Terörün bir ucu uyuşturucu madde, öteki ucu silah kaçakçılığındadır.
Sayfa 120 - um:ag yayınları·Kitabı okuyor
Siyaset
Fakat yaşanan gerçekler, bir ucu uyuşturucu madde, öteki ucu silahlı kaçakçılığına bağlı kanlı bir zincirin devlet bürokrasisinde ve güvenlik kuvvetlerinde önemli halkalara sahip bulunduğunu kanıtlamaktadır.
Sayfa 119 - um:ag yayınları·Kitabı okuyor
Siyaset
Reklam
Ona bütün sorabileceğim, bizim için doğru olanın Tanrı için de doğru olduğunu nasıl bildiğidir, Tanrı'nın bizim arşınımıza göre ölçülebildiğini nasıl bildiğidir, sadece bizim âdetlerimize, bizim düzensizliklerimize çare olması için tesis edilen, bizim yasa ve âdetlerimizin, Tanrı'nın mutlak gücünün bölümlerine de uygulanabileceğini nasıl bildiğidir. Bu konuda sizin Kilisenizin Pederlerinin gayet ilahi olarak verdikleri cevapları geçeceğim, ama şimdiye kadar gizli kalmış bir sırrı açıklayacağım: Biliyorsunuz ki ah oğlum, topraktan bir ağaç, bir ağaçtan bir domuzcuk, bir domuzcuktan da bir insan olur. Doğadaki tüm yaratıklar daha kusursuza doğru yöneldiklerine göre, insan özü dünyada hayal edilebilecek en güzel karışımın sonu ve hayvanlar âlemi ile melekler âlemi arasındaki tek bağ olduğu için bütün bu yaratıkların insan olmaya iç geçirdiklerine sizi inandıramaz mıyız? Bu başkalaşımların meydana gelmesini inkâr etmek doğrusu ukalalık olur. Bir elma ağacı fidanının sıcaklığının, tıpkı bir ağız gibi çevresindeki çimi emip hazmettiğini; bir domuzcuğun bu meyveyi tüketip onu kendisinin bir parçası yaptığını; bir insanın domuzcuğu yiyerek bu ölü eti ısıtıp kendisine kattığını ve bu hayvanı çok daha asil bir tür içinde yaşattığını görmüyor musunuz? İşte başında külahıyla gördüğünüz şu piskopos da altmış yıl kadar önce bahçemdeki bir tutam ottan başka bir şey değildi. İmdi, Tanrı tüm yarattıklarının ortak babası olarak hepsini eşit derece-de sevdiği için, Pythagoras'ınkine göre daha mantıklı bu ruhgöçü açıklamasıyla, tüm duyu sahibi olanlar, tüm topraktan yetişenler ve tüm madde insana dönüştükten sonra Kıyamet gününün geleceğine ve orada bütün peygamberlerin felsefelerinin sırlarını açıklayacaklarına inanmak daha fazla ikna edici değil midir?"
"Ne!" dedi, kahkahadan kırılarak, "ruhunuzu hayvanlarınkinin aksine, ölümsüz mü sanıyorsunuz? Doğrusu sevgili dostum, gururunuz epeyce küstah! Çok rica ederim, bu ölümsüzlüğün hayvanların zararına olduğunu neye dayandırıyorsunuz? Sebebi acaba bizlerde mantık yeteneği olduğu, onlarda ise bulunmadığı mıdır? İlkin buna itiraz ediyorum ve canınız istediği zaman, onların da bizler gibi düşündüklerini size ispat etmeye söz veriyorum. "Ama ayrıca mantığın bize özgü olarak dağıtıldığı ve sadece bizim türümüze ait bir ayrıcalık olduğu doğruysa bile, Tanrı'nın insanoğluna akıl ihsan ettiği için, bir de onu ölümsüzlükle zenginleştirmesi gerektiği nasıl söylenebilir? Yani bu hesapla, dün bu zavallıya bir gümüş sikke verdim diye ona bugün bir altın sikke mi vermem gerekir? Bu sonucun yanlışlığını pekâlâ siz de görüyorsunuz; oysa aksine, birine bir altın vermekle doğru yaptıysam, benden hiçbir şey almamış olan bir başkasına bir gümüş vermem gerekir. Buradan aziz dostum, bizlerden daima bin kere daha adil olan Tanrı'nın, birilerinin önüne her şeyi sererken ötekilere hiçbir şey bırakmazlık etmeyeceği sonucunun çıkarılması gerekir. Sizin dünyanızda, paylaşımda hanenin neredeyse tüm gelirine el koyan yaşlılarının örneğini ileri sürmenize gelince, bu, isimlerini ebedileştirmek isterken fakirliğe düşerlerse yollarını şaşırıp şöhretlerini kaybetmekten endişe eden babaların bir zafiyetidir. Ama yanılgıyı kesinlikle bilmeyen Tanrı, böylesine bir büyüğünü işlemekten uzak durdu ve ayrıca da Tanrı'nın ebediyetinde, ne evveli ne de sonrası olmadığından, âlemindeki küçükler yaşlılardan daha genç sayılmazlar."
. Ne kadar çok severseniz o kadar iyi anlarsınız, demek doğru değildir; sevme eyleminin bende uyandırdığı tek bilgelik şudur: Öteki bilinemez; onun o aşılmazlığı bir sırrı çevreleyen bir perde değil, aksine, gerçeklik ile görünüş arasındaki oyunun ortadan kalktığı türden bir apaçıklık halidir. İşte o zaman, tanımadığım —ve sonsuza dek öyle kalacak olan— birini sevmenin o coşkusu kaplar içimi; mistik bir dürtü: Bilmediğimi biliyorum. ...
•|İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün, öteki bırakıp gittiğin...
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam