"Alışıyorsun,"
"Empati yoksunluğuna. Öteki türlü bir faydan olmazdı bu dünyaya."
Haklı değil miydi sahi? Her gidenin arkasından empati kurup acı çekseydi, kendini başkalarının yerine koya koya öldürürdü kendini. Oysa ki devam etmek zorundaydı. Kayıplar her savaşta veriliyordu ve ne yazık ki bu dünyada kazanmaktan daha önemli değildi hiçbir şey. Hele onlar için... Mutlu olmak bile.
Dünya baştan aşağı kirliydi ve biz de elimizde çalı süpürgesiyle sokaktaki çöpleri süpürüyorduk.
Ağrı yönetiminin kişiselleştirilmesi bireyin "meşru tuhaflımı"yla (René Char) ilişkilidir. Her insanın başka kimseninkine benzemeyen, tekil bir kaderi vardır. Beden de bu serüvenin bir parçasıdır. Sosyolog Emile Durkheim'ın, Aristoteles'ten şerh ederek yazdığı gibi beden sadece "bireyselleşmenin bir öğesi" değildir. Beden benzersiz bir ifade, eylem ve pathos, cazibe ve reddetme aracı, dünyadaki varlığımızın temel taşıyıcısıdır. Descartes'ın isabetle tespit ettiği üzere, ruhumuz gemideki bir kaptan gibi bedenimize yerleşmiş değildir, bedenimizle arasında, "benim bedenim" ile Öteki'nin bedenini temelden ayıran bir mahremiyet ilişkisi mevcuttur. Avrupa' da fikir dünyasının krize girdiği 1935 yılında Husserl bedenle düşüncenin birliğini kavrayacak, bu birliği somut olgularda inceleyecek akılcı bir anlayış önermiştir. Çağdaş fenomenologlar ise bilimin nesnelleştirilmiş isimsiz bedenine karşı "bedenin kendiliği" kavramını geliştirdiler. Etnolog Maurice Leenhardt Do Kamo'da, ihtiyar bir Yeni Kaledonvalı'ya Batılı değerlerin toplumunu nasıl etkilediğini sorduğunda, şöyle esrarengiz bir cevap aldığını anlatır: "Sizin bize getirdiğiniz șey, beden. Bedeni tekilleştirme anlayışı Batı kültürünün mantığıyla bağlantılı olabilir mi acaba?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan en iyi lokantalarda yemek yiyebilirdi, bütün hazlardan payına düşeni daha fazla alabilirdi, Sâo Paulo’da sahneye çıkıp yirmi bin kişiye şarkı söyleyebilirdi, gelmiş geçmiş en büyük alkış sağanağına tutulabilirdi, dünyanın öteki ucuna gidebilirdi, internette milyonlarca takipçiye sahip olabilirdi, olimpiyat madalyası kazanabilirdi ama sevgi olmadan hiçbirinin anlamı yoktu.
Milletlerin ve şehir halkının bu hayatta dünya mutluluğunu, öteki hayatta da en yüksek mutluluğu elde etmesini sağlayan insani şeyler dört çeşittir: Teorik erdemler, fikri erdemler, ahlâki erdemler ve pratik sanatlar.
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası kültür Yayınları Hasan Ali Yücel klasikler dizisi·Kitabı okudu