10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Virginia Woolf en sevdiğim kadın yazarlardan biridir. Kendine Ait Bir Oda ve Orlando eserlerinden sonra okuduğum bu kitap, yazarın edebiyat eleştirileri, denemeleri ve anı yazılarından oluşan özel bir seçki olmuş. Bu eserinde geçtiğimiz yüzyılın başında bir kadın olarak yazar olmanın ve edebi dünyada varlığını kanıtlamanın getirdiği zorlukları derinlemesine ele almış. Kitap, edebi hazlar ve dönemin yazarlarına dair düşüncelerin yanı sıra, bugün bile güncelliğini koruyan temsilde cinsiyet eşitsizliği ve edebi cinsiyetçilik konularına odaklanıyor. Yazarın zeki, samimi ve yalın diliyle şekillenen bu denemeler, kadınların yazma özgürlüğü önündeki engelleri sorgularken edebiyat dünyasına feminist ve aydınlık bir pencereden bakmayı sürdürüyor. Peki bu kitabı kimler okumalı? Başta Virginia Woolf’un edebi dehasına ve feminist duruşuna hayran olanlar olmak üzere; edebiyat tarihinde kadının sesini, yazma özgürlüğünü ve temsilde adaleti dert edinen herkesin kitaplığında bulunması gereken bir eser. Kadınların kalemi eline aldığında karşılaştığı görünmez duvarları anlamak ve Woolf’un o aydınlık penceresinden bakmak isteyen tüm okurlara bu ilham verici yolculuğu kesinlikle tavsiye ederim.
Yazınsal UstalıkVirginia Woolf · Kanon Kitap · 2024101 okunma
8/10
·150 syf.··
2026 47. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 19:07
Aslen Boşnak olan Cemile, babası Malik ve abisi Sadri ile birlikte aynı evde kalıp abisiyle beraber çırçır fabrikasında çalışmaktadır. Boşnak Cemile, fabrika katibi Necati'ye karşı boş değildir ancak Deveci Çopur Halil de kendisine yanmaktadır. Bir yandan da fabrika dokuma ustası ile yeğeni Camgöz Sadık, fabrikanın iki ortağından biri olan Numan Şerif Beyefendi'nin kontrat imzaladığı İtalyan mühendis Orlando'yu işçilerin desteğiyle, korku ve baskıyla gerisin geri göndermek istemekte ve işçileri de bu amaçla kışkırtmaktadır. İlerleyen sayfalarda Cemile'yi sözlenmiş, işçileri galeyana gelmiş bir şekilde okuruz. Orhan Kemal yine bu eserinde de çırçır fabrikası işçilerinin durumlarını, günlük yaşayışlarını, bozuk düzendeki ağa, usta ve benzeri unvanlarla asalak gibi işçilere yapışan güruhu gayet ustaca ve yöre ağzına uygun bir Türkçe ile kaleme almış. Okunması kolay ve ince bir eser. Herkese iyi okumalar...
CemileOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20175,7bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
7/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:13
Çok güzeldi... Uzun zaman sonra okuduğum en kendine özgü Hayaletli ev kitabıydı kesinlikle. Mike Flanagan umarım bunu dizi falan yapar. Frederika, Elias ve Elias'ın annesine bayıldım, üçü de mükemmel hayaletlerdi. Kadın karakterimizin vurdumduymazlığına, karakterlerin süreklı ona buna küfür etmesine ısınmak çok zor ama kitap bir yerden sonra öyle bir akıyor ki neler oluyor, neler bitiyor hoop içindesiniz. Katherine karakteri inanılmaz gıcıktı bence, anne-kız ilişkisine daha derin girilebilirdi. Kitapta bir ters köşe var ama bence yetersizdi, benim için tahmin edilebilirdi ama yine de neler olduğunu öğrenmek çok şaşırttı. Finaldeki boss fight daha derinden, daha gerçekçi olabilirdi, eksik kalmış gibi hissettim. Benim için diğer en büyük eksiği de her şeyi başlatan Vale ailesini daha fazla göremememizdi bence. Hikayeyi bir de onların ağzından dinlemeliydik diye düşünüyorum. "Kulağına fısıldadı, onlar da cinayet işlemeye meyilli oldular," yeterince iyi bir açıklama sunmuyor gibi. Finalin çok hızlı geçiştirilmesi dışında adında da olduğu gibi tam Eylül ayına yakışacak derecede kasvetli, spooky bir Halloween kitabı.
Eylül EviCarissa Orlando · Olimpos Yayınları · 2024340 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
​•Bazı kitaplar sadece bilgi vermez, bir dönemin ruhunu da hissettirir derler. Denizci Cumhuriyetler benim için tam olarak öyleydi. Orlando, akademik bir derinliği popüler bir dille birleştirmeyi başarırken Emre Kaymakçı’nın çevirisi ise metnin akıcılığını korumuş ve okumayı zevkli bir hale dönüştürmüş. ​•Eser; Venedik, Ceneviz, Amalfi ve Pisa gibi Orta Çağ’ın önemli denizci şehir devletlerini ele alıyor. Ama bunu sadece askeri veya siyasi bir tarih anlatısıyla değil, Akdeniz’in "hâkimleri" olarak anılan dört büyük denizci cumhuriyetin nasıl yükseldiğini, birbirleriyle olan rekabetlerini ve dünya ticaret tarihini nasıl şekillendirdiklerini de anlatıyor. Akademik bir perspektifle bakıldığında yazar; mikro tarih ile makro tarihi başarıyla sentezlemiş ama yoğun bilgi ve isim kullanımı nedeniyle bazı bölümlerde zorlayabiliyor. Bu yüzden kitap, daha çok tarih okumalarına alışkın okurlara hitap ediyor. Akdeniz’i sadece bir deniz olarak değil de yüzyıllarca süren bir egemenlik mücadelesinin sahnesi olarak görmek oldukça keyifli bir deneyimdi. Venedik ve Ceneviz arasındaki rekabet bölümleri kitabın en sürükleyici kısımlarından biriyken, Osmanlı'nın sahneye çıkmasıyla benim için çok daha keyifli bir okumaya dönüştü. Venedik, Türkler ve İtalyan bölümünde Fatih Sultan Mehmet’in sadece İstanbul’u fetheden bir hükümdar olarak değil, çok daha büyük hedefleri olan bir lider olarak anlatılması da gurur vericiydi. Kitap bana gerçekten zengin bir tarih perspektifi sundu. En sevdiğim yanı ise Akdeniz’i yalnızca bir coğrafya değil, yaşayan bir medeniyet merkezi gibi hissettirmesi oldu. Limanlar, tüccarlar, gemiler ve siyasi ittifaklar arasında dolaşırken kendimi adeta bir Orta Çağ haritasının içinde buldum. •​Tarih okumayı sevenler için oldukça değerliyken, özellikle farklı bir tarih
Tarih
Denizci CumhuriyetlerErmanno Orlando · Albaraka Yayınları · 20262 okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 00:05
Cinsiyete yüklenen rollerin baya net şekilde eleştirildiği Orlando okurken beni yer yer zorladı açıkçası. Bazı kısımlarda resmen kitaptan koptum ve şu an ne okuyorum dediğim anlar oldu Ama buna rağmen kesinlikle okunmaya değer bir kitaptı. Orlando’nun erkek olarak başlayıp o garip uzun uykudan sonra kadına dönüşmesiyle hikâye asıl ilginç hale geliyor (ve özellikle türkiyede geçen sahneler ayrı bir ilginç) Önceden aşırı zengin ve ayrıcalıklı bir hayatı varken sadece cinsiyeti değişti diye mirasını kaybetme noktasına gelmesi baya düşündürücüydü. Aynı insan ama toplumun ona bakışı bir anda değişiyor. Bir de Orlando’nun tek bir kişilik gibi olmaması çok dikkatimi çekti. Sanki içinde bir sürü farklı Orlando var ve bunlar sürekli yer değiştiriyor. Bu da bazen hikâyeyi takip etmeyi zorlaştırdı. Kısacası kolay okunan bir kitap değil ama kafanı kurcalayan bitirdikten sonra da düşündüren bir kitap. Okurken zorlandım ama iyi ki okumuşum dedim
Edebiyat
OrlandoVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20262,135 okunma
9/10
·352 syf.··
2026 76. kitabı
Bazı evler vardır sadece duvarlardan ibaret değildir. İçine girince hissedersin bir şeylerin yanlış olduğunu, ama aynı zamanda garip bir şekilde oraya aitmişsin gibi de hissedersin. Eylül Evi tam olarak böyle bir kitap. Carissa Orlando, klasik perili ev temasını alıp onu beklenmedik bir yere taşıyor. Margaret karakteri üzerinden anlatılan hikaye, korkudan çok alışkanlıklarla ilgili. Çünkü Margaret, herkesin kaçacağı bir evde kalmayı seçiyor. Ve bu seçim, kitabı sıradan bir korku hikayesi olmaktan çıkarıp psikolojik bir derinliğe taşıyor. Her şey normalmiş gibi ilerlerken, arka planda sürekli burada bir şeyler ters hissi var. Ve bu his, sayfalar ilerledikçe daha da yoğunlaşıyor. Dil olarak oldukça akıcı, atmosfer kurma konusunda ise gerçekten başarılı. Hem atmosferiyle hem de alt metniyle beklediğimden çok daha fazlasını veren bir okumaydı.
Eylül EviCarissa Orlando · Olimpos Yayınları · 2024340 okunma