7/10
·188 syf.··
2026 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:49
Öteki bittiğinde en çok hissettiğim şey rahatsızlıktı. Çünkü roman, insanın kendi zihnine güvenemediği bir noktaya sürüklüyor. Başkarakter Golyadkin’in karşısına çıkan “öteki benliği”, ilk başta gerçek mi hayal mi tam anlayamadım. Sayfalar ilerledikçe bu belirsizlik daha da arttı. Fyodor Dostoyevski burada klasik anlamda bir olay örgüsünden çok psikolojik gerilim kuruyor. Golyadkin’in dışlanma korkusu, aşağılık duygusu ve sürekli başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü hesaplaması oldukça yorucu ama aynı zamanda etkileyici. Romanı okurken bazen karaktere acıdım, bazen de onun paranoyasına kapıldım. Kitabın en güçlü yanı bence kimlik meselesi. Hepimizin içinde başkalarına göstermek istediğimiz bir benlik ve sakladığımız başka bir benlik var. Roman bunu oldukça karanlık bir şekilde ele alıyor. Golyadkin’in “öteki” ile mücadelesi aslında kendi eksiklikleriyle ve korkularıyla mücadelesi gibi geliyor. Ancak dürüst olmak gerekirse okuması kolay bir roman değil. Bazı bölümlerde aynı düşüncelerin tekrarlandığını hissettim ve karakterin zihinsel karmaşası okura da geçiyor. Bu durum kimi okurlar için sıkıcı olabilir, kimi okurlar için ise romanın en büyük başarısıdır. Kitapseverlere sevgiyle :))
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Çıkış Yok'tan Octavio Paz'a: Araftaki Paradoks
Puan vermedi
Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği: “L’enfer, c’est les autres.” “Cehennem başkalarıdır." İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer. Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir. Öyledir. Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür. Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir. Bu noktada paradoks kaçınılmazdır: Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır. Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar. İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır. Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde: Biziz ötekiler, ben kendimden başka biriyim, davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken, kendim olmak için başka biri olmalıyım, bırak kendini, başkalarında ara kimliğini, başkaları da yok eğer ben yoksam, başkalarıdır veren bana varlığımı, ben kendim değilim, ben diye bir şey yok, hep biz varız, yaşam başka biridir, cennet başka biridir, senin ve benim ötemde.
İnceleme
Gizli OturumJean-Paul Sartre · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1950584 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·128 syf.··
2026 7. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:00
Yüz yirmi sayfalık bir klasikten en fazla ne beklenebilir ki? Ben de beklentimi asgari ölçüye indirip başladım okumaya. Ama hem kısa hem de sürükleyici olmasından dolayı bir gecede bitirdim. Birçoğumuzun aklına klasik deyince Suç ve Ceza, Sefiller, İki Şehrin Hikayesi gibi kült eserler gelir. Maalesef daha bir okuma zemini oluşmadan, çevreden gelen “Aa! Daha okumadın mı!” baskılarıyla koca koca kitapları okumaya, anlamaya çalışıyoruz. Sonuçsa o koca kitapların başında sıkılıp, okumaya yıllarca ara vermek oluyor bazen. Ancak kitabın sayfa sayısı değildir içeriğini belirleyen faktör. Veya herkes aynı türleri sevmek, benimsemek zorunda değildir. Biri dünya klasiği okur, öteki türk edebiyatı sever, bir diğeri bilim kurgu aşığıdır vesaire. Önemli olan hangi türle bağlantı kurduğunuzu bilmek ve ona göre kitap seçimi yapmaktır. Bunun sonucunda farklı bir tür arayışına girilebilir diye düşünüyorum. Kitaba gelecek olursak; büyük buhran esnasında insanların açlıkla, en temel insani ihtiyaçlarıyla sınanmasını okuyoruz. Bir dans maratonu düşünün ki saatlerce dans etmek zorundasınız ve on dakikalık aralarda uyku, yeme-içme gibi en temel ihtiyaçlarınızı karşılamak durumundasınız. Ve hiç durmadan aylarca dans etmeniz gerekiyor ki sonunda kazanan çift siz olmalısınız. Eğer kazanırsanız zenginler için cüzi bir miktar olan ama sizi bayağı rahatlatacak bir para ödülüne sahip oluyorsunuz. Yeni nesil bir gladyatör arenasında günlerce hatta aylarca dans etmek… Empati kurabildiyseniz devam ediyorum. Hikayemiz sonda olan olayı anlatarak, bir mahkeme sahnesiyle başlıyor. Daha sonra olayın oraya nasıl vardığını anlıyoruz. Robert ve Gloria’nın bir rastlantı sonucu tanıştıktan sonra ani bir kararla maratona başlamasıyla, karakterlerin ruhani çalkantılarıyla birlikte kitabı sonlandırıyoruz. Daha
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026597 okunma
Rüyasında Beni Arıyormuş
4/10
Bu kitabın bu kadar sevilmiş olması, kitabın sonundan daha büyük bi ters köşe bence. Kitap sırf entirika dolu olsun “Ayy şu sır ne acaba?” diyelim diye milyon tane laf kalabalığı ile dolu, sıkıyor. Ayrıca kurgusu çıkmaz sokak. Bu manasız rüya zımbırtılarının ana olay örgüsünü bu kadar etkilemesini istememiştim ama oldu. Sonunu da okurken bir noktadan sonra gayet tahmin etti, bayık bayık bakarak dedim ki şimdi kesin bu buna öteki de şuna geçmiştir (Sihirli Annem izledim, basit bu numaralar). Sevimli hayalet Casper’ı veya dediğim gibi Sihirli annemi izleyebilirsiniz bu kitabı okumak yerine.Hem nostaljik falan yani. Cümlelerimi bu kitaba bir şarkı atfederek sonlandırmak isterim: Rüyasında beni arıyormuş Güçlüyüz ve bunu biliyorsun Sen vazgeçtin bizden Tek sen kaybettin cidden (to Louise,Adele)
Gözlerinin ArdındaSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 20181,345 okunma
9/10
·383 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Dağın Öteki Yüzü serisinin ikinci kitabı olan Yer Demir Gök Bakır'ı anlattım. Yaşar Kemal adeta bir roman yazmıyor; bir destan okuyor. Çok büyük bir yazar, hem yazdıkları hem de kendisi bir efsane bence. youtube.com/watch?v=SQY26Mo...
Yer Demir Gök BakırYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20194,513 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2026 97. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 12:12
Septoloji, birbiriyle bağlantılı yedi ayrı eserden (roman, oyun veya şiir) oluşan edebi bir seri veya yapı anlamına gelir. 2023’te Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer bulunan, Öteki İsim’in de içinde olduğu yedi kitaptan oluşan bu derinlikli metin New York Times ’ın 21. Yüzyılın En İyi Yüz Kitabı arasında. Sanırım yazarı ve yazdıklarını özel kılan, #dokuzkatlıinsan ‘ı en filtresiz haliyle çözümlerken okuyucusunun kendisiyle özdeşleştirebileceği benliğine dokunması… Bengi dönüşün aksi sedası bir nevi … Tüm metin ben’liğe, varoluşa, inanca, hiçliğe ve her şeye dairken yazar odağına aldığı iki soruyu dikte etmeden ama altını çizerek soruyor okuruna. Bizi, biz yapan nedir? Bize biçilen hayat, sadece bir hayat mıdır? Karakterler ve olay(n)lardan bahsetmeyeceğim, bunlar arka kapakta eser miktarda da olsa fikir verici olarak bulunuyor. Ben size, kendini, dünyayı, döngüyü “gerçekten gören” Fosse’nin eşsiz büyüsünden cirmimce bahsetmek istiyorum. En basit kelimelerle bile nasıl bağ kurulabileceğini gösteren sihrinden… Noktalama işareti olarak sadece virgülü kullanıp her şeyin, herkesin birbirine ulandığını; yaşamın bazen sadece bir eklenti olduğu ve nihai sona kadar bunun bir devam olduğunu gösterdiği oyunundan… Metin boyunca sıkça kullandığı geri dönüşlerin ve tekrarlamaların sırrının kendisini dev aynasında gören, ruhu cüce kalmışların ya da kendisini küçük gören/ kendini göremeyenlerin travma ve nefretleriyle küçülttüğü dünya döngüsüne yaptığı atıf olduğundan … “Bana hüzün bahşedildi ve ben bir şair oldum,” der Ibsen. Acı, hüzün, keder de bir armağandır, tıpkı mutluluk, neşe, sevinç gibi… Mesele bunları nasıl karşıladığındır, demiş Fosse. Katılmamak mümkün değil, zirâ bir şeyin nedeni güçlüyse nasılı kolaydır. Yazım dilinin kolaylığına rağmen anlatı üslubu ile demir
Öteki İsimJon Fosse · Monokl Yayınları · 202521 okunma