7/10
·129 syf.··
2026 2. kitabı
Çok samimi, çok tanıdık. Ayrılık sonrası ve genel olarak hayatın içerisinde yaşadığımız duygu karmaşalarının, git gellerin, fikride ve duyguda sabit kalamamanın bireysel olmadığını, hepimizin benzer tınılarda dolaştığını görmek çok rahatlatıcı ve çok insan hissettiriyor. Birey olarak hepimizin hikayesi ve yolları farklılık gösterse de bu yolu yürürken benzer noktalara basıyor olmak, hepimizin benzer hislere kapılıyor olması ve bunu duymak bana çok iyi hissettiriyor. Ağır, ağdalı bir dil kullanmadan da, oldukça rahat okunabilir bir anlatımla da edebi olmak mümkün. Bunu çok güzel başarmış. Çok ufak ufak söylemlerle çok güçlü yerlere dokunmuş. Keyifli bir okumaydı. "Dünyanın sonundan başka hiçbir şey, dünyanın sonu değildir.”
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
FELSEFEYE GİRİŞ (Felsefi Değerlendirme) Ali Osman Gündoğan 1961 Balıkesir doğumlu, özellikle varoluşçuluk akımı, hareket felsefesi ve çağdaş Türk düşüncesi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Türk akademisyen, felsefe profesörü ve yazar Ali Osman Gündoğan tarafından kaleme alınan Felsefeye Giriş kitabıyla okuma yolculuğumuza devam ediyoruz. Felsefeye yeni başlayanlar ve lisans öğrencileri için felsefi kavramları, disiplinleri ve temel tartışmaları derli toplu, sistemli ve anlaşılır bir üslupla sunan iyi bir başvuru kitabı olarak okunabilir. Dil ve üslup açısından son derece anlaşılır bir dille yazılmıştır. Özellikle felsefi kavram kargaşasına düşmeden, öz düşüncelerin betimlemesi yapılmıştır. Okunabilir güzel bir eser.
Felsefeye GirişAli Osman Gündoğan · Dem Yayınları · 201050 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
1970’li yılların sonu… Türkiye siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan büyük bir karmaşanın içindedir. Üniversitelerde, sokaklarda ve mahallelerde çatışmalar yaşanırken toplum giderek daha keskin çizgilerle ayrılmaya başlar. İnsanlar farkında olmadan büyük bir kırılmaya doğru sürüklenmektedir.Roman, bu atmosferi Çorum Olayları ekseninde anlatıyor. Alevi-Sünni çatışmasının nasıl körüklendiğini, yıllardır bir arada yaşayan insanların nasıl birbirine düşman hâline getirildiğini ve yaşanan olayların arkasındaki görünmeyen güçleri gözler önüne seriyor. Yazar, yalnızca sokakta yaşananları değil devlet içindeki yapılanmaları, istihbarat faaliyetlerini, darbe hazırlıklarını ve uluslararası güçlerin Türkiye üzerindeki hesaplarını da hikâyeye dâhil ediyor. Hikâyede CIA ajanı Peck’in faaliyetleri, Türkiye’de oluşturulmaya çalışılan kaos ortamı ve ülkenin adım adım 12 Eylül Darbesi’ne götürülüşü önemli bir yer tutuyor. Bir yandan siyasi hesaplar yapılırken diğer yandan Metin ve Ceren de kendilerini Çorum’da yaşanan olayların tam merkezinde buluyor. Bakalım bu çalkantılı günler onların hayatını nasıl etkileyecek? Osman Balcıgil’den okuduğum ikinci kitap oldu. Daha önce Nahit Hanım’ı okuduğum için yazarın kalemine ve tarihî olayları kurguyla bir araya getirişine az çok aşinaydım. Bu kitap da beklentimi karşılayan bir okuma oldu. Kitapta birçok tarihî olay ve bilgiye yer verilmesine rağmen anlatımın akıcılığı hiç kaybolmuyor. Sayfalar ilerledikçe hem yaşanan olayları hem de olayların arka planını daha net görmeye başlıyoruz. Yazar, o yılların gerginliğini, belirsizliğini ve karmaşasını oldukça başarılı bir şekilde aktarmış. Tarih, casusluk, macera ve aşkı aynı hikâyede buluşturan bu romanı keyifle okudum. Yakın tarihe ilgi duyanların da severek okuyacağını düşünüyorum.
Yağmur ÇiseliyorOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20241,107 okunma
YARALARIN VE YARALILARIN TARİHİ
10/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Türk edebiyatında İstanbul'un baskın bir ağırlığı var. Cemal Süreya, bir yazısında bu ağırlığın azaldığını vurgulasa da metinler "İstanbul" merkezli olmaya devam ediyor. Türk edebiyatının daha kapsayıcı, çeşitli ve ülkenin bütün gerçekliğini yansıtabilmesi için taşranın, yüzeysel veya dışarıdan bir bakışla değil, kendi özgün dinamikleri, derinliği ve çeşitliliğiyle daha fazla ve daha nitelikli bir şekilde işlenmesi gerektiği açık. Dolayısıyla Türk edebiyatı ülkenin bütününü yansıtamıyor. Taşranın zengin karakter ve mekân potansiyeli göz ardı ediliyor. Taşra işlendiğinde bile, bu genellikle İstanbul'dan bakan bir gözle romantize edilerek, egzotikleştirilerek veya tam tersine aşağılanarak, karikatürize edilerek yapılabiliyor. Bu sebeple de taşra insanının derinliği, çatışmaları ve gerçekliği yerine basmakalıp tiplerle karşılaşıyoruz. Göç, yoksulluk, toprak sorunları, kültürel çatışmalar gibi taşrada yoğun yaşanan temalar eksik kalıyor. Anadolu'nun zengin folkloru, yerel ağızları, inanışları ve yaşam pratikleri edebiyat için büyük bir kaynak olmasına rağmen, İstanbul merkezli bir bakış açısı bu zenginliği yeterince değerlendirilmiyor. Bu eleştirilerin "anlamlı" olması için bile öncelikle aksi örneklerin ete kemiğe bürünmesi şart. "Hafriyat" işte tam da bu sebeple dikkate alınması gereken bir roman. “Hafriyat”, Osman Özarslan’ın ilk kitabı olmasa da ilk kurgu kitabı. Özarslan, romanına epigraf olarak Fransız sürrealist şair Joë Bousquet’in o meşhur aforizmasının ilk kısmı seçmiş. “Yaralarım benden önce de vardı.” Pekala, Karacaoğlan’ın “Kim var imiş biz burada yoğ iken” de olabilirdi epigraf. Çünkü roman kelimenin tam anlamıyla bir kazı çalışması. Geçmişi, kültürü, dili, geleneği, travmaları kazıyor roman boyunca. Geçmişi katman katman farklı zaman dilimlerinde takip
HafriyatOsman Özarslan · İletişim Yayınnları · 202534 okunma
Puan vermedi·129 syf.··
2026 26. kitabı
Kafa Dergisi'nden beri Aylin Balboa'nın diline az çok aşinaydım. Bu yüzden kitabı okurken yabancılık çekmedim. Tam tersine, yıllardır tanıdığım birinin anlattıklarını dinliyormuş gibi hissettim. Belki de bu yüzden sayfalar su gibi aktı. Çünkü anlatılanlar kurgu olmasına rağmen fazlasıyla gerçek hissettiriyor. Kitabın en sevdiğim tarafı, yas ve özlem gibi ağır duyguları anlatırken bunu büyük laflara yaslanmadan yapabilmesi oldu. Bir kaybın ardından geride kalan boşluğu, hatırlamanın bazen ne kadar yorucu bazen de ne kadar kıymetli olduğunu çok sade ama etkili bir dille anlatıyor. Üstelik bunu yaparken okuru sürekli hüzne boğmuyor. Hatta itiraf etmeliyim ki bazı bölümlerde gerçekten kahkaha attım. Osman'ın etrafında şekillenen anılar, gündelik hayatın absürt tarafları ve karakterlerin doğallığı öyle samimi aktarılmış ki bir sayfada boğazın düğümlenirken birkaç sayfa sonra kendini gülümserken buluyorsun. Sanırım kitabın en güçlü yanı da burada saklı. Kitabın çıkış noktasında kişisel bir kaybın izleri hissedilse de Osman zamanla tek bir kişiden çok daha fazlasına dönüşüyor. Okurken bazen bir dostu, bazen aileden birini, bazen de hayatından eksilmiş herhangi birini hatırlatıyor. Bu yüzden anlatılan hikâye bir noktadan sonra yalnızca yazara ait olmaktan çıkıp okurun da hikâyesine dönüşüyor. Ben sevdim
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
9/10
·129 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:08
Çok keyifliydi okumak. Bazı yerlerde bayağı güldüm. Şu şekil kafayı sıyırmak lazım. Hem güldürüyor hem düşündürüyor. Can sıkıntısından bir oturuşta bile okunur. Bayıldıımm.
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma