Yoruldum
Puan vermedi·160 syf.·
2026 2. kitabı
David Le Breton’un “Hayatı Yürümek”’teki bu muazzam tespiti, insan ruhunun ironisini çok güzel özetliyor; ama metindeki o "idealist" ve keşif dolu arayış, 60 yıllık hüsrânın ve o amansız, kabuk bağlamış olgunlaşmanın süzgecinden geçince; ortaya romantizmden ziyâde, bedeli çok ağır ödenmiş bir "eve dönüş" şiiri çıkıyor! Varoluş sevgisinin, kırılan beklentiler ve amansız bir olgunlaşma neticesinde keskin bir hınca, hattâ sinsi bir nefrete dönüşmesi, bendeki trajik-felsefi zirveden sonsuz bir düşüşe yol açıyor. Cioranvârî bir karanlık, Le Breton’un o adımlarına eşlik ettiğinde ortaya çıkan manzara çok daha sert ve sarsıcı oluyor. "Sevgiden süzülen nefretin" ve hüsrânın damarlarımda artan dozunu hissediyorum artık. Bir dönem peşinden koştuğum Thoreau’ya çok kırgınım çok… Breton'a Cevap Otuz Metrelik İllüzyon Altmış yıl boyunca bu yeryüzünü delice sevmenin bedeli, Amansız bir hınca, sinsi bir nefrete teslim etmekmiş kalbi. İthaka bir vahâ değil, açık denizlerde kurulan bir tezgâhmış meğer; Vâroluşa duyduğum o kör aşk, kendi cellâdını beslemiş içimde. Evimin iki adım ötesindeki o nehir, yanı başımdaki o sağır tepe... Her şey buradaymış; ama bunu bilmek için dünyâyı yakmak gerekmiş. O "içsel manyetizma" dedikleri, bizi hayâta çağıran o şefkâtli arzu, Şimdi
Duygu ve Düşünce
Hayatı YürümekDavid Le Breton · Sel Yayıncılık · 202376 okunma
Yabancı ~
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 08:28
“Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum” cümlesiyle çarpıcı bir başlangıç yapıyor yazar. Ve şu cümle ; “Annemi elbette çok severdim; ama bu bir şey ifade etmezdi ki. Sağlıklı bütün insanlar, sevdiklerinin ölümünü az çok arzu etmiştir.” bizi ilginç bir hikayenin beklediğinin habercisiydi Hikaye de kahramanın asıl adını yazmadı yazar ama soyadı vardı. Kendine ve topluma yabancılaşmış bir adamın hikayesi. Hayatı sorgulyan ve anlamsız bulan kahraman sırf topluma ve kendine yabancılaşmasından dolayı yargılanır ve idam edilir Mahkemede şöyle bir cümlesi vardır; “Bu işin benim dışımda görülüyor gibi bir hali vardı. Her şey, ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu, kaderim bana sorulmadan tayin olunuyordu ... İyi düşününce söylenecek bir şeyim olmadığını anlamaktaydım. Kendi kendimi seyrediyormuş gibi bir hisse kapıldım.” Bu düşünce ,yabancılaşma kavramını ne kadar benimsediğini anlatıyor... Ve idam kararını duyunca Camus kahramanına şunları söyletir; "Herkes bilir ki, hayat yaşamak zahmetine değmeyen bir şeydir, aslında otuz ya da yetmiş yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değildim, çünkü her iki halde de gayet tabii olarak başka erkekler ve kadınlar yine yaşayacaklar ve bu binlerce yıl devam edecektir... İnsan madem ki ölecektir, bunun nasıl ve ne zaman olacağının önemi yoktur" Kitap boyunca dünyanın boş ve manasız olduğu vurgulanıyor...Hayat yaşamaya değmez... Yabancı’yı okurken, bütün olağan dışılığına rağmen öykünün doğallığı, kahramanın ölümü kabullenişindeki doğallık ,hiç telaş etmemesi insanı rahatsız ediyor... Kitap , derinlik sevenler için♡
Psikoloji
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Başımıza ortalama üç yüz bin saç teli koyan otoriteyi tanımak zorundayız. Gözümüze yüz otuz milyon ışık alıcısı ekleyen, gözden beyne beş yüz bin sinir hücresi yerleştiren yaratıcıyı dikkate almadan bir ömür süremeyiz
İslam ve Sınıfsal YapıAli Şeriati · Fecr Yayınları · 2000576 okunma
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
On Dakika Otuz Sekiz Saniye, daha ilk sayfalardan itibaren insanı rahatsız eden ama elinden de bıraktırmayan bir hikâyesi var. Leyla’nın ölümünden sonraki son on dakika otuz sekiz saniyesinde geçmişine dönerek hayatını anlatması fikri çok çarpıcıydı. Özellikle Leyla’nın çocukluğunda ve gençliğinde yaşadıkları beni çok etkiledi. Toplumun dışına ittiği insanların hikâyelerini okumak bazen zorlayı olabiliyor çünkü anlattıkları maalesef hiç de uzak ya da imkânsız şeyler değil. Ama kitabı benim için özel yapan sadece Leyla değildi. Etrafında kurduğu dostluklar da çok güzeldi. Kan bağı olmadan bir ailenin nasıl oluşabileceğini, insanların birbirlerine nasıl tutunabildiğini görmek içimi ısıttı. Hikâyenin en karanlık anlarında bile o dostluk hissi vardı. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey şu oldu: Bir insanın hayatı, onu hiç tanımayanlar için birkaç kelimeden ibaret olabilir ama her hayatın içinde koskoca bir dünya var. Leyla’nın hikâyesi de bana bunu hatırlattı. Hüzünlü, sarsıcı ve düşündürücü bir kitaptı.
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,1bin okunma
Puan vermedi·%67 (200/296 syf.)··
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:04
İsmi benim için özel olan bir kitap bu nedenle hakkında biraz konuşabilirim diye düşündüm. Beklediğimden daha karamsardı, okuması da bu nedenle yorucu ve uzun sürdü çoğu zaman. Sürükleyici bir olay örgüsü yok, zaten okuru olaya bağlamaktansa duyguyu vermeye odaklı ki bayıldım ben böyle eserlerin insanıymışım. Geçmişe takılı kalma düşüncesi başlı başına cezbedici bir konu benim için ve yazarın bunu monoton bir düşünce kitabı ile sınırlandırmayıp eklediği unsurlar cümleleri bir süreden sonra daha da anlamlı getirdi. Her okurun beğenebileceği bir yazım dili olduğunu düşünmüyorum. Konusu beni içine çekse de okurları bu sakin gidişatından sürekli yakınmış. Özellikle kitabın yarısına geldiğinizde konu fazla siyasi olmaya başlıyor ve sayısal verilerde karışıyor. Beni yine de durduran bir özellik değildi zaten kitap buna ağırlık verdiğini ilk sayfalarda belli ediyordu. Yine de bir günde on sayfadan fazla okutmuyor ne yazık ki. Başucu kitabım olabilecek kapasitede ve sevdiğim birden çok sayfası olmasına rağmen benim gözümden düşüren tek etken son elli sayfada neredeyse olaydan tamamen kopmamdı. Asıl çarpıcı kısımlara geldiğimde ani bir kopuş yaşayınca son sayfalarda beni gerektiği kadar etkilemedi. Okuyup bitirince sanırım üzülmeliyim diye düşündüm hatta nwmqnqjs ortalarındaki heyecanım devam etseydi günlerce etkisinden çıkamazdım ve keşke öyle olsaydı. Yarım kalmış gibi hissediyorum belki son bölüme tekrar dönerim. Bu şekilde, konusunu inceleyip eğer ilginizi çekiyorsa ve fazla bilgi ağırlıklı olması sizi rahatsız etmiyorsa denenebilecek bir eser daha bitirmeden birilerine önermeye başlamıştım bile. Ama dediğim gibi ana konu ortalarda gelişme gösteriyor ve o kısımlarda kopmamak lazım eserden. Çok güzel alıntılar var içerisinde, yazarın kalemi kendini her sayfada tekrar
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,698 okunma
Daha iyi bir toplum mu? Sizce mümkün mü?
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 84. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 10:26
Gilman'ın Dağı Yerinden Oynatmak eseri, ilk bakışta gelecekte kurulmuş ideal bir toplum tasviri gibi görünüyor. Ama bence temelinde “insan değişebilir mi?” sorusunu tartışan bir ütopyadır. Kitap, 1910’ların dünyasından gelen John Robertson’ın otuz yıl sonrasına uyanması üzerinden ilerler. Eski dünyanın erkek egemen, sınıf farklarının belirgin ve geleneklerin güçlü olduğu yapısı ile yeni dünyanın daha eşitlikçi, bilimsel ve düzenli toplumu karşılaştırılır. Kitabın en güçlü taraflarından biri, geleceği teknolojik gelişmelerden çok zihniyet değişimi üzerinden kurmasıdır. Gilman’ın ütopyasında asıl devrim makinelerle değil, insanların düşünme biçimiyle gerçekleşir. Kitabın önsözünde de bu ütopyanın “zihniyet değişiminden başka bir değişim içermediği” ve insanların mevcut imkanlara farklı bakmayı öğrenmesi üzerine kurulduğu belirtilir. Yazar özellikle kadınların toplumdaki konumuna odaklanır. John’un geleceğe geldiğinde en büyük şaşkınlığı teknolojiden çok kadınların toplumdaki yeridir. Kız kardeşi Nellie artık eğitim almış, güçlü, bağımsız ve toplumda karar verici bir konumdadır. John’un eski dünyasındaki “kadın korunması gereken kişi” anlayışı tamamen tersine dönmüştür. Gilman burada aslında kadınların değişmediğini, fırsat verildiğinde potansiyellerini ortaya koyduklarını savunur. Ancak kitapta beni en çok düşündüren noktalardan biri, ütopyanın bazı konularda fazla kusursuz tasarlanmış olmasıydı. Gilman’ın geleceğinde suç, yoksulluk, ayrımcılık ve birçok toplumsal problem neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. İnsanlar daha ahlaklı, daha bilinçli ve daha uyumludur. Nellie’nin anlattığı bu dünya oldukça etkileyicidir; fakat aynı zamanda şu soruyu doğurur: İnsan gerçekten bu kadar tamamen değişebilir mi? Din konusu ise bence kitabın en tartışmalı taraflarından biridir.
Dağı Yerinden OynatmakCharlotte Perkins Gilman · Cem Yayınevi · 2021138 okunma
Reklam
Reklam