Gerçekten Bizans’ın çökmesi ve Türkmenlerin hayatiyet içinde bulunmaları, küçük Osmanlı Beyliği’ne parlak bir istikbal hazırlamakta idi. İslam’ın gaza ruhu Bizans’ın karşısında ve Osmanlı Hanedanı etrafında toplanıyordu. “Bursa İslam Cihadı ve Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresinin” merkezi oluyor; Türk alim, şeyh ve dervişleri, Türkmen babaları Osmanlı gazileri ile orada yeni bir kudret ve hayatiyeti yaratıyordlardı. Fevkalade mahir denizci ve imanlı gaziler olan Aydın Oğulları Adalar Denizi’ni ve sahillerini çalkaladıkları bir zamanda Osmanlı gazileri, 1356’da, bir sal ile, sessizce Çanakkale Boğazı’nı geçiyor ve Rumeli’ye ayak basıyorlardı. Bu geçiş çok mütevazı başlamakla beraber şiddetli Haçlı mukabelerine maruz kalmış; fakat çok yüksek bir kudrete üstün vasıflara sahip olan Osmanlılar Haçlıları, 1363’de Edirne civarında Sırpsındığı, 1389’da Kosova ve 1395’de Niğbolu’da imha etmiştir. Böylece bu gazi devlet Rumeli’de kuvvetle yerleşmiş ve ondan sonra Anadolu’da yayılma ve ilhaklarla genişlemiş, Niğbolu’ya kadar uzanmıştır. Fr. Grnard’ın ifadesiyle “Niğbolu Zaferi, Hristiyan Avrupa’nın Müslüman Türklere mağlubiyetini tescil etmiş ve bundan sonra da artık Türk ilerleyişini durdurmak mümkün olamamıştır. Bu kudret ve fetihler Osmanlılarda eski Türk Cihan hakimiyeti mefkuresini canlandırmış ve gerçekte bir aşiretten “Cihangirane bir devlet” çıkmıştır. Genç ve dinç Osmanlı Devleti’nin kahraman sultanı Yıldırım Bayezid Niğbolu’da esir aldığı Fransız ve Alman Şovalyelerini serbest bırakırken onlara : “Bir daha benim aleyhimde silah kullanmamak için yaptığınız yemini size iade ediyor; sizi silahlarınızı elinize almağa ve bütün Hristiyanları bize karşı toplamağa davet ediyorum. Bu suretle bana yeni zaferler, şan ve şeref kazandracaksınız.” İfadelerini de zarif bir istizahda
Ötüken, İstanbul, 2008, Osman Turan, dipnot :14 Grandeur ry decadence de l’Asie, s. 62, 15Hammer, Devlet-i Osmaniye Tarihi, trc. Mehmet Ata 1, s.288·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yavuz Sultan Selim'in devri sekiz buçuk seneden az sürdü; bu padişah, babasına bir türbeden başka bir şey yapmaya vakit bulamadı. Lakin bıraktığı dopdolu hazinelerle oğlu Sultan Süleyman, İstanbul'u imar etmeye derhal koyuldu. Bu imar işinde parlayacak mimar da Sultan Selim devrinde, Acemi Oğlanlar Kışlası'nda yetişmiş bir gençti. O zaman Acemi Oğlanlar Kışlası'nın, Mimar Sinan olacak bu genç gibi bir sanatkâr yetiştirecek seviyede bir mimarî ocağına da sahip olması ordu terbiyesinin derecesini gösterir.
Yavuz Sultan Selim'in devri sekiz buçuk seneden az sürdü, bu padişah, babasına bir türbeden başka bir şey yapmaya vakit bulama dı. Lakin bıraktığı dopdolu hazinelerle, oğlu Sultan Süleyman, lstanbul'u imar etmeye derhal koyuldu . Bu imar işinde parlayacak mimar da Sultan Selim devrinde, Acemi Oğlanlar Kışlası'nda yetişmiş bir gençti . O zaman Acemi Oğlanlar Kışlası'nm, Mimar Sinan olacak, bu genç gibi bir sanatkar yetiştirecek seviyede bir mimari ocağına da sa hip olması ordu terbiyesinin derecesini gösterir.
M.Ö. 202 de iki ordu son bir muharebe daha yapmıştır. Bu Zama muharebesinde Scipio, üstün Roma ordusu ve süvarilerinin de yardımı ile Hannibal'in harp sa'atını, bizzat Hannibal üzerinde tatbik ederek Kartaca ordusunu büyük bir yenilgiye uğratmış, Hannibal Hadrumentum'a kaçmıştır.
Melikşah’ın ölümüyle imparatorluk iki kutba ayrılmıştır. Bir tarafta sarayın güçlü kadını Terken Hatun, henüz 4 yaşındaki oğlu Mahmud’u tahta çıkarmak için ordunun sadakatini altınla satın almış; diğer tarafta ise Nizâmü’l-mülk’ün "evlatlarım" dediği Nizamiyeler, büyük oğul Berkyaruk’u meşru varis kabul etmiştir.
Tarihçinin Notu: Terken Hatun'un, halifeye baskı kurarak küçük bir çocuk adına hutbe okutturması, Selçuklu geleneklerine aykırı bir "zorlama" olarak nitelendirilir.
Nizamiyeler ve Nizâm-ı Âlem Mücadelesi
Berkyaruk’un hapisten kaçırılarak tahta oturtulması, bürokrasinin ordu üzerindeki son büyük zaferlerinden biridir. Bu dönemde Tâcü’l-mülk gibi rakip vezirlerin tasfiyesi, devletin yönetim kodlarının yeniden Nizamiyeler eline geçmesini sağlamıştır.
Tutuş ve Arslan Argun Tehdidi
Sultan Berkyaruk, sadece kardeşleriyle değil, "Melikşah’ın mirasında hak iddia eden" amcasıyla da savaşmıştır.
Tutuş Vakası (1095): Suriye Meliki Tutuş'un mağlubiyeti, Berkyaruk’un saltanatını meşrulaştıran en büyük askeri başarıdır. Tarihçi burada, komutanların "zalim ve sert" Tutuş yerine, daha "ılımlı" görünen Berkyaruk’un safına geçmesini bir dönüm noktası olarak görür.
Arslan Argun: Horasan'ı kana bulayan bu isyanın, bir köle suikastıyla bitmesi devletin bekası için "ilahi bir lütuf" olarak yorumlanabilir.
Muhammed Tapar ve Müeyyedü’l-mülk İttifakı
1099 sonrası başlayan bu yeni evre, "Kardeşin kardeşe kırdırıldığı" en dramatik dönemdir. Nizâmü’l-mülk’ün oğlu Müeyyedü’l-mülk’ün taraf değiştirerek Muhammed Tapar’ın veziri olması, devletin idari çekirdeğinde büyük bir çatlağa yol açmıştır.
Tarihçinin Notu: Bu dönemde Bağdat’ta kimin adına hutbe okunacağı, o gün şehre hangi ordunun hakim olduğuna göre değişir hale gelmiştir. Bu durum, Selçuklu prestijine vurulan en ağır