‘’…Bana öyle geliyor ki, ne alın yazısı, ne yazan, ne yazılan, ne de yazılmış şey var. Olmakta olan, boyuna şekil değiştirerek akıp giden, başsız ve sonsuz bir oluş. Bu oluş içinde ferdin sevinci yahut kederi…’’
‘’Pygmalion üstüne güzel giysiler geçirmiş, sıradan bir Doğu Londralıydı. Ta ki kendine inanana dek. O noktadan sonra ne giydiğinin bir önemi kalmadı.’’