10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:56
Çiçeği burnunda bir yazar olarak, bu kitabın sonunda yer alan, 195-199 sayfaları arasındaki 'önsöz'ü tüylerim ürpererek okudum çünkü kitabımı tamamladığımda buna benzer cümleler benim de cümlelerimdi. Kitaptaki her karakterin aslında yazarın bir parçası olması fikri her ne kadar sıra dışı bir fikir olmasa da usta bir kalemden, farklı cümlelerle okuyunca etkilendim. Bir okur olarak başlarda kitabın konusuna 10 üzerinden 10, anlatım diline 10 üzerinden 8 diyebilecek durumdaydım çünkü konusu her ne kadar güzel olsa da edebiyat kokutulmaya çalışılmış çok uzun cümleleri, cümlenin öğeleri açısından bir edebiyat öğrencisinin ilgisini çekecek olsa da, bir 'Edebiyat Ödülü' alacak olsa da, yer yer, benim içimi baymadı desem yalan olur. (bu cümle bile yersiz uzun :) ) Zira aynı cümleyi iki kez okumaktan pek haz etmem :) Fakat tüm bunlara rağmen kitabın ortasından sonrası nispeten daha akıcı, bütünlüğü sağlanmış olması sebebiyle ve yaklaşık son 20 sayfada ruhumu çekip kitaba katmış olması sebebiyle, kitap için 10 üzerinden 10 diyebilirim. Konusuna gelecek olursak kitaplar ve siyaset gibi konular insanlara acı verdiği için kitapların itfaiyeciler tarafından yakıldığı bir dünya düzeni anlatılıyor. Başrol Montag'ın ise 'Bu durum hep böyle miydi, itfaiyecilerin asıl görevi bu muydu?' diye sorgulaması ile başlayan macerasının içine giriyoruz bir süre sonra. Eh, daha da fazla spoiler vermeyeyim. Bu kitaba bir şans verin derim çok sevdiklerim arasına ekledim bile. Siz okudunuz mu? Nasıl buldunuz? Bu yorum sonrası okumaya karar verir miydiniz?
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
Puan vermedi·65 syf.··
2026 58. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 03:28
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Zadie Smith'in “Martha ile Hanwell” adlı öyküleri oldu. Yazarı, önceden duymuştum fakat geçen ay okuduğum “İngiliz Edebiyatı 101” kitabında da geçince tanışmak istedim. Everest Açıkhava Serisinden 68 sayfalık iki göçmen öyküleri bulunuyor içinde. Pdf'den okuduğum için bu defa önsöz yoktu. Yorumlarda gördüğüm kadarıyla Önsöz'de iyi tespitler bulunuyormuş. İki karakterinde iç dünyasında bir yere ait hissedememesinin sorununu göstermek istemiş yazar. Açıkçası tatmin edici bir okuma olmadı.
Edebiyat Hikaye Öykü
Martha ile HanwellZadie Smith · Everest Yayınları · 2021456 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dokunuyorum, dokunuluyorum öyleyse varım
10/10
·57 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Dokunmak tanımaktan daha fazlasıdır. Bazen sevgiyi bazen de öğrenmeyi derinleştirir. Schmid dokunmanın çok farklı çeşitlerine DOKUNARAK kısacık esere sığdırdıyı sıra dışı yaklaşımlarıyla okurlarının yüreğine DOKUNMUŞ. Özellikle en son bölümdeki "okuma" ile ilgili tespitleri çok hoşuma gitti. Bunun yanı sıra önsöz kısmında insan hayatında (özellikle bebeklerin) temasın hayati önemine yapmış olduğu vurgu çok kıymetli.
Dokunmanın Gücü ÜzerineWilhelm Schmid · İletişim Yayınları · 20201,106 okunma
9/10
·440 syf.··
2026 59. kitabı
Bu kitaba başlamadan önce önsöz kısmında öğrendiğim bir detay dikkatimi çekti. Yazarın geçmişte bir SEAL askeri olması ve kendi deneyimlerinden de faydalanarak bu kitabı kaleme alması bence kitabın en güçlü taraflarından birini oluşturuyor. Özellikle askeri operasyonlar ve görev süreçleri oldukça gerçekçi hissettiriyordu. Kitabın başında James Reece ve ekibinin uzun süredir peşinde oldukları bir hedefe yönelik çıktıkları operasyonu okuyoruz. Ancak bu görev sırasında yaşananlar her şeyi değiştiriyor. İlk sayfalarda bir askeri roman okuyormuş gibi hissederken ilerleyen bölümlerde siyasi entrikaların, komploların ve büyük sırların merkezinde buluyoruz kendimizi. Operasyon sonrasında yaşanan kayıplar, James’in yaşadığı yıkım ve ardından eşiyle kızını da kaybetmesi olayların etkisini daha da artırıyordu. Bir noktadan sonra James’in beynindeki tümör detayıyla birlikte okuduklarımızı sorgulamaya başlıyoruz. Yaşadıkları gerçek mi yoksa bir sanrı mı bunu düşünüyoruz. Ancak olayların derinine indikçe James’in şüphelerinin boşuna olmadığını görüyoruz. Capstone Endüstri, ilaç şirketleri ve askerler üzerinde yürütülen çalışmalar devreye girdikçe taşlar yerine oturmaya başlıyor. Bu süreçte Kate karakterinin araştırmacı yönünü de başarılı buldum. James beyninde tümör olmasına ve en yakınlarını kaybetmesine rağmen pes etmemesi, gerçekleri ortaya çıkarmak için verdiği mücadele oldukça etkileyiciydi. Ben Edwards ise James’in yanında duran önemli karakterlerden biri olsa da bazı davranışları nedeniyle bende sürekli bir şüphe duygusu oluşturdu. Kitabın sonlarına doğru tempo ciddi anlamda yükseliyor. Her yeni gelişmeyle birlikte olayların birbirine bağlanışını görmek merak duygusunu sürekli canlı tuttu. Final benim için tatmin ediciydi ancak beni en çok etkileyen şey, başta bağımsız
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 041 okunma
Cesur Yeni Dünya
6/10
·272 syf.··
2026 20. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:50
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere bilim kurgu klasiklerinden biriyle geldim. Yeni girdiğim güzel bir grupla bu kitabı okuyup bitirdik ve değerlendirmesini yapacağız. Açıkçası kitabı hiç sevemedim bana hiç hitap etmedi. Abartılmış bir klasik olarak görüyorum, tabii bu kendi fikrim. Severek okuyanlara saygım sonsuz ama bana göre değildi hiç. Gelin kitaptan bahsedelim hemen biraz. Kitap, insanların laboratuvarlarda üretildiği, çocukluktan itibaren şartlandırıldığı ve "mutluluk" adına özgürlüklerinden vazgeçtiği bir geleceği anlatır. Teknolojinin ve bilimin aşırı ilerlediği; ancak aile, bireysellik ve duyguların tamamen yok edildiği, "cemaat, özdeşlik ve istikrar" üzerine kurulu bir geleceği anlatan dünyaca ünlü bir distopya eseridir. Romanda anlatılan Londra’da insanlar geleneksel yollarla doğmaz, kuluçka merkezlerinde tüplerde üretilir ve genetik olarak sınıflara (Alfa, Beta, Gama vb.) ayrılır. Bireyler uykudayken dinletilen ses kayıtlarıyla (hipnopedya) eğitilir ve sorgulamadan sadece tüketen, haz odaklı bireyler haline getirilir. Doğal üreme ve annelik-babalık gibi kavramlar yasak ve "pornografik" bulunur. Acı ve mutsuzluk "soma" adı verilen yan etkisi olmayan uyuşturucularla bastırılır. Sistem bu şekilde kusursuz işlerken, modern dünyanın kurallarına uymayan iki karakterin ortaya çıkmasıyla düzen sarsılır. Sistemin dışında, geleneksel bir yaşam süren bir bölgede (Vahşi Rezerv John) annesiyle birlikte büyüyen John, medeni dünyaya getirilir. Shakespeare okuyarak büyüyen John, medeniyetin sözde "mutlu" ama ruhsuz insanlarına karşı çıkar; aşk, acı çekme ve özgür irade gibi kavramları savunarak sistemin yöneticileriyle felsefi bir çatışmaya girer. Roman, toplumsal istikrar uğruna insanlıktan çıkmanın ve bireyin sistem tarafından nasıl yok edilebileceğinin en çarpıcı
Bilim-Kurgu
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Puan vermedi·82 syf.·
2026 62. kitabı
Fihrist’in Opera klasikleri dizisini okumaya başladım. Açıkçası beklentim yalnızca bir librettodan ibaret bir metin okumaktı. Fakat L’Orfeo, hem operanın doğuşuna hem de müziğin bir hikâyeyi nasıl taşıyabildiğine dair oldukça kapsamlı bir giriş niteliğinde çıktı karşıma. Claudio Monteverdi’nin 1607 tarihli L’Orfeosu bugün hâlâ sahnelenen en eski operalardan biri olarak kabul ediliyor. Kitap, eserin librettosunu sunmakla yetinmiyor; önsöz, tarihsel arka plan ve değerlendirme yazılarıyla birlikte operanın neden bu kadar önemli olduğunu da anlatıyor. Operaya uzak biri olarak benim için en ilgi çekici taraflardan biri buydu. Çünkü metni okurken yalnızca Orpheus’un hikâyesini değil, aynı zamanda operanın nasıl ortaya çıktığını ve neden bir dönüm noktası sayıldığını da öğreniyorsunuz. Yunan mitolojisinden bildiğimiz Orpheus ile Eurydike’nin trajik hikâyesi eserin merkezinde yer alıyor. Sevdiği kadını ölümden geri getirmek isteyen bir adamın yeraltı dünyasına inişini anlatan bu hikâye, aslında aşkın sınırlarını, kaybı ve insanın kader karşısındaki çaresizliğini sorguluyor. Mitolojik bir anlatı olmasına rağmen duygusal tarafı son derece insani. Belki de bu yüzden dört yüz yılı aşkın süredir yaşamaya devam ediyor. Eser yalnızca müzik açısından değil, edebiyat, mitoloji ve tarih açısından da ele alınıyor. Özellikle Orpheus figürünün antik kaynaklardan nasıl devralındığı ve Monteverdi ile Striggio tarafından nasıl yeniden yorumlandığına dair bölümler, librettoyu daha bilinçli okumayı sağlıyor. Böylece metin yalnızca bir opera metni olmaktan çıkıp kültürel bir yolculuğa dönüşüyor. Kitabın fiziksel tasarımı da ayrıca dikkat çekici. Kapağın barok estetiği çağrıştıran görselliği, içerikle uyumlu bir atmosfer yaratıyor. İtalyanca metnin Türkçe çeviriyle birlikte sunulması ise hem
1000Kitap
L'OrfeoClaudio Monteverdi · Fihrist Kitap · 20245 okunma