Kitap bize şunu anlatıyor aslında...
Yabancılaşma, büyüme sancısı, masumiyeti koruma arzusu ve yetişkin dünyanın ikiyüzlülüğüne duyulan tepki… Üstelik bunların hepsi bir ergenin gözünden. Özetleyecek olursam Holden Caulfield adlı bir gencin okuldan atıldıktan sonra New York’ta geçirdiği birkaç gün boyunca yaşadıkları, hissettiği yalnızlık, büyümeye karşı direnişi ve çocukluğu koruma isteği anlatılıyor.
Kitabı çoğu kişi beğenmese de aslında anlatılmak istenen çok önemli bir konu var. 1K’daki bazı yorumlarda “ergen kitabı, Wattpad havası var, kalitesiz düşünülmüş” denmiş. Zaten kitap bir ergeni ve ergen zihnini anlattığı için dilin bu şekilde olması son derece doğal. Kitabı okurken aklıma gelen ilk şey, Salinger bu kitabı yazarken kaç yaşındaydı? sorusuydu. Merak edenler için söyleyeyim 30’lu yaşlarındaymış. Buna rağmen ergenliği o kadar iyi anlatmış ki sanki kitabı gerçekten o yaşlardayken yazmış gibi.
16 yaşındaki Holden, kimlik kazanımı sürecinde ve yetişkinliğin eşiğindedir. Kitabı okuyanlar iyi bilir yetişkinlerin yaptığı pek çok şey ona “saçma ve anlamsız” geliyor. “Lanet, saçma” gibi ifadeleri sık sık kullanıyor tam bir ergen dili yani :)
Belki çoğu yerde Holden’ı eleştirdik ama hepimiz benzer dönemlerden geçtik. Hatırlayalım... Yaşamın saçmalığını düşünür, yetişkinlerden utanır, hatta anne babamızın bazı hâl ve hareketleri bile bize garip gelirdi. Kendimizi büyük hisseder ama bir o kadar da çaresiz olurduk. Ne yapacağımıza, ne olacağımıza karar veremez neyi sevip neyi sevmediğimizi bile tam olarak bilemezdik. Okuldan nefret etmemiz de cabası.:))
Tabii Holden’ın yaşadıkları bundan çok daha derin kardeşi Allie’nin ölümü, sürekli okuldan atılması, yalnızlık duygusu ve depresyon… Bunlar bir ergen için oldukça ağır yükler bu nedenle Holden yetişkinliğe 1-0 geriden