Puan vermedi·162 syf.··
2026 63. kitabı
2028'den 2065 kadar dönemin özeti ile başlayan kitap esasen 2065 yılında geçmektedir. Ovidius Motel'i farklı milletlerin insanların çalıştığı bir moteldir. Makedon göçmeni, Afgan, Suriyelilerin,Özbek, Afrika kökenli ve Diyarbakırlı çalışanları olan bir motel. Motelde gizli bir müzakare yapılacaktır; Amerika,Rusya, Sudi Arabistan,Almanya, Çin, Hindistan, Iran,Azerbaycan, Şam(Suriye) ve Türkiye'nin temsilcilerinin katılır bu toplantıya. Hararetli geçen bir toplantı olur. Gelecekten gelen bu kitap, okuyucuya farklı bir konu sunmuş. Motel, kuruluşu, bünyesinde barındırığı çalışanlar ve temsil ettiği misyon açısından dikkat çekici bir içeriğe sahip. Kitapta geçen yergileleri ayrıca sevdim. 2060-2070 olası Türkiye'yi okumak isterler için değişik bir deneyim. Alican Ange Yayınları
Ovidius MüzakeresiDadal Ugan · Ange Yayınları · 20257 okunma
8/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 05:09
2060’ların Türkiye’sinde, ıssız bir dağ motelinde geçen hikayede, farklı coğrafyalardan savrulup gelmiş insanların kesişen hayatları konu ediliyor. Makedon bir patron, Afgan bir müdür, Suriyeli bir aşçı, Özbek bir temizlik görevlisi, Afrikalı dilsiz bir genç ve Diyarbakırlı bir bulaşıkçı… Hepsinin farklı bir hikayesi, farklı bir yarası var. Bu motel, sadece bir konaklama yeri değil; değişen bir ülkenin, iç içe geçmiş kimliklerin ve ortak bir yalnızlığın aynası. Gelecekte geçen bir hikâye olmasına rağmen anlattıkları fazlasıyla bugüne dokunuyor aslında.. Farklı karakterlerin ve gizemli bir atmosferin içinde ilerlerken, asıl meselenin insanın kendi toplumuna yabancılaşması olduğunu hissettiriyor. Distopya ile siyasi eleştiriyi başarılı bir şekilde harmanlayan, bu türleri seven okurları derin düşüncelere sevk eden bir eser.
1000Kitap
Ovidius MüzakeresiDadal Ugan · Ange Yayınları · 20257 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Bir trene binip yakın gelecekteki ülkene gitmek ister miydin? Bugun yaşadıklarının gölgesinde gelecekte neler yaşayacağını bir moteldeki çalışanlardan dinlemek ister miydin? Tüm bu sorulara cevabı Dadal Ugan 2060'lı 2070'li yıllardan kalemine dökerek veriyor. Toplumdaki yozlaşma, kimliksizleşme moteldeki hiyerarşi uzerinden aktarılmaya çalışılmış. Motelin patronu Makedon, müdürü Afgan, şefi Suriyeli, temizlikçisi Özbek, bulaşıkçısı da Diyarbakırlı bir genç. 2070'li yıllarda ülkesine dönen gencin döndüğünde yaşadığı toplumsal yabancılaşma karşısında kimlik arayışını aktarıyor. Değişim ve dönüşüm kitabın isminde başlamış ve bu değişime en çok gençlerin ihtiyacının olduğunu sorgulayıcı bir dille vermeye çalışmış. Sorgusuz bir kabullenme sürecinde olan halkı ağlanacak halimize guluyoruz penceresinden anlatıyor Yazarın dili sade ve anlaşılır. Anlatılanlar distopik gibi gelse de aslında yaşanabileceklerin bir ön gösterimi gibi... Okurken düşündüren kitaplar seviyorsanız tavsiyemdir
Ovidius MüzakeresiDadal Ugan · Ange Yayınları · 20257 okunma
Vırgınıa wolf “Kendine ait bir oda” Kitap incelmesi.
Puan vermedi·127 syf.··
2026 7. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda bile zihninizde konuşmaya, tartışmaya ve anlamlandırmaya devam ederiz. Kitabın devamını oluşturmaya çalışırız. Odanın her tarafında yankılanmaya devam eder. Virginia Woolf’un 'Kendine Ait Bir Oda'sı da tam olarak böyle bir deneyim oldu diye bilirim. Woolf, eline kalemi alıp tarihin tozlu raflarında kadınların izini sürerken, okuyucuyu da kendi hayatındaki 'oda' ları ve 'özgürlük alanları' nı sorgulamaya davet ediyor. Kitapta en büyük metaforlardan biri “oda” kelimesidir. Neden bu kadar önemli bir hale getirmiş yazar bu kelimeyi. Aklımıza ilk gelen anlamından ziyada içinde bir gizli anlam barındırıyor. Kendi düşünceleriyle baş başa kalabilme hakkıdır. Woolf, kadının eve ait olan o dar alanından sıyrılıp, kendine ait, kimsenin müdahale edemeyeceği bağımsız bir bölge ilan etmesini ister. Oda, kadının toplumda "ben de varım ve burası benim alanım" deme şeklidir. Bir insanın düşünebilme, üretebilmesi için ekonomik bağımsızlık ve kişisel alana ihtiyaç duyduğunu savunur. Ve kendisi olabilme özgürlüğünü simgeler. O dönemde kadınların üniversiteye gitmesi bir yana üniversitenin çimenlerinden geçmesinin bile yasak olduğunu Woolf’un kitabında bir suç unsuru olarak ele alır ve bunu şu cümleler ile ifade etmektedir; “Ve birden kendimi çimenlerin üzerinde aşırı bir hızla yürüyor buldum. Ve o an, bir erkeğin görüntüsü yolumu kesti. Önce jaketatay giymiş bu garip görünümlü nesnenin el kol hareketlerinin bana yönelik olduğunu anladım. Yüzünden dehşet ve öfke ifadesi vardı. Akıldan çok içgüdü yardımıma koştu; o bir kilise görevlisi, bense bir kadındım. Burası bir çimenlik alandı, ileride de bir patika vardı. Çimenlerin üzerinde yürümeye yalnızca üniversite öğrencilerine ve öğretim üyelerine izin vardı; benim yerim çakıllı patikaydı.” (syf
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,3bin okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 22:58
İlahi Komedya gibi benim gözümde harika bir edebi ürün olarak görünen bir eseri, direkt aldığım gibi okumayı düşünemedim. Onu okumak için öncelikle bir temelim olması gerekiyordu ve bu temeli en başta Avrupa tarihi ile atmayı planlayıp devamında edebiyatın temeli olan Antik Yunan mitolojisiyle harmanlamayı düşündüm. Bu esnada sıkılacağımı sandığım ve zamanımı alacağını hissettiğim Homeros'un destanlarını, Vergilius'un yazdığı ünlü Roma'nın kuruluş mitolojisi olan Aeneis destanını ve Ovidius'un insanın tanrıyı ve tanrının insanı nasıl dönüştürdüğüne dair muhteşem bir eser olan "Dönüşümler" kitabını okumaktan vazgeçtim, ancak içerikleri hakkında bilgi sahibi olmam gerektiğini bildiğim için bu konuda Mitologya kitabından çokça yararlanmış oldum ve elbette yapay zekadan da. Tüm bu okuma süreci bittikten sonra sıra, incelemesini yazdığım bu kitaba geldi. Dante'nin aşkını okuyacağımı düşünürken aslında onun kadınına duyduğu derin aşkla birlikte acısını ve devamında bu aşkın en üst noktaya çıkıp nasıl bir eser ortaya çıkaracağının da önizlemesini okumuş oldum. Beklediğim gibi hiç çıkmadı (Kötü anlamda demedim bunu.) ve beni etkileyen aşk ve acının, aşkla mutlu olmanın ama bir yandan diğer insanların arasında duyulan kendine acıma ve o acınası his... Bunları tekrardan Dante sayesinde tadacağımı düşünmemiştim ve onun ne kadar güzel bir insan olduğuna da bu kitap sayesinde şahit olmuş oldum. Tam olarak araştırmadım kendisini ancak aşkı bu denli yaşayan ve hisseden birisine karşı nefret duyacağımı düşünemiyorum. İlahi Komedya eseriyle bu aşkı nasıl ölümsüzleştireceğini çok merak ediyorum, ondan önce bu kitabını da okumayı herkese tavsiye ediyorum. Bol okumalar diliyorum herkese!
Duygu ve Düşünce
Yeni HayatDante Alighieri · Yapı Kredi Yayınları · 20181,273 okunma
10/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2026 121. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 00:00
"OVİDİUS MÜZAKERESİ" Muhtemelen Tanrı, çocukları dünyaya iyi davranalım diye yaratıyor olmalı. İçtiği suya "Canım" diyen çocuğu bir ulusun başına yönetici yapın, o ulusun geleceği kurtulur. Distopya türü, genellikle bize uzak gelecekleri, tanımadığımız rejimleri ya da hiç adım atmadığımız şehirleri anlatır. Ama bazen bir kitap çıkar, coğrafyasını bildiğiniz, sokaklarında yürüdüğünüz, dilini konuştuğunuz bir ülkenin çöküşünü öyle sade ve çarpıcı bir sahneye sığdırır ki... Bir kitap düşünün. Ne tamamen bilimkurgu, ne tamamen politika, ne tamamen trajedi, ne tamamen komedi. Ama hepsinden biraz. Ovidius... Romalı şair Publius Ovidius Naso. Onu ölümsüz kılan eser ise Metamorphoses – yani Dönüşümler. Tanrıların insanlara, insanların ağaçlara, kayalara, yıldızlara dönüştüğü; hiçbir şeyin olduğu gibi kalmadığı bir başyapıt. Yazar, bu ismi tesadüfen seçmemiş. "Müzakere" ise; Normalde bir sorunun çözümü için yapılan görüşme demektir. Ama bu kitapta kelime, bütün anlamının tam tersine hizmet ediyor. Çünkü Ovidius Müzakeresi'nde yapılan şey çözüm değil, teslimiyettir. Pazarlık değil, sindirilmedir. Hikâye, 2060'lı yılların Türkiye'sinde, ıssız bir dağ motelinde geçiyor. Her biri farklı coğrafyalardan gelmiş, aynı zorunluluğun içinde var olmaya çalışan insanlar. Bu motel, bir ülkenin özeti gibi. Makedon patron, Afgan müdür, Suriyeli şef, Özbek temizlikçi, Afrikalı dilsiz genç, Diyarbakırlı bulaşıkçı. Her biri kendi geçmişini, kendi travmasını, kendi sessizliğini taşıyor. Ve aynı karmaşanın içinde, farklı yollardan da olsa bir şekilde yer buluyorlar. Kitap boyunca bir belirsizlik hâkim. Kim ne yapıyor? Kim iyi, kim kötü? Kimin anlattığı doğru? Bu sorular zihninizde sürekli dönüp duruyor. Herkes bir muammayı taşıyor, sinirler gergin, anlamak güç, gereklilik şüpheli. Ve absürt bir
Edebiyat
Ovidius MüzakeresiDadal Ugan · Ange Yayınları · 20257 okunma