Dokunuyorum, dokunuluyorum öyleyse varım
10/10
·57 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Dokunmak tanımaktan daha fazlasıdır. Bazen sevgiyi bazen de öğrenmeyi derinleştirir. Schmid dokunmanın çok farklı çeşitlerine DOKUNARAK kısacık esere sığdırdıyı sıra dışı yaklaşımlarıyla okurlarının yüreğine DOKUNMUŞ. Özellikle en son bölümdeki "okuma" ile ilgili tespitleri çok hoşuma gitti. Bunun yanı sıra önsöz kısmında insan hayatında (özellikle bebeklerin) temasın hayati önemine yapmış olduğu vurgu çok kıymetli.
Dokunmanın Gücü ÜzerineWilhelm Schmid · İletişim Yayınları · 20201,106 okunma
9/10
·440 syf.··
2026 59. kitabı
Bu kitaba başlamadan önce önsöz kısmında öğrendiğim bir detay dikkatimi çekti. Yazarın geçmişte bir SEAL askeri olması ve kendi deneyimlerinden de faydalanarak bu kitabı kaleme alması bence kitabın en güçlü taraflarından birini oluşturuyor. Özellikle askeri operasyonlar ve görev süreçleri oldukça gerçekçi hissettiriyordu. Kitabın başında James Reece ve ekibinin uzun süredir peşinde oldukları bir hedefe yönelik çıktıkları operasyonu okuyoruz. Ancak bu görev sırasında yaşananlar her şeyi değiştiriyor. İlk sayfalarda bir askeri roman okuyormuş gibi hissederken ilerleyen bölümlerde siyasi entrikaların, komploların ve büyük sırların merkezinde buluyoruz kendimizi. Operasyon sonrasında yaşanan kayıplar, James’in yaşadığı yıkım ve ardından eşiyle kızını da kaybetmesi olayların etkisini daha da artırıyordu. Bir noktadan sonra James’in beynindeki tümör detayıyla birlikte okuduklarımızı sorgulamaya başlıyoruz. Yaşadıkları gerçek mi yoksa bir sanrı mı bunu düşünüyoruz. Ancak olayların derinine indikçe James’in şüphelerinin boşuna olmadığını görüyoruz. Capstone Endüstri, ilaç şirketleri ve askerler üzerinde yürütülen çalışmalar devreye girdikçe taşlar yerine oturmaya başlıyor. Bu süreçte Kate karakterinin araştırmacı yönünü de başarılı buldum. James beyninde tümör olmasına ve en yakınlarını kaybetmesine rağmen pes etmemesi, gerçekleri ortaya çıkarmak için verdiği mücadele oldukça etkileyiciydi. Ben Edwards ise James’in yanında duran önemli karakterlerden biri olsa da bazı davranışları nedeniyle bende sürekli bir şüphe duygusu oluşturdu. Kitabın sonlarına doğru tempo ciddi anlamda yükseliyor. Her yeni gelişmeyle birlikte olayların birbirine bağlanışını görmek merak duygusunu sürekli canlı tuttu. Final benim için tatmin ediciydi ancak beni en çok etkileyen şey, başta bağımsız
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 041 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Cesur Yeni Dünya
6/10
·272 syf.··
2026 20. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:50
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere bilim kurgu klasiklerinden biriyle geldim. Yeni girdiğim güzel bir grupla bu kitabı okuyup bitirdik ve değerlendirmesini yapacağız. Açıkçası kitabı hiç sevemedim bana hiç hitap etmedi. Abartılmış bir klasik olarak görüyorum, tabii bu kendi fikrim. Severek okuyanlara saygım sonsuz ama bana göre değildi hiç. Gelin kitaptan bahsedelim hemen biraz. Kitap, insanların laboratuvarlarda üretildiği, çocukluktan itibaren şartlandırıldığı ve "mutluluk" adına özgürlüklerinden vazgeçtiği bir geleceği anlatır. Teknolojinin ve bilimin aşırı ilerlediği; ancak aile, bireysellik ve duyguların tamamen yok edildiği, "cemaat, özdeşlik ve istikrar" üzerine kurulu bir geleceği anlatan dünyaca ünlü bir distopya eseridir. Romanda anlatılan Londra’da insanlar geleneksel yollarla doğmaz, kuluçka merkezlerinde tüplerde üretilir ve genetik olarak sınıflara (Alfa, Beta, Gama vb.) ayrılır. Bireyler uykudayken dinletilen ses kayıtlarıyla (hipnopedya) eğitilir ve sorgulamadan sadece tüketen, haz odaklı bireyler haline getirilir. Doğal üreme ve annelik-babalık gibi kavramlar yasak ve "pornografik" bulunur. Acı ve mutsuzluk "soma" adı verilen yan etkisi olmayan uyuşturucularla bastırılır. Sistem bu şekilde kusursuz işlerken, modern dünyanın kurallarına uymayan iki karakterin ortaya çıkmasıyla düzen sarsılır. Sistemin dışında, geleneksel bir yaşam süren bir bölgede (Vahşi Rezerv John) annesiyle birlikte büyüyen John, medeni dünyaya getirilir. Shakespeare okuyarak büyüyen John, medeniyetin sözde "mutlu" ama ruhsuz insanlarına karşı çıkar; aşk, acı çekme ve özgür irade gibi kavramları savunarak sistemin yöneticileriyle felsefi bir çatışmaya girer. Roman, toplumsal istikrar uğruna insanlıktan çıkmanın ve bireyin sistem tarafından nasıl yok edilebileceğinin en çarpıcı
Bilim-Kurgu
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Puan vermedi·82 syf.·
2026 62. kitabı
Fihrist’in Opera klasikleri dizisini okumaya başladım. Açıkçası beklentim yalnızca bir librettodan ibaret bir metin okumaktı. Fakat L’Orfeo, hem operanın doğuşuna hem de müziğin bir hikâyeyi nasıl taşıyabildiğine dair oldukça kapsamlı bir giriş niteliğinde çıktı karşıma. Claudio Monteverdi’nin 1607 tarihli L’Orfeosu bugün hâlâ sahnelenen en eski operalardan biri olarak kabul ediliyor. Kitap, eserin librettosunu sunmakla yetinmiyor; önsöz, tarihsel arka plan ve değerlendirme yazılarıyla birlikte operanın neden bu kadar önemli olduğunu da anlatıyor. Operaya uzak biri olarak benim için en ilgi çekici taraflardan biri buydu. Çünkü metni okurken yalnızca Orpheus’un hikâyesini değil, aynı zamanda operanın nasıl ortaya çıktığını ve neden bir dönüm noktası sayıldığını da öğreniyorsunuz. Yunan mitolojisinden bildiğimiz Orpheus ile Eurydike’nin trajik hikâyesi eserin merkezinde yer alıyor. Sevdiği kadını ölümden geri getirmek isteyen bir adamın yeraltı dünyasına inişini anlatan bu hikâye, aslında aşkın sınırlarını, kaybı ve insanın kader karşısındaki çaresizliğini sorguluyor. Mitolojik bir anlatı olmasına rağmen duygusal tarafı son derece insani. Belki de bu yüzden dört yüz yılı aşkın süredir yaşamaya devam ediyor. Eser yalnızca müzik açısından değil, edebiyat, mitoloji ve tarih açısından da ele alınıyor. Özellikle Orpheus figürünün antik kaynaklardan nasıl devralındığı ve Monteverdi ile Striggio tarafından nasıl yeniden yorumlandığına dair bölümler, librettoyu daha bilinçli okumayı sağlıyor. Böylece metin yalnızca bir opera metni olmaktan çıkıp kültürel bir yolculuğa dönüşüyor. Kitabın fiziksel tasarımı da ayrıca dikkat çekici. Kapağın barok estetiği çağrıştıran görselliği, içerikle uyumlu bir atmosfer yaratıyor. İtalyanca metnin Türkçe çeviriyle birlikte sunulması ise hem
1000Kitap
L'OrfeoClaudio Monteverdi · Fihrist Kitap · 20245 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2019 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2019 00:00
#fahrenheit451 i okuduğumdan beri, okunanlar arasına eklemek istediğim #cesuryenidünya kitabıyla geldim bu akşam. Okuyan kadinlar kulubu olarak #heraybiryayinevi etkinliği için @ithakiyayinlari nı seçince fırsat bu fırsat dedim. Benim için kolay bir okuma olmadığını söyleyebilirim. Her türlü yoruma spoiler yememek için göz ucuyla bakan ben, sunuş ve önsöz kısmında hayatımın spoilerını yedim :) Bu maalesef kopmama sebep oldu. Bırak ben düşüneyim, fark edeyim, sorgulayayım dedim doğal olarak, kitaptaki şartlandırmayı bana niye yapıyorsun yani. Okumayı bırakıp eğlenceli olacağını düşündüğüm başka bir kitap okuduktan sonra geri döndüm okumaya. Düşe kalka sonuna ulaştım ama ilk yaşadığım hayal kırıklığını atlatabilmiş değilim. Çünkü kitabın elimde sürünmesine sebep oldu. Gelelim kitabımıza, "Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiç bir şeyin anlamı yoktur..." siz de böyle mi düşünüyorsunuz? Bu kitapta her şey ulaşılabilir. Hep mutlusunuz, mutsuz hissettiğinizde küçük bir ilaçla göklere uçuyor uyuşuyorsunuz, yani yine mutlusunuz. Yaşlanmak, kederlenmek, yoksulluk, yoksunluk, aşk, aile hiç bir şey yok. Doğmuyorsunuz, doğurmuyorsunuz. Bunun içinde makineler var. Üretimin kalitesine göre sınıflandırılıyorsunuz, alt ya da üst tabaka diye. Uyum sağlayamadıysanız, üretimde bir hata olduysa aykırıların olduğu, düşünen sorgulayan idrak edenlerin olduğu adaya sürülüyorsunuz mis gibi :) Daha üretilmeden önce (doğmadan önce değil), size sürekli dinletilen, beyninizi yıkayan, sizi şartlandıran mekanik ses hallediyor herşeyi. Okuyan insanlara tahammül edemiyorlar. Okurlarsa anlarlar, anlarlarsa şartlandırdığımız reflekslerinden kurtulup özgürleşirler, sistemi sorgularlar diye korkuyorlar. Çünkü "Birey hissederse topluluk sendeler" Çünkü biliyorlar "Her değişim istikrar için bir
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
9/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:00
Sinemayı sevdiğim kadar onunla ilgili kitapları okumayı da seviyorum ama her zaman iyi bir kitaba rastlamak mümkün olmuyor. Cündioğlu'nun kitabı iyi bir kitap. Kitabında yer verdiği filmleri ve bunlarla ilgili felsefi düşüncelerini okuyunca, hangi film sinemadır hangisi değildir tereddüt ettim. Varlığından haberdar olmadığım filmlerle karşılaştım. Merak ettiklerimi buldum ve izlemeye başladım. Bunların sayısı da 24 oldu. Kitap daha en başında, özsözüyle etkiledi. Önzösün sonundaki, "Bu önsöz Ingmar Bergman'ın Nattvardsgästerna (1963) adlı filminin yorumundan ibarettir." cümlesi bile beni üç filmlik bir yolculuğa çıkardı. Kitapta neler var? Tek bir sistematik kitap gibi değil, daha çok, dağınık ama tematik olarak birbirine bağlanan denemeler bütünü gibi. Sinemayı açıklamaktan çok, sinema ve yazarın felsefi düşünme biçimi arasındaki etkileşimden bahsediyor. Cündioğlu teknik film analizinden çok, “bakış” meselesine odaklanmış. Yani kamera, plan, kurgu gibi unsurlar ikinci planda kalıyor; asıl mesele, sinema aracılığıyla insanın dünyayı nasıl gördüğü ve gördüğünü nasıl anlamlandırdığı. Cündioğlu; sinemayı gündelik bir eğlence alanı olarak değil, ontolojik bir problem olarak ele alıyor. Sinema örneklerini analiz etmekten ziyade, düşünsel bir sıçrama noktası olarak kullanıyor. Düşünsel arka planda ise Heideggerci varlık sorusu, İslami metafizik referanslar ve klasik felsefe tartışmalarının izleri var. Konu başlıkları da ilgi çekici. Bunlarla birlikte, ne yazık ki, kitap bir "okur dostu" değil. Bazı filmlerin İngilizce veya Türkçe isimleri verilmemiş. Bunları kitap üzerinde not almak zorunda kaldım. Kitap sonunda bir liste yapılabilirmiş. Başka bir özellik de Cündioğlu'nun yazım dili. Evet, birkaç dili, kelimelerinin etimolojisi hakkında bilgi verecek kadar iyi biliyorsundur
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma