zamanla ...
Zamanla, Geçer, her şey geçip gider, zamanla Unuturuz yüzü ve sesi unuturuz Kalp daha da yenilince, gitmek dert olmaz Aramak daha uzağı, peşini bırakmak gerekir ve bu çok iyidir Zamanla Geçer, her şey geçip gider, zamanla, Taptığımız öteki, yağmur altında aradığımız Bir bakışının etrafında köle olduğumuz öteki Arasında satırların , kelimelerin Ve altında, bu gece çekip gidecek boyalı bir yeminin Her şey görünmez olur, zamanla Zamanla Geçer, her şey geçip gider zamanla En güzel anılar gibi, dilinden düşmeyenlerden birisidir Galeri Farfouille’de ,ölüler kısmında Cumartesi gecesi şefkat alıp başını yapayalnız gittiğinde Zamanla Geçer, her şey geçip gider zamanla Bir rom için, bir hiç için inandığımız öteki Rüzgar ve mücevherler verdiğimiz öteki Birkaç aşağılık şey uğruna ruhunu satan için Neyin karşısında çabalıyorduk, çabalayan köpekler gibi Geçer, her şey iyi olur zamanla Zamanla Geçer, her şey geçip gider zamanla
Hayırlı Cumalar
"İnsan bir yolcudur. Sabâvetten (çocukluktan) gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre (dirilmeye), haşirden ebede kadar insanın yolculuğu devâm eder. Her iki hayatın levâzımâtı, Mâlikü'l-Mülk (mülkün tek sahibi olan Allah) tarafından verilmiştir. Fakat o levâzımâtı cehlinden (cahilliğinden) dolayı tamamen bu hayât-ı fâniyeye sarfediyor. Hâlbuki, o levâzımâttan lâekal (en az) onda birini dünyevî hayâta, dokuzunu hayât-ı bâkîyeye (ebedi âhiret hayâtına) sarf etmek gerektir. Acabâ birkaç memleketi gezmek için hükumetin yirmi dört lira harcırah alan bir me'mur, ilk dâhil olduğu memlekette yirmi üç lirasını sarf ederse, öteki yerlerde ne yapacaktır? Hükûmete ne cevab verecektir? Böyle yapan bir kimse kendisine akıllı diyebilir mi?" Mesnevi-i Nuriye, Şemme, 200
Alıntı
Reklam
Bende iki kadın var :
Bunlardan biri neşeyi, tutkuyu, hayatın ona sunabileceği serüvenleri tanımayı istiyor, öteki ise tekdüzeliğin, aile hayatının, planlanıp yerine getirilebilen ufak tefek işlerin kölesi. On Bir Dakika
Sınıf indirgemeciliği ile kimliksel/ulusal dinamiklerin çarpışması. Türk solunun ana akım damarlarında, sınıfsal çelişkileri "başat", etnik ve kültürel talepleri ise kapitalizmin çözüleceği gün kendiliğinden ortadan kalkacak "ikincil çelişkiler" olarak görme eğilimi hâlâ çok güçlü. Bu determinist yaklaşım, 19. yüzyılın homojen ulus-devlet tasavvurlarına dayanıyor. Oysa ki Türkiye’de egemen nizam, tam da o yapısal körlüğü kullanarak kendi bekasını tahkim ediyor. Devlet aklı, Kürt meselesini çözümsüz ve sürekli "akut bir tehdit" olarak tuttuğu sürece, ülkedeki her türlü hak arama mücadelesini, ekonomik krize yönelik tepkileri ve demokratik talepleri tek bir hamleyle kriminalize edebiliyor. Bir sendikal grev, bir çevre eylemi ya da akademik özgürlük talebi, anında "terörle iltisak" potası içinde eritiliyor. Solun bir kesimi, bu güvenlik bürokrasisinin ve "bölünme" paronayasının sınırlarını aşamadığı için, devletin çizdiği legal/makbul muhalefet sınırlarının dışına çıkamıyor. Türkiye’de sağın ve seküler/ulusalcı solun en kritik dönemeçlerde (sınır ötesi operasyonlar, kayyum atamaları, dokunulmazlıkların kaldırılması vb.) aynı refleksle hizalanması, sosyolojik olarak "kurucu kodların" baskınlığını gösteriyor. Cumhuriyet'in kuruluş aşamasındaki homojen ulus kurgusu, sol elitlerin de zihinsel haritasını şekillendirdiği için; sivil, çoğulcu ve radikal bir demokratik dönüşüm yerine, statükoyu koruma içgüdüsü ağır basıyor. Netice itibariyle; Kürt meselesi demokratikleşmeden, Türkiye'de ne gerçek bir işçi hareketinin ne de hukukun üstünlüğünün inşa edilemeyeceği gerçeği, solun bir kanadı tarafından yapısal bir idrak sorunu olarak reddedilmeye devam ediyor. Sol terminolojinin en güçlü kavramlarından biri olan "anti-emperyalizm", bu topraklarda ne yazık ki sık sık iç
Tarih
Hz Süleyman ve hüdhud kuşu Hz Süleyman Hüdhud kuşu Neden beni desteklediniz seçimlerde? " "Öteki şeytandan az daha iyiydiniz. Hepsi bu. " Fırtınadan Sonra Howard Fast Eniz ☭Eniz ☭ Kuraanda anlatılır Hüdhud kuşu Hz Süleyman kıssası anlatır onun huyunu Bazen seçim hakkınız yoktur Şeytanın iyisini seçime mecbursunuzdur Hüd hud kuşuda uçuyordu göklerde Ne zaman bir Kuraan sesi duysa Oturur dinlerdi kıssalar izlerdi beşerleri Herkesin bir hikâyesi vardı Ve her hikaye bizi tefekküre çağırırdı Hüdhud kuşuda gezdi şehirleri Zülkarneynin nasihatlerini dinledi Hüd hud Şehit kabirlerini dua ile suladı Ve her güzel ötüşte zikir ile hakikati aradı Şehit kabirlerinde Kuraan ayetleri okudu Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma Onlar diridirler ölmezler nasiplenirler Şehitler Rablerinin yanında rızıklanırlar Onlar sevinç ve müjde içindedir
Şiir
Birisi oy peşinde Öteki rant işinde Kıyamet değilse bile Bir şey kopmalı
Reklam
Reklam