Onur

_Biz kimiz? Nereden gelip, nereye gidiyoruz? _Biz insanlar, bir kapının önüne bırakılmış yeni doğan bebekleriz. Sepetlerimize bebeklerin kim olduğuna, nereden geldiğine dair ya da atalarının kimler olduğuna dair bir not da iliştirilmemiş. Bu yetim bebeklerin sicilini öğrenmeyi özlemle bekliyoruz. Pek çok kültür sürekli olarak ebeveynlerimizle ilgili dini fanteziler üretmiştir. Yetim çocukların yaptığı gibi, terk edildiğimiz için biz de bazen kendi kendimizi suçlarız. Mutlaka bir hata yapmış olmalıyız; Hikayelerimizden şüphe duymaya yeltenenleri ise en ağır şekilde cezalandırırız. Uydurduğumuz hikayeler belki de hiç yoktan iyidir. Böylelikle cahilliğimizle ve bir kapının önünde çıplak ve başıboş bırakıldığımız gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalmayız. _Eskiden Evrenin Kralı idik ama şimdi bizden, aşağının da aşağısı, çamurumsu, sümüksü, gözle görülemeyecek kadar küçük ve beyinsiz yaratıkların soyundan geldiğimizi kabul etmemiz isteniyor. Kendimizden utanıyoruz. Dünya'nın biz insanlar için yapılmamış olduğunu duymaktan hoşlanmıyoruz. Kendimizi çıkmaza girmiş ve yalnız hissediyoruz. Varoluşumuza anlam verecek bir amaç bulmak için yanıp tutuşuyoruz. Ölümlüler tarafından uydurulmuş ahlak kurallan bize etkileyici gelmiyor, ahlak kurallarının bize yukarıdan, Tanrıdan sunulmasını istiyoruz. Atalanınızı tanıyıp tanımamak konusunda kararsızız. Onlar bize hala yabancı. _Dünya'run nasıl oluştuğunu daha iyi anladıkça, Tann'yı veya tanrıları yaratma ihtiyacımız azalıyor. Reşit olmanın bedeli güvenlik kalkanlarından mahrum kalmak. _Hangi insani eğilimlerimizi güçlendirmeli ve hangilerinden kendimizi korumalıyız? _Yaşam tarihinin, evrim sürecinin ve bu gezegendeki diğer varlıkların doğası üzerine yapılan çalışmalar kayıp halkalara bir parça ışık tutmayı başardı. Unutulmuş atalanmızla
Reklam
_Her şey algıdır. Herhangi bir şeyi itici ya da çekici kılan tamamen senin zihnindir. Karar veren faktör sensin. _Zihin, aldatıcıdır. Gerçekte ikilem yoktur. Gerçekte sorun yoktur. Hiç olmamıştır, hiç olmayacaktır. Zihinde sorunlar vardır ve sen gerçekliğe zihnin aracılığıyla bakarsın. Böylece gerçeklik sorunlu olur. _Sağlıksız bir zihinle ne yoga ne de Tantra işe yarayabilir. Başlamak için sağlıklı bir zihne, öncelikle de cinsel açıdan sağlıklı bir zihne ihtiyaç vardır. Bizim sözde hasta toplumumuzda ne yoga ne de Tantra bunu yapabilir. Çünkü yogayı seçtiğimiz zaman arzularımız faydasız hale geldiği için seçmeyiz onu. Hayır, onlar hala anlamlıdır. Kendi kendilerine dökülüp gitmemektedirler. Onları gitmeye zorlamamamız gerekmektedir. Yogayı seçersek onu bir baskılama tekniği olarak seçeriz. Tantrayı seçersek, bir kurnazlık, derin bir aldatmaca olarak seçeriz. Arzularımızı yaşamak için bir bahane olarak. _Tantra sana zihnini değiştirmen için bilimsel teknikler önerir. Zihin bir kez değişince karakterin de değişir. Zihin incelikli maddeden başka bir şey değildir. Bir kez farklı bir zihne sahip olunca, farklı bir dünyaya da sahip olursun. Çünkü zihin aracılığıyla bakarsın. Gördüğün dünyayı belirli bir zihin aracılığıyla görürsün. Zihnini değiştir, o vakit farklı bir dünya göreceksin. Peki ya zihin yoksa? Tantra için nihai olan budur; Zihnin olmayan bir durum yaratmak. Dünyaya bir aracı olmadan bak. Oynarken zihninin tüm kapıları aralanır. Ciddi olduğunda zihninin kapıları sımsıkı kapalıdır. _Aşkı bilmek için aşık olunmalıdır sözü tehlikelidir, çünkü aynı kalmayacaksındır. Deneyim seni değiştirecektir. Yeniden doğum denilen şey budur: iki kere doğmak. _Sorular doğduğu zaman, içinde soruldukları zihin durumuna göre farklılaşabilirler. Kendini doğrudan değil, başkalarının
Felsefe
_UYUYORSUN! Rüyadasın. Gece gündüz demeden rüya görüyorsun. Bazen açık bazen de kapalı gözlerle. Hakikat değilsin. Rüya gören bir zihin, hakikati göremez ve hakikati de bir hayale dönüştürür. Gerçekle yüzleşirsen gerçek, hakikate dönüşür; kaçarsan yalanlar içerisinde yaşarsın. Uyan! Uyanık ol. Uyanık olmak hedeftir. Sessizlik içinde düşünerek uyanırsın ve her şeyin farkına varıp arınırsın. Bu bir eylem değil, oluştur. Elindeki elmas’ın değersiz bir taş olduğunu fark ettiğinde o, kendiliğinden düşüverir ve gerçek hazineleri ararsın ve o hazineler burada, “şimdi”dedir. Gürültü ise uyuyakaldığın yerdir. Sessizlik, kişinin uyandığı yerdir ve gürültülü zihin ise kişinin uyuyakaldığı yerdir. Eğer zihnin gevezelik etmeye devam ederse uyuyorsun. Sessizce otururken zihin kaybolursa ve sen kuşların gevezeliklerini duyabilirsen ve içerde zihinsizsen; bir sessizlik, kuşun bu ıslığı, ötüşü ve zihinsizlik kafanda işliyor, tam sessizlik. O zaman farkındalık içinde yükselir. O dışardan gelmez, içinden yükselir, içinde gelişir. Aksi halde unutma: Uyuyorsun. _Uyanıkken tek bir ortak dünya vardır; uyuyanlarınsa her birinin kendi özel dünyası vardır. Rüyalar özeldir, hakikat özel değildir. Bu dünya gerçek dünya değil. Var olmadığından değil —vardır— ama sen onu bir hayal ekranı aracılığıyla görüyorsun. Arada bir bilinçsizlik var; ona bakıp kendi tarzında yorumluyorsun; tıpkı bir ayyaş gibisin. İnsanlar rüyada, uykuda, arzuları tarafından tamamıyla zehirlenmiş bir biçimde yaşadılar ve var oluşa arzularının içinden baktılar. O zaman da o gerçek var oluş değildi; kendi uykularını onun üzerine yansıttılar. Tüm var oluşu bir ekran gibi alıp kendi zihnini onun üzerine yansıtıyorsun. Orada olmayan şeyleri görüyor ve orada olan şeyleri de görmüyorsun. Tüm yanlış şeyler yanlıştır, kendisi yüzünden
Psikoloji
_Hayat, sürprizlerle dolu bir kumardır ve hayatın ne olduğunu sadece kumarbazlar bilir. _Eğer cesur değilsen samimi olamazsın, sevemezsin, güvenemezsin, gerçeğin peşine düşemezsin. O yüzden önce cesaret gelir. Ve diğer her şey onu izler. _Risk al. Belirsizlik deme; merak de. Güvencesizlik deme; özgürlük de. Bu güvencesizlik, hayatın özgürlüğüdür. _Seni köle yapan şey kendi korkuların. Korkusuz olduğun zaman artık köle değilsin. Korku dolu insanlar, bilinenin ötesine adım atamaz. Bilinen, bir çeşit rahatlık ve güvenlik verir. _Bütün huzursuzluğun, bütün sıkıntının nedeni zihnin kendisidir. Huzur, zihin olmadığında vardır. O yüzden zihinsel huzur diye bir şey var olamaz. _Talebin oluşmasını beklemeye gerek yok; talebi yaratabilirsin. _Sadece aptallar nasihat verir ve sadece aptallar nasihat alır. Bilge insanlar, nasihat vermekte gönülsüz davranır, çünkü bilge bir adam, bu dünyada bedava olarak verilen ve hiç kimsenin almadığı yegane şeyin nasihat olduğunu bilir. Öyleyse neden uğraşsın? _Bu dünyada, bedelini ödemeden hiçbir şey alamazsın. Önce tarlayı süreceksin ve ancak ondan sonra tohumu ekebilirsin. _Sahip olduğun şeyi kanıksamaya başlıyorsun. Sana, onu kaybetme ihtimalinin gösterilmesi lazım; ancak o zaman ne kaybettiğinin farkına varıyorsun. _Sırf daha büyük ve güçlüsün diye, kim olduğunu, iç dünyanda hangi mertebeye ulaştığını düşünmeden, onu kendine benzetmeye başlarsın. Sen sefalet içinde yaşıyorsun ve aynı şeyi çocuğun için de mi istiyorsun? _Sonsuzluktan geldiği için, binlerce yıl bile herhangi bir fark yaratmıyordu. *** _Cesaret, bütün korkulara rağmen bilinmeyene adım atmaktır. Cesaret, korkusuzluk demek değildir. Korkusuzluk, sürekli cesur ve daha cesur olunca ortaya çıkar. Cesaretin en uç deneyimi korkusuzluktur. Korkusuzluk, cesaretin sonsuz olduğu zaman
_Rüya, gören olmadan da var olabilir. Rüya gören olmadan rüya mevcut olduğunda ise bu özgün gerçeklik gibi gelir. Siz yoksunuz ama kozmik bir akıl var. Brahma var. Bu yüzden bütün alemin Brahma'nın gördüğü bir rüya olduğunu söylerler. Bütün bu dünya bir rüyadır, bir mayadır. Ama bu her şeyin, tümün bir rüyasıdır. Kişisel bir rüya değildir. Rüyayı gören tümdür, siz değilsiniz. _Her gerçeğin içinde ilahi olan mevcuttur. Tanınmasını zorlaştıran giysilerle örtünmüş olabilir ama siz onu soymalısınız. _Bilinçlilik eşiğinden öteye geçtiğinizde bilinçsiz dünya da bilinçli hale gelir. _Gerçek cesaret, yalnız olma cesaretidir. Bir kişi bilinçlendiği anda yalnız olur. Bilinciniz ve farkındalığınız ne kadar artarsa o kadar yalnızsınız. Ancak o zaman aydınlanma başarılabilir. Yalnız olamayan yanında bir şeyler ister. Bütün uluslar, bütün aileler ve bütün gruplar kalabalıklardan, yalnız olacak kadar cesaret sahibi olamayanlardan oluşur. Kalabalığın içinde geriler ve hayvanlaşırsınız. Yalnız olduğunuzun farkındaysanız, başkalarının acısını da fark edersiniz. O zaman tek bir sorumsuz eylem yapamazsınız çünkü sadece kendi adınıza değil başkaları adına da sorumluluk duyarsınız _Tohumun büyüyüp bir bitki olmak için kendini yok etmesi gerektiğini unutmayın. Ego bir tohumdur, bir potansiyeldir. O parçalandığında ilahi olan doğar. İlahi olan "ben" değildir, "Tanrı" da değildir; tekliktir, olandır. _Tanrınız bile size bağlıdır çünkü o sizin hayalinizde yaratılmıştır. Hayaller yaratılmış, yansıtılmış, geliştirilmiş gerçeklerdir ve asıl gerçeği görmenizi engeller. _Başarı, amaç için gösterilen çaba kadar önemli değildir. Onu anlamlı ve önemli kılan o çabalardır. Aydınlanma için uğraş vermelisiniz. Elde edeceğiniz mutluluğu görme, hissetme ve elinizde tutma kapasitesini harcadığınız çabalarla
Edebiyat
Reklam