin her zaman gerçeği yansıtmadığını, çoğunlukla insanları organize etmek ve güç devşirmek için kullanılan bir düzen aracı olduğunu gösteriyor. Güçlü bilgi ağları maalesef gerçeği değil, kendi düzenlerini besliyor. Yapay zeka tarihteki matbaa ya da radyo gibi diğer teknolojilerden çok farklı olduğunu, çünkü onun kendi başına karar verebilen ve yeni fikirler üretebilen bağımsız bir aktör olduğunu çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Bu, insanlık tarihinde ilk kez kontrolü tamamen elimizden kaçırma riskiyle karşı karşıya olduğumuz anlamına geliyor. Kitabın en güçlü yanı, Taş Devri'nden totaliter rejimlere, kutsal metinlerin yazımından günümüzün sosyal medya algoritmalarına kadar uzanan o muazzam köprüyü kurması. Cadı avlarının aslında tarihin ilk "yalan haber" kampanyalarından biri olduğunu okumak, bugün algoritmalara kurban giden toplumsal kutuplaşmaları çok daha iyi anlamamı sağladı. Kesinlikle bildiğimiz durumlarda farkındalığı arttırdığını söyleyebilirim. Neksus, bana göre sadece bir teknoloji eleştirisi değil, insanlığın varoluşsal krizine tutulmuş çok güçlü bir ayna. Kitabı bitirdiğimde, cebimdeki akıllı telefona ve sosyal medya akışıma çok daha şüpheci ve tetikte bir gözle bakmaya başladım. Harari bizi felaket tellallığı yaparak korkutmaya çalışmıyor; aksine, henüz vakit varken bu bürokratik ve
Kitap Önerilerim
NeksusYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 2024757 okunma
7/10
·309 syf.·
Beğendi
·
2026 13. kitabı
"Sadece korkaklar onları seven insanlara ihanet ederler." ​Selam kitap dostlarım! ​Bugün, keşfetimde sık sık karşılaştığım ama hakkında derinlemesine yorum okumaktan kaçındığım o meşhur kitapla geldim: Sessiz Hasta. ​İyi ki de yorumlara bakmadan, sadece içgüdülerimle başlamışım. Çünkü büyük bir beklentiyle okusaydım hayal kırıklığına uğrayabilirdim; ancak beklentisiz başladığım bu yolculuk beni harika bir finale çıkardı. ​Peki, ne anlatıyor bu Sessiz Hasta? Hikaye, kocasını öldürdükten sonra tek kelime etmeyen ünlü bir ressam ile onun sessizliğini bozmaya kararlı bir psikoterapistin etrafında şekilleniyor. ​Neleri sevdim, neleri sevmedim? Kitap "gerilim" kategorisinde olsa da bence gerilimden ziyade merak duygusu hakimdi. Yazarın kurgusal oyunlarını son ana kadar fark ettirmemesi dâhiceydi! Bunu fark ettiğim andaki şaşkınlık beni gülümsetti. Finalin metaforla sonlanarak biz okuyucuya bırakılması keyifliydi. Gerilim filmi izliyormuşum hissi uyandırdı. ️ Bazı karakterlerin kurgudaki yerini tam oturtamadım (bu yorumu yazdıktan sonra belki kafamızı karıştırmış olmak için yerleştirildiklerine karar verdim), birkaç nokta karanlıkta kaldı. Ayrıca adalet her zaman yerini bulmuyor; olan yine en masuma oluyor... ️Yer yer +18 içerikler barındırdığını da küçük bir uyarı olarak ekleyeyim. ​​Zihninizi yoracak, gizem dolu bir "kim yaptı?" hikayesi arıyorsanız bu esere mutlaka şans verin. Okuduğum kitaplara ve kitap önerilerim için instagramda: okuyanhurafe isimli hesabı takibe alabilirsiniz!
1000Kitap
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Karanlığın Yüreği
Puan vermedi·254 syf.·
2026 2. kitabı
Bu kitap yazarın okuduğum ilk eseri. İngiliz Edebiyatı içerisinde 'önemli sayılan bir yazarmış' diyerek hiçbir ön okuma yapmadan kitaba başladım, ara vererek okuduğum için 2 kez okumuş oldum. İletişim Yayınları'ndan çıkan baskısında yazarın Kongo Günlüğü ve eserin eleştirileri de yer almakta. Ön okuma olarak önerilerim: 1-Yazarın biyografisi (bu basımda o dönemki olaylarla birlikte kronolojik verilmiş) 2-Belçika Kongosu tarihi. Kitap oldukça akıcı, sıfatlarla dolu uzun betimlemeler yer almakta, haliyle sizi hikayenin içine çekiyor, oldukça sürükleyici, elime aldığımda bırakması zor oldu. Esasen 20. yy başlarında Belçika Kongo'sunda yapılan sömürüyü eleştiriyor. Medeniyet götürme kisvesi altında köleleştirilen insanlar, yeteri kadar çalışmadığı gerekçesiyle ölüme terk edilenler, fildişi ticareti yapan şirketin gönderdiği memurlar ve 'hacılar' arasındaki tipik yozlaşma çok çarpıcı şekilde aktarılmış ama okurken alt metinde gayet net gördüğüm ırkçılık söz konusu. İlkellikle olan uzak akrabalığın verdiği dehşet ve merak duygusunu vurgulamış ancak tüm bunların 'insanlık dışı' olduğunu kabul etmek istemiyor veya uzak akrabalık ihtimali bundan alıkoyuyor. Avrupa-Afrika, medeniyet-cehalet, siyah-beyaz karşılaştırmaları oldukça yoğun bu yüzden benim için tam bir 'kontrastlar kitabı'. Okumaya değer mi, evet Joseph Conrad .
Karanlığın YüreğiJoseph Conrad · İletişim Yayınları · 20225,5bin okunma
7/10
·359 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 15:03
tarihsel bir anlatı atmosferine sahip olan kitap, büyünün bir zamanlar gerçek kabul edildiği fakat zamanla silikleştiği ve artık kullanılmadığı bir dönemde geçiyor. herkes büyünün geçmişte var olduğuna inanıyor gibi görünse de, onu artık göremedikleri için içten içe gerçekliğinden şüphe eder hâle gelmişler izlenimi veriyor. üç cilt olarak yazılmış eserin ilk kitabı ağırlıklı olarak Bay Norrell’e odaklanıyor. ancak odak yalnızca bu karakteri tanıtmakla sınırlı kalmıyor; onun etrafındaki kişiler, yaşanan olaylar ve geçmişle kurulan bağlantılar üzerinden genişleyen, katmanlı bir hikâye sunuyor. kitabın büyük bölümünde büyü yalnızca bir kavram olarak var hatta bir noktada ben bile büyünün gerçekten var olup olmadığını sorguladım. daha sonra ise büyünün aslında yok olmadığını, yalnızca modernleşen dünyayla birlikte geri çekildiğini görmüş oluyoruz. yer yer tuhaflıkları olağanlaştırabilen dili sayesinde okuması benim için oldukça keyifliydi. özellikle ikinci yarıda yaşananlar, devam ciltlerinin çok daha sürükleyici olacağı hissini verdi. olay ve aksiyon beklentisi yüksek olan kişiler için çok tatmin edici bir okuma olmayabilir. hikâye tek bir karakter etrafında dönmek yerine dallanıp budaklanan, genişleyen bir anlatıya sahip. bu yapıyı ve temposunu gözönünde bulundurarak kitap benim önerilerim arasındadır.
Jonathan Strange ve Bay Norrell 1Susanna Clarke · Alfa Yayıncılık · 2016142 okunma
9/10
·238 syf.·
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Türk Romanları arasında ilk defa böylesine gerçek ve güzelce yazılmış bir romana denk geliyorum. Kurgusu sanki gerçek gibi. Birisi bana İhsan Oktay Anar’ın o döneme gittiğini, bunu yazıp geldiğini söylese şüphesiz inanırdım herhalde. Okurken kitaba çok fazla ara verdim ve bunun azıcık da kitapla ilgisi vardı: kullanılan dile aşina değilseniz ki kitapta çok fazla eski Türkçe kelimeler var, sizin okumanızı ve bazen anlamanızı yavaşlatabilir. Ama neyseki kurgudan mahrum kalmıyorsunuz, sizi her şekilde o geçmiş tarihe o İstanbulun eski sokaklarına götürüyor. Bir gün tekrarda okuyacağım bir eser ve kesinlikle önerilerim arasında.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
10/10
·256 syf.··
2022 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2022 00:00
Okuduğum ilk Agatha Christie romanıydı "Doğu Ekspresinde Cinayet". Çizgi romanını görünce dayanamayıp aldım ve detaylarını unuttuğum bu cinayeti de hatırlamış oldum. Son derece heyecanlı bir hikayeyi şahane çizimlerle yeniden okumak, sanki film izliyormuşcasına keyif verdi diyebilirim. Polisiye severlerin, ya da bu tür ile tanışmak isteyenlerin merakla okuyacağı bir roman ve çizgi roman olarak önerilerim arasında dursun öyleyse. Sayfamdaki 100. kitap gönderisinin bir çizgi roman olması da ayrıca güzel oldu.
Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201936,1bin okunma