Puan vermedi·575 syf.··
2025 136. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 20:13
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Goethe'den “Faust” oldu. Şeytanın Tanrı'ya meydan okumasıyla başlayan, şeytanın insanla anlaşma yapmak istemesiyle devam eden mitolojik karakterlerin de bolca yer aldığı şiirsel ve alegorik bir metin Faust. Önsöz'de detaylı bahsedilen Faust trajedisi iki bölüme ayrılan, Goethe'nin yirmili yaşlarının başlangıcında, 60 yılda manzum trajedi olarak tamamlanır. Yazarın gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerinden izler taşır. İlk bölüm Faust ve tabi ki Şeytan Mephisto ve de Gretchen'e odaklanılan bir evreden sözedilir. İkinci bölümün konuları içinde bir tutarlılık ve uyumluluk olmadığını görürüz. Daha da karmaşıklaşan damdan düşercesine karşımıza çıkan mitolojik karakterler, Truva savaşı ve güzeller güzeli Helen ile büyülü bir dünyanın içinde bulur kendini Faust. Goethe, dönemin ünlü yazarlarına ve tarihte önemli görülen simalara da göndermeler yapar. Tragedyanın ilk bölümünde; şehvet dolu arzular, yalancı şahitlik, cinayet, vicdan azabı, en büyük günah olguları işlenir. Tragedyanın ikinci bölümünde ise; şeytan Mefisto, Faust'u gerçeklikten öte bambaşka bir âleme götürür. Tanrı ve şeytanın insan ruhu üzerine iddialaştığı bencillik ve ahlâki davranışlar irdelenir. Faust'un şeytana uymasına rağmen lanetle sonuçlanması gerekirken öngörülenden farklı olarak Goethe, Faust'u kurtarmayı seçerek bir paradoksla okuru baş başa bırakır. #kitapalıntıları TANRI ... Karanlık arzularının içinde bunalan iyi bir insan, Asla ayrılmaz doğru yoldan. FAUST ... Haddimi bilmeli, seninle eşit görmemeliyim kendimi! Gücüm yettiyse de seni çağırmaya, Yetmeyecekti seni kavramaya. O mutlu anda Kendimi öylesine büyük, öylesine küçük hissettim ki; İttin beni zalimce
Tiyatro Senaryo - Oyun
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Doğu Batı Yayınları · 202416,9bin okunma
10/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2025 86. kitabı
Mehmed Niyazi / Türk Tarih Felsefesi.  Mehmed Niyazi Özdemir (1942-2018) ilk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi ve 1967'de mezun oldu. O zamanlar hukuk fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip izin alarak, edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne de devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak edebiyat fakültesinin felsefe bölümünden de diploma aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk devletlerinde temel hürriyetler" başlıklı doktora çalışmasına başladı. Uzun yıllar Almanya'da yaşadı. 1988 yılında Türkiye'ye döndü. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 1987'den itibaren ilk başta haftada üç gün, sonraları haftada bir gün Zaman gazetesinde yazdı. 10. Nisan 2016 tarihinden itibaren her pazar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazısı yazmaya başladı. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman batı dergilerinde yayınlandı. Mehmed Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde, toplumsal ve sosyal konuları işlemeyi şiâr edinmişti. Felsefî eserlerinde ise Türkiye'nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıkladı. Mehmed Niyazi Özdemir, 11. Mayıs 2018 tarihinde İstanbul'da Acıbadem Koşuyolu Hastanesi'nde vefât etti. Cenazesi ertesi gün Marmara İlahiyat Fakültesi Camii'nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi. Felsefe: Varlık, bilgi ve değerler alanıyla ilgili problemleri akılcı, tenkitçi yöntemlerle
Türk Tarih FelsefesiMehmed Niyazi · Ötüken Neşriyat · 200887 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·192 syf.··
2025 19. kitabı
AZİYADE / PIERRE LOTİ Seneler önce okuduğum romanı, 10 Haziran Pierre Loti'nin ölüm yıldönümü diye tekrar okudum. Ama yorumu paylaşamadım. Bu arada sahaftan sadece yazarı Pierre Loti diye aldığım "Doğu'daki Hayalet" ise Aziyade'nin devam kitabıymış. Çevirmenin Önsözü'nde; "1879 yılının Ocak ayında piyasaya çıkan roman pek ilgi uyandırmadı. Bunda yapıtın iyi kurgulanmış bir ankatıyı gerektiren döneme özgü estetik normlarının dışına çıkmasının payı olduğu söylenebilir. Alışılmış anlamda bir dolantıdan yoksun olan romanda 'anlatılan bir serüven değil, küçük tikel olaylardır. Birbiri ardına sıralanan bu küçük tikel olaylar yapıta bir belgesel çeşnisi katmaktadır. Daha önemlisi, bunların siyasal ve tarihsel bir fon üzerine oturtulmasıdır." diyor. Loti'nin arkadaşı Plumkett'in yazdığı bir önsöz de var. Kitabın başında "Aziyade" başlığı ile '10 Mayıs 1876'da Türk Ordusuna katılan ve 27 Ekim 1877'de Kars surları önünde şehit düşen bir İngiliz deniz teğmeninin notlarından (günlük) ve mektuplarından derlenmiştir.' demekte. Bunlar Loti'den, Teğmen William Brown, Teğmen Plumkett ile ablasına ve onların Loti'ye yazdıkları mektuplar, bir de cevabı olmayan Loti'den İstanbul'da İzzettin Ali'ye yazılmış bir mektup var. Ara boşlukları ise Loti'nin günlüğü doldurmakta. Romana adını veren Aziyade'nin anlamı; serbest, hür, kurtulmuş demek. Yalnızlık başlıklı ikinci bölümün XI. kısmında Loti; Eyüp Camii içine girmek öteden beri Hıristiyanlara yasaktır, hatta civarı bile onlar için tekin değildir, demiş araştırdım ama ben böyle bir bilgiye ulaşamadım. Sultan Abdülaziz'in tahtan indirilip yerine V. Murat'ın getirilmesi, üç ay sonra onun yerine II. Abdülhamit'in tahta çıkarılması, 23 Aralık 1876'da Meşrutiyet'in ilanı ve aynı gün toplanan Tersane Konferansı, Selanik Hadisesi gibi arka
AziyadePierre Loti · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,222 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
KAĞIT GEMİLER Yazar: Ayşegül Çelik "Korkunç şeyler yaşıyoruz, bizi ezen, un ufak eden şeyler. Fakat nasıl oluyor da, bütün bunlar fazladan bir damla merhamet yaratmıyor dünyada? Nasıl oluyor da, biri çıkıp Cehennem'in kapısından dönmüyor? Neden herkes kendinden önceki suçunu üstlenip kaldığı yerden devam ediyor can yakmaya? Dağ, taş, bütün dünya değdiği yeri yakıp kül eden hikâyelerimizle dolu. Toprağa sızıyor bunlar, bu koskoca dünya yarattığımız acıyla kavruluyor." ✧ YÜZÜ DEĞİL, BAHTI GÜZEL OLMALI İNSANIN.. ♡ Herkese Merhaba Sevgili Ayşegül Çelik 'in kalemiyle tanışma kitabım oldu "Kağıttan Gemiler". Kısacık bir öykü kitabı, lâkin yazarın masalımsı anlatımına hayran kaldım. Kitabın kapağını açtığımızda bizleri böyle güzel bir yazıyla karşılıyor Ayşegül Çelik. "İki sayfa arasına bir reyhan yaprağı koyuyorum. Masalın ilk harfidir bu. Çünkü dev bir orman kuracağım onun altına. Okuduğun ilk satır, sabah güneşinin vurduğu buğulu bir patikaya götürecek seni. Ağaçlara dolanan çalı güllerinin, zakkumların arasından usul usul yürüyeceksin. Topraktan yükselen buğu, “Çınarları selamla!” diye fısıldayacak. O zaman durup etrafını saran ağaçlara bir daha bakacaksın. Bir daha ve yeni bir gözle. Nasıl dupduru bir mutlulukla topraktan fışkırdıklarına şaşıracaksın. Ağaç denen mucizeyi ilk görüşün bu olacak. Islak toprağın kokusunu içine çekeceksin. Çiy damlalarındaki güneş gözünü alacak. Aynı nehirden sulanan geyikle kaplanı, gökte kol kola gezen güneş ve ayı görünce, burada geçer akçenin merhamet, dilin aşk olduğunu anlayacaksın." Ve devamında birbiriyle bağlantılı olarak, belli bir olay örgüsü ile devam eden on bölümden oluşuyor. Önsöz 'den başlayarak son sayfaya kadar bir kadının toplumdaki yeri konu alınsa da, alt metinde çok net mesajlar da var.. Hepsi bu masalın içinde, masal
Kağıt GemilerAyşegül Çelik · Can Yayınları · 2013283 okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
Hayatının çoğu düşünmek ile yazmak ile geçen anlatıcı (Kazancakis), Zorba ile tanışıyor. Zorba onun hayattan ıskaladığı tüm şeyleri yapan bir kişi; yemeğini tadını, lezzetini alarak yiyor, bedeniyle, düşünceleriyle kendini tamamen işine vererek çalışıyor, dans etmeyi seviyor, dans ederek konuşabiliyor, müziği seviyor, Santur çalıyor. Kendinde eksik olan her şeyi mutlu şekilde yapan Zorba anlatıcımızı çok etkiliyor. Hayatın tadının anda kalarak çıkacağını görüyor yazar. Zorba ile tanıştığında Buda ile ilgili bir çalışma yapıyor anlatıcı. Önsöz'den Buda'nın da Kazancakis'i çok etkilediğini öğreniyoruz. Buda ile Zorba ilişkisini düşündürdü kitap bana ama çok bu ilişkiyi anlamlandıramadım. Buda'yı çok iyi bilmediğim için olabilir. Buda’yı biraz öğrenmem iyi olabilir. Chapgpt’ye bu ilişkiyi sorduğumda, şöyle bir cevap aldım: “Buda'nın öğretilerinde de içsel huzur ve kaçış arayışı var. Ancak Zorba daha çok bedeniyle ve dünyayla tam bir bağ kurarak yaşarken, Buda daha çok zihinsel ve manevi huzuru vurgular. Bu iki yaklaşım, hem dışarıya yönelik hem de içsel bir huzur arayışını simgeliyor olabilir. Buda'nın etkilendiği şeylerin bir kısmı, Zorba'nın daha dünyasal ve neşeli bir şekilde hayatı kucaklayışında görülebilir, ama ikisi de insanın içsel boşluklarını doldurma çabasında farklı yollar izliyorlar.” Kazancakis bu iki farklı yolu da bize hatırlatıyor. Yazarın bu kitabı yazarken kendi hayatını sorguladığı bir döneminde olduğunu düşünüyorum. Zorlu bir coğrafyaya sahip Girit’te geçiyor kitap. Kitabı okurken Girit’e gitmek istedim. Kitapta iki kadın karakter öne çıkıyor. Dul Kadın ve Madam Ortans. Dul Kadının öldürülmesi ve Madam Ortans’ın ölüm yatağındayken, çevredekilerin onun eşyalarını yağmalaması bölümlerini okuduğumuzda insan oğlunun ne kadar acımasız olabileceğini tekrar
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,6bin okunma
Puan vermedi·161 syf.·
2025 98. kitabı
ağustos otuz 1 iki bin 21 dediler ustan ölmüş “çok gülünçsün azrail ferhan şensoy ölür mü? Yine Ferhan Şensoy... Yine Kitaphan... – Bıkmadın mı bu aydını anlatmaktan? Anlattıkça, anlattığım kadar yeni öğrenilecek bilgiler olduğunun farkına varıyorum. Yani yine “internet aleyhisselam”'ı, okuduğum kitaplarını verdiği röportajları tarıyorum. Bu sefer ustanın önceki incelemelerde değinmediğim faaliyetlerine - ve bir çılgınlığına ki hayatı çılgınlıklarla doludur, 50'den fazla tiyatro oyunu yazmak çılgınlık değil de nedir?- değineceğim Ama öncelikle tabii ki kitabı... Sanırım eseri en kısa şekilde geniş çaplı anlatan tek inceleme olacak. Ön sözden önceki sayfası: i.hizliresim.com/aknmn1x.jpg Önsöz'ün son sayfası: Kimileri 1945'te yazılmış bu metinlerin, hâlâ ne denli güncel ve taze olduklarını; Haldun Ta- ner'in önce insanı ve dünyayı, sonra Türkiye'yi ve toplumumuzu ne kadar doğru ve filozofça analiz ettiğini şaşarak göreceksiniz. Ferhan Şensoy 21.03.1997, Ankara (i.hizliresim.com/oh3bce3.jpg) Ve son olarak Davetiye: i.hizliresim.com/6nzklof.jpg Netçe yansıttığımı düşünüyorum. Sormak istediğiniz bir şey olursa yorum kısmından cevap veririm. Konudan konuya atlayarak devam ediyorum. Bulanık kafayla yazılmış bir inceleme olacak gibi. Gibisi fazla . Kim bilmez ki Şarabi şiirini, hani Tuncel Kurtiz seslendirmişti: youtu.be/1JywloIUmc4
Haldun Taner KabareFerhan Şensoy · Bilgi Yayınevi · 200072 okunma