Güzelliği kusursuz çalınan bir nota kadar berrak ve bu yabani ortamda bir orkide kadar sıra dışıydı.
Gerçi insanın güzel olana hep bir acımasızlığı vardı zaten. Bir ormana dışarıdan bakıldığında birbirlerinden bağımsız, gelişigüzel dağılmış çeşitli ağaçlar görülse de aslında çok daha fazlası vardı. Hem toprak üstünde hem de toprak altında ağaçlar arasında muazzam bir iletişim söz konusuydu. Birbirleriyle sürekli haberleşiyor, birbirlerine yardım ediyor hatta bazen savaşıyolardı. Yani orman denilen alan aslında devasa bir iletişim ağıydı ve ağaçlar arasında internet gibi bir iletişim bulunmaktaydı. Tesla bununla ilgili okuduğu makaleyi hala hatırlıyordu çünkü çevrebilimci Suzanne Simard'ın bu konuda ilginç tespitleri vardı. Ağaçların toprak altında yayılmış mantar ağı ile birbirlerine ihtiyaçlarını bildirip, iletişim kurduklarını göstermişti. Ağaçların çoğu, yeraltında yaşayan mantarlarla simbiyotik ilişki içerisindeydi. Simbiyotik ilişkide, tüm taraflar bir şekilde bu ilişkiden fayda görüyordu. Mantarlar yeraltına gönderdiği miselyum ve liflerle topraktan fosfor, nitrojen gibi maddeleri ağaca taşıyor ağda bu maddeleri kendisi için kullanıyordu. Ağaçların fotosentez sonucu ürettiği birtakım ürünler de mantarlar açısından oldukça işe yarıyordu. Bu karşılıklı ilişki uzun zamandır biliniyor olsa da Suzanne Smard, ağaçların bu mantarlar aracılığıyla kurmuş olduğu muazzam iletişimi ortaya çıkarmıştı. Ağaçlar bu mantar ağı sayesinde kaynaklarını paylaşabiliyordu. Mesela ağdaki yaşlı ana ağaçlar bu sistem yoluyla küçük fidanlara bir miktar destek gönderip hayatta kalma şanslarını artırıyorlardı. Hasta ya da ölmek üzere olan ağaçlar yine aynı sistem aracılığıyla kaynaklarını daha sağlıklı komşularına aktarabiliyorlardı. Bu mantar ağı diğer bitkilerce de kullanılabiliniyordu. Yani bitki saldırıya uğradığında çeşitli kimyasal maddeler salgılayarak komşularına haber
Sayfa 63
Reklam
Müthiş bir köksap örneği…
Yersizyurtsuzlaşma hareketleri ve yeniden-yerliyurtlulaşma süreçleri nasıl olur da sürekli bir göreli bağlanma, birbirine geçme hali içinde olmaz? Orkide yaban arısının bir imgesini, bir taslağını oluşturarak kendini yersizyurtsuzlaştırır; ama yaban arısı da kendini bu imge üzerinde yeniden-yerliyurtlulaştırır. Öte yandan yaban arısı orkidenin üreme aygıtının bir parçası haline gelerek kendisini yersizyurtsuzlaştırır; ama polenlerini taşıyarak orkideyi yeniden-yerliyurtlulaştırır. Yaban arısıyla orkide heterojen öğeler olarak bir köksap oluştururlar. Orkidenin, yaban arısının imgesini imleyen bir tarzda (mimesis, taklit, çekim, vb.) yeniden üreterek onu taklit ettiğini söyleyebiliriz. Ama bu yalnızca katmanlar düzeyinde doğrudur - iki katman arasındaki paralellik öyledir ki birinin üzerindeki bitkisel organizasyon diğerindeki hayvansal organizasyonu taklit eder.Aynı zamanda, bambaşka bir şey söz konusudur: artık taklit değil, kodun kapılması, kod artı-değeri, değer artışı, gerçek bir oluş, orkidenin yaban-arısı-oluşu, yaban arısının orkide-oluşu söz konusudur; bu oluşların her biri terimlerden birinin yersizyurtsuzlaşmasını ve diğerinin yeniden-yerliyurtlulaşmasını sağlar, iki oluş birbirine bağlanır ve yersizyurtsuzlaşmayı sürekli daha ileri götüren bir yeğinlik dolaşımını izleyerek birbirine geçer. Ortada bir taklit ya da benzerlik değil, artık imleyene dair hiçbir şeye atfedilemeyen ya da tâbi kılınamayan ortak bir köksaptan oluşan kaçış çizgisindeki iki heterojen dizinin patlaması vardır. Rémy Chauvin bunu çok iyi ifade eder: "Birbiriyle hiçbir ilgisi olmayan iki varlığın paralel-olmayan evrimi."
Türkiye'de her yıl yok edilen orkide sayısı 100 milyon
Türkiye'de 200'den fazla orkide tür yayılış gösteriyor.
Onun bir orkide gibi eşsiz ve zarif duyarlılığını, keskin, soğuk bir orakla biçiyordum.
Alıntı
Reklam
Reklam