9/10
·326 syf.··
2026 59. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:26
Kurucularıyla birlikte 7 farklı psikiyatri kuramını incelerken; çocuk gelişimi, birey davranışları, ankisiyete, korku, kaygı gibi pek çok duygu durum halini öğreniyor ve psikanaliz süreçlerini tanıyoruz. Engin Geçtan, tabi ki psikanalizin kurucusu Freud başta olmak üzere; Alfred Adler, Carl G. Jung, Otto Rank, Karen Horney, Harry S. Sullivan ve Erich Fromm kuram ve yaklaşımlarını oldukça açıklayıcı ve anlaşılır bir anlatımla sunuyor. Her yaklaşımı Freud'un kuramlarıyla karşılaştırıyor ve farklı bakış açılarının daha net anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Böylece bizlerin de kendi görüşlerini oluşturmasına katkı sağlıyor. Ben de Freud'un bazı yaklaşımlarını "acaba" diye sorgularken, özellikle Adler, Jung ve Fromm'un görüşlerine de yakınlık duyduğumu fark ettim. Ayrıca, "Yaşamın ilk 7 yılının tüm hayatımıza etkisi", psikanaliz okumadan önce de üzerine çok düşündüğüm bir konuydu. Sullivan'ın bu görüşe katılmadığını öğrenmemle bu konudaki fikirlerim daha da özgürlük kazandı. Hala ilk 7 yılın büyük etkisi olduğuna inansam da, bu etkinin yönetilebileceğini düşünüyorum. Bundan sonraki okumalarım yeni bilgileri öğrenirken, kendi sorularıma da cevap aramakla devam edecek.
Psikanaliz ve SonrasıEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20201,018 okunma
Hannah Arend/ Kötülüğün sıradanlığı
Puan vermedi·320 syf.··
2026 29. kitabı
Hannah Arend/ Kötülüğün sıradanlığı Nazi Almanyasında Yahudilerin toplama kamplarına ve gettolara naklinden sorumlu Otto Adolf Eichmann 11 Mayıs 1960’ta Buenos Airesin kenarı mahallelerinden birinde yakalandı ve İsrail’e getirildi 11 Nisan 1961’de Kudüs bölge Mahkemesi’ne çıkarıldı ve 15 ayrı iddia ile suçlandı başkalarıyla birlikte nazi rejiminin başından sonuna kadar özellikle ikinci Dünya Savaşı sırasında Yahudi halkına karşı suçlar insanlar karşı suçlar işemişti Türkiye’de totalizm üzerine çalışmalar ile tanınan ünlü siyaset bilimci Hannah Arend bu kitabında nazi Almanyası döneminde milyonlarca Yahudilerin toplama kamplarında önüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Otto Adolf Eichmann Kudüs’teki yargılama sürecini ele alıyor Yahudi soykırımının mimari olarak sunulan Adolf Eichmann sadist bir canavardan ziyade hatta korkutucu derecede normal bir insan olduğunu dikkat çeken Arend özellikle düşünme ve muhakeme iletişimin kaybolması ile birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını vurguluyor. Arend ,Adolf Eichmann'ın davasını The New Yorker dergisi için takip ederken geliştirdi ve daha sonra bunu Eichmann Kudüs'te adlı kitabında derinleştirdi. Arendt davanın başına gittiğinde, milyonlarca Yahudinin toplama kamplarına gönderilmesini (lojistiğini) organize eden Eichmann'ın "sadist bir canavar" ya da "psikopat bir nefret figürü" olmasını bekliyordu. Ancak mahkeme salonunda karşılaştığı figür tamamen farklıydı. Kitap , Soykırım sürecini de başlık başlık ele almış özellikler3-13 arasın bölümler Soykırım’ın nasıl planlandı nerede ne şekilde hayata geçirildiği konusunda net bilgiler sunmaktadır örneğin İlk çözüm olarak Yahudiler sürgün etmek düşünürken ikinci çözüm olarak Yahudiler bir merkezli toplamak ve nihai çözüm olarak da öldürmeyi planlıyorlar Soykırım sadece
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022990 okunma
Reklam
Anne Frank ; seni tanımak
10/10
·284 syf.·
2026 10. kitabı
Anne Frank öncelikle belirtmeliyim günlüğünü çok kıskandım, bazı cümlelerini defalarca kez okudum altını çizdim ve şimdi başucu kitabım. Her bir satırı çok samimi çok gerçek, 14 yaşında olmasına rağmen düşünceleri, gözlemleri ve kendini ifade ediş biçimi bir çok yetişkinden daha olgun. Kitabı okurken ufacık bir çocuğun günlüğü olduğunu yer yer unuttum. Korkularını, umutlarını, insanlara dair düşüncelerini ve yaşadığı sıkışmışlığı öyle içten anlatıyor ki… Bu yüzden kitap benim için sadece savaş yıllarını anlatan bir günlük değil; büyümeye çalışan genç bir kızın iç dünyasını anlatan çok güçlü bir kitaptır. Kitap bittiğinde beni mahveden bir detay da içerisindeki Otto Frank’a ait tüm ailesini kaybettikten sonra 2 sene yaşadığı o boş evdeki ruhsuz çekilen fotoğrafı :( Arka ev… 1944
1000Kitap
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20178,9bin okunma
6/10
·368 syf.·
2026 12. kitabı
Yüksek Düzeyli Kişilik Patolojisi, okurken beni hem düşündüren hem de zaman zaman eleştirel yaklaşmama neden olan bir kitap oldu. Psikodinamik kuramın kişilik bozukluklarını açıklama biçimini anlamak açısından oldukça zengin bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Özellikle kimlik bütünleşmesi, bölme savunması ve nesne ilişkileri gibi kavramlar, kişilik patolojilerinin altında yatan dinamikleri anlamaya yardımcı oluyor. Bununla birlikte kitap boyunca sık sık aklıma gelen bir soru vardı: Bu açıklamaların ne kadarı klinik gözlemlerden, ne kadarı ise kuramsal yorumlardan oluşuyor? Psikodinamik yaklaşımın insan davranışlarını açıklama konusunda oldukça kapsamlı bir hikâye sunduğunu düşünüyorum ancak bazı noktalarda bu açıklamaların bilimsel olarak sınanmasının zor olduğu da dikkatimi çekti. Ben daha çok bilişsel davranışçı terapi yaklaşımına yakın çalışan biri olduğum için, danışanın bugünkü düşünceleri, davranışları ve işlevselliği üzerine odaklanan açıklamaları doğal olarak daha kullanışlı buluyorum. Buna rağmen kitabı okurken psikodinamik yaklaşımın özellikle kişilik örgütlenmesini ve kişilerarası ilişki örüntülerini anlamada önemli katkılar sunduğunu gördüm. Birçok noktada katılmasam bile, farklı bir bakış açısını anlamanın mesleki gelişim açısından değerli olduğunu düşünüyorum. Kitabın en güçlü yanı bana göre kişilik bozukluklarını yalnızca tanı etiketleri üzerinden ele almaması. İnsanların neden benzer ilişki sorunlarını tekrar tekrar yaşadığını, neden bazı savunma mekanizmalarına sık başvurduğunu açıklamaya çalışması kitabı ilgi çekici hale getiriyor. Ancak zaman zaman teorik açıklamaların yoğunluğu nedeniyle okuması zorlaşabiliyor ve bazı bölümlerde daha fazla güncel araştırma desteği görmek isterdim. Genel olarak değerlendirdiğimde, bu kitabın her psikoloğun aynı
Yüksek Düzeyli Kişilik Patolojisi İçin Dinamik Psikoterapi El KitabıJohn F. Clarkin · Psikoterapi Enstitüsü · 00 okunma
Puan vermedi·195 syf.·
2026 391. kitabı
Ba­zen bir sonrakine yol açmak için Eskisine yol vermek gerekir.Robert Seethaler 1937 yazının son günleri... Göl kıyısındaki küçük bir kasabada yaşayan on yedi yaşındaki Franz, annesinin isteğiyle “eski bir tanıdık” olan tütün mamulleri satıcısı Otto Trsnjek’in yanına, Viyana’ya gider. Böylece hem bir meslek edinecek hem de Viyana gibi bir yerde daha iyi bir gelecek kurabilecektir. Genç Franz bir yandan mesleğin inceliklerini öğrenirken bir yandan da dükkâna uğrayan ünlü tiryakilerle tanışır. Bu müşterilerden biri olan Profesör Sigmund Freud ile dostluk kuran Franz, Anezka adlı gizemli bir kıza âşık olduktan sonra profesörle görüşmeyi daha da sıklaştırır. Ancak o günlerde Viyana’ya gelen bir tek Franz değildir; gamalı haçlar, Führer posterleri, Gestapo da gelip yerleşmiştir Viyana’nın kalbine. Sersemletici bir aşkın pençesindeki Franz, içinde yaşadığı toplumun, siyasetin kısacası etrafındaki her şeyin dönüşümünü geç de olsa fark etmeye başladığında artık dönülmez bir yola girmiştir hayat. Tütüncü Çırağı Evet, insanın sorumlulukları var! Her şeyden önce kendi vicdanına karşı! S:98
Roman-Edebiyat
Tütüncü ÇırağıRobert Seethaler · Jaguar Kitap · 20211,708 okunma
"Zamanın suları hepimizi yutacak."
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
Nereden başlayacağımı bilemiyorum... Kitabı okumayı sırf bitmesin veda etmeyeyim diye uzattıkça uzattım ve şimdi de inceleme yazarken aynı hisleri paylaşıyorum. Hainin Mührü'ne veda etmeyi hiç istemiyorum Övgü Deveci Safi lütfen novellalar ile gerekirse başka hikayeleri ile şu evreni bize daha fazla göster hiç ayrılmak istemiyorum... İlk iki kitaptaki olayların bu kitaptaki durumlara ilerleyeceğini söyleseler hayatta inanmazdım. Diğer kitaplarda da birbirinden çok farklı olaylar yaşanmış, atmosfer çok değişmişti bu kitapta da aynısının yaşanacağına emindim ama bu kadarını beklemiyordum doğrusu. Öncelikle konudan bahsedecek olursak, karakterlerimizi ikinci kitapta bıraktığımız yerden sonra bambaşka bir mücadelenin ortasında buluyoruz. Hepsi kendince dağılmış durumda ve bambaşka zorluklarla uğraşıyorlar. Ve karakterlerinin, bizim alıştığımız özelliklerinin getirisiyle bize yine beş farklı olay örgüsüyle beraber aynı zamanda birbirine bağlanan beş farklı yol gösteriyorlar. Gerçi bu kitapta farklı bakış açıları da ekleniyor, ekibimiz büyüyor da denebilir özellikle Beş beter'i okumak ayrıca hoşuma gitti. Eklenen hiçbir bakış açısı boşu boşuna değildi kitabın sonunda da özellikle anlamış olduk. Kitabın ilk kısımlarında Gizliman halkının yaşayış biçimini farklı gözlerden okuyup durumun ne kadar göründüğünden farklı olduğunu öğreniyoruz. Bu güzeldi ama toplumun halinin bizim dünyamızdaki çoğu toplumla özdeşleşmesi can acıtıcıydı. Bazı cümleler vardı ki üzerine düşünmek saatlerce duvara baktırırdı. Kitapta ilerledikçe yavaş yavaş büyüyen bir isyan ve beklenmedik bir felaket sonucu gerilen kayışların kopması ile hiç de tesadüf olmayan bir savaşın başlamasını okuyoruz. İlk kısım karakterlerin hikayesi açısından ikinci kısım ise savaşın gerçekliğini suratımıza çarpması
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202659 okunma
Reklam
Reklam