8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 20:57
Çok şey okudum ama çok az şey yaşadım." (S.37) Bu cümleyi yazdığında Borges 30 yaşındaymış ve bu hüzünlü cümle için şöyle diyor "...henüz okumanın bir yaşam biçimi olduğunun farkında değildim." Ahhh! Okumanın bir yaşam biçimi olduğunu fark etmek için ne kadar okumak ve ne kadar yaşamak gerekiyor acaba? Haziran 2014'de Floransa'da yazılan "Borges ya da oyuncaklar evi" isimli şiirle başlayan kitap, Eylül 2014'de Paris'de yazılan ve Borges'in son anlarını anlatan bir denemeyle son buluyor. Tıpkı Borges'in okumayı en sevdiği üçlü olan şiir, deneme, öykü türlerine birer ithaf gibi. Kitapta farklı yıllarda Llosa'nın Borges'le yaptığı 2 ayrı söyleşi de bulunuyor ve Borges'in yıllar içinde düşüncelerinin nasıl şekillendiğini görmek oldukça keyifliydi. Fakat asıl dikkatimi çeken Llosa'nın 50'li yıllarda Sartre rüzgarına kapılıp "yazarın çağına ve topluma karşı sorumlu olması gerektiği" inancındayken, Borges'i politika, tarih hatta sanatı hor gören, hayal evreninde bir yazar olarak görmesine rağmen ısrarla okumaya devam etmesi. İtiraf etmek gerekirse buradaki hisleri gizli gizli Ahmet Kaya dinleyen ülkücülerden pek farklı gelmedi :) Borges politikadan ve politikacılardan ısrarla uzak duruken,ona böyle bir bölüm ayırmış olması da biraz ironik! Yine, "Onetti ve Borges" bölümü de birbirinden pek haz etmeyen bu iki ismi garip şekilde bir araya getiren Llosavari bir dokunuş olmuş. Çok severek okuduğum bir kitaptı. Borges'in kişisel hayatı, kadınlardan kaçar tavrı, baston koleksiyonu, aşırı düzgün giyinmesi (evde bile kravatlı oturması), görmeye duyduğu özlemi gibi kişisel bilgilerin de olduğu şahane bir eserdi. Borges hangi dilde okunursa okunsun dildeki o sadeliği, "sözcüklerin düşüncesi" olduğu edasını hissettirdiğini bilmek beni çok mutlu etti. Borges ve Llosa seven herkese
Borges’le Yarım AsırMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 202610 okunma
Yılın en iyilerinden
10/10
·326 syf.··
2025 79. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 20:53
Okumamak’ı müthiş bir keyifle okudum. Bazı kitaplar vardır ya; okuyunca bağ kurarsın, kütüphanenin önünden geçerken bile sayfalarını açıp açıp not aldığın yerleri karıştırırsın… İşte benim için tam öyle bir kitap oldu. Okuma motivasyonumu resmen tavana çıkardı. Teşekkürler Zambra. Beni okuma–okumama üzerine, okuma alışkanlıklarım üzerine, hatta seyahatlerde kitap taşıma ritüellerim üzerine bile düşündürdü. Zambra bana da el verdi diyebilir miyiz? Bence deriz. Okuduğum–okumadığım bir sürü yazarla yeniden tanıştım. Marquez kitaplarıyla olan ortak noktalarımıza şaşırdım; en sevmediğim kitabını Zambra’nın da sevmediğini, en sevdiğim kitabını onun da favori gördüğünü öğrenince garip bir akrabalık hissi geldi. Cortázar, Buzzati, Onetti, Tanizaki… Ve en önemlisi Clarice Lispector. Bu yazarlar artık benim için Zambra öncesi ve Zambra sonrası diye ikiye ayrılıyor. Özellikle Lispector külliyatına Zambra’nın gözünden bakarak gireceğim. İçimde çok tuhaf bir duygu bıraktı: Özgürlük. Okuma özgürlüğü, okur olma özgürlüğü. Ve bu özgürlük hissini çok çok sevdim.
Edebiyat
OkumamakAlejandro Zambra · Notos Kitap · 2022181 okunma
Reklam
8/10
·368 syf.··
2025 12. kitabı
Juan Carlos Onetti’nin Kısa Hayatı, görünüşte başarısız bir reklamcı olan Brausen’in hem kendi yıpranmış hayatından kaçışı hem de yazma eylemi aracılığıyla yeni bir evren yaratışının hikâyesidir. Roman, Brausen’in zihninde filizlenen ve giderek bağımsızlaşan Santa María kentiyle, onun gündelik gerçekliği arasında gidip gelir; bu geçişler okuru yalnızca bir anlatı izleğiyle değil, “gerçeklik” ve “kurmaca” kavramlarının ontolojik statüsüyle de yüzleştirir. Onetti’nin eseri, bir karakterin hayal gücü üzerinden edebiyatın kendisini kurma ve sınırlarını yoklama süreci olarak okunabilir. Bu bakımdan roman, Latin Amerika “boom”unun patlamasından önce, bölgesel edebiyatın estetik arayışlarını evrensel bir problematiğe bağlayan öncü bir yapıttır. Ne var ki parçalı kurgusu, yoğun iç monologları ve durağan temposu, eseri sıradan okur için “zor” kılar; fakat tam da bu özellikleri, Kısa Hayatı, edebiyatın kendi işlevini sorgulayan modernist bir başyapıt seviyesine yükseltir.
Kısa HayatJuan Carlos Onetti ·  Alef · 201928 okunma
8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2024 74. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2024 00:00
‘Kurmaca yazmak dünyayı başkalarının kulağıyla duymaktır. İster katil, ister kaçak, ister tüfek mermisi çenesini kırıp boynunu deldikten sonra omuriliğini deşmeye bir-iki dakika kala korkuluğa dayanmış bir adam, ister gözleri kapalı piyano çalan bir müzisyen, kim olursa olsun, başkasının aklında içinde olup biteni içeriden yakalayabileceğine inanma çılgınlığıdır.’ . Bu çılgınlığı başarıyor Molina. Kendini yazarken bir yandan da Martin Luther King’i öldüren tüfeği ellerinde tutan James Earl Ray oluyor. Bir hikaye nasıl başlar diye soruyor ve en bilinen yöntemlerden birini kullanıyor: Şehre bir yabancı getiriyor. Şehrimiz Lizbon, zamanımızın geçmiş,bugün ve gelecek, karakterlerimiz yazmaya çalışan bir adam ve bir kaçak~ . İlk sayfalarda atlamaların çokluğuyla kafa karıştırıcı olabilen ama sonradan (sonunu bilmemize rağmen) keyifle okunan bir eser Uzayıp Giden Bir Gölge Gibi. Altını çizdiğim pek çok cümlenin yanı sıra Antonio Munoz Molina’nın titizliğini-hayran olduğu isimleri (Onetti ve Bioy Casares okumak için sabırsızlanıyorum) -şeffaflığını ve bazı yerlerdeki takıntılarını çok sevdim. . ‘Her hikaye bir son ister’ diyor Molina, hikayeyi taşıyıp, teslim ederken duyduğu hafiflik hissini de biliyoruz sanki~ Bir yabancı şehre gelir ve artık yabancı olmadığında gitmesi gerekir~ . Murat Tanakol çevirisi, Yeşim Ercan Aydın kapak tasarımıyla ~
Uzayıp Giden Bir Gölge GibiAntonio Munoz Molina · Sia Kitap · 202326 okunma
3/10
·232 syf.··
2024 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2024 00:00
Kitabın çok kötü çevirisi var. Zaman kaybetmeyin ve yolunuza devam edin durmaksızın.................................................................................................................................
Artık Fark EtmediğindeJuan Carlos Onetti · Alakarga Sanat Yayınları · 201846 okunma
8/10
·326 syf.··
2024 17. kitabı
Alejandro Zambra, sevdiğim Latin Amerika’lı yazarlardan sadece biri. Latin Amerika edebiyatını gene anlamıyla okumak, büyük bir zevk. Zambra, “Okumamak” isimli “nonfiction” (kurgudışı) eserinde, kitaplar hakkında görüşleri ve memleketlisi veya aynı dili paylaştığı yazarlar hakkında kısa bilgiler ve romanları hakkında bilgi vermeyi amaç edinmiş, şahane bir eleştiri kitabı. “Okumamak”ta, bölümler sayfa sayısı oldukça kısa tutulduğundan okumayı kolaylaştırsa da, ben, “keşke daha uzun tutulsa idi,” dediğim bölümler oldu. Özellikle “Valeria Lusseli”, “Julio Cortazar” ve “Juan Carlos Onetti” gibi yazarlar hakkında bilgiler ve okuma kılavuzunu daha bir pür-dikkat okudum, özümseye çabaladım açıkçası. Öte yandan Latin Amerika’nın ekonomik çıkması hakkında da ister istemez bilgilendiriyor bizi yazar, çünkü öğrencilik ve çocukluk dönemlerinde kitap edinmenin sıkıntısı, kitap fiyatları hakkında da söylemlerini okuyoruz. Teknoloji çağı olduğundan, binlerce kitabı çok hafif olan bir cihazda taşımının şahaneliğinden söz etmesi, özellikle sevindirdi beni. Zira, çoğu yazar ve okur, kâğıt kitap güzellemesi yapıp, kitap kokusu ve “elle tutulmadan kitap okunmaz,” gibi romantizm kokan, show amaçlı sözleri asla kalemine almıyor. Okumamak, reading-slump’a yakalanmış okurların da derdine derman olacağı kanısındayım, hatta kitabı bitirirken, Türkçeye çevrilmemiş, adını duymadığınız yazarları da okuyacaksınız. Yüksek ihtimalle epey kabarık bir liste yapıp, kitaba veda edeceksiniz. Keyifli okumalar.
OkumamakAlejandro Zambra · Notos Kitap · 2022181 okunma
Reklam
Reklam