Acılardan kaçma şeklimizde kimliğimizin parçasıdır.
7/10
·293 syf.··
2026 15. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:06
Bazı insanlar karanlıktan korkar, bazılarıysa karanlığın içinde bir ülke kurar. Deborah da öyle yaptı. Gerçek dünyanın kırgınlıkları, anlaşılmamanın ağırlığı ve ruhunun taşıyamadığı acılar onu kendi zihninde yarattığı YR adlı ülkeye götürdü. Orada kaçmak kolaydı, yaşamak değil. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, aslında bir akıl hastalığının değil, insanın kendine dönüş yolculuğunun hikâyesi. Deborah’ın savaşı başkalarıyla değil; korkularıyla, yaralarıyla ve gerçeğin bazen hayalden daha ağır olmasıyla. Kitap bana şunu fısıldıyor: “İnsan bazen iyileşmek istemediğinden değil, acısız bir hayatın nasıl yaşanacağını unuttuğundan iyileşemez.” Deborah’ın yolculuğu boyunca anlıyoruz ki kimse ona bir gül bahçesi vadetmedi. Hayat dikenlerini saklamadı. Ama insan, dikenlerin arasında da yürümeyi öğrenebiliyor. Ve belki kitabın bende bıraktığı en derin iz şu: “Kurtulmak istediğimiz şey bazen acı değildir; acıyla birlikte kim olduğumuzu da kaybetmekten korkarız.”
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 3. kitabı
Merhabalar öncelikle kitabi çok beğendim. Güzel bir dili var. Özellikle vatan ve sevgi boyle ic ice geçince daha mutlu oldum. Ama maalesef sadece 2 kitabını okudum. Çünkü ben boyle yapış yapış ilişkileri okumayı sevmiyorum. Biraz öyle geldi açıkçası. Ama cok sevdiğim bir yazar ve cok başarılı bir kitap tavsiye ederim..
GökçenLoresima · Ephesus Yayınları · 20237,6bin okunma
Reklam
Kongarizm
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:28
Koskoca bir Kongarizm okudum Emre Kongar hoca, hocaların hocası; hayata dair çok şeyi öyle güzel özetlemiş ki... O eğitici dili, donanımı, bilgisini sadeleştirerek herkesin anlayacağı seviyede madde madde döktürmüş. Tecrübelerini paylamış. Bu ülkeye katkısı olan nice değerlerin yaşamından bazı örnekler vermiş. Takdire şayan gerçekten. Kitabı dört bölüme ayırmış. Hayat, aşk, başarı, mutluluk. Her bölümde çıkaraılacak öyle güzel dersler var ki.. Kesinlikle okunmaya değer. Kendinize birşeyler katmak istiyorsanız. Evrendeki denge, dengesizlik, diyalektiğine sıkça yer vermiş ki hayatınızda denge sorunu olmasın diye. Bir de belirtmeden geçemeyeceğim. Kendi tabiriyle "Deli Dumrul Hastalığı" bir deyimi var ; hicivle birlikte bu deyimini çok kullanmış. Bence renk katmış. Çok beğenerek okudum. Kesinlikle tavsiye ederim.. Keyifle okunsun.
1000Kitap
Hayat Yaşadığına DeğsinEmre Kongar · Remzi Kitabevi · 202525 okunma
Karanlığın Anatomisi
3/10
·408 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:34
Sodom'un 120 Günü, okuduğum en rahatsız edici kitaplardan biriydi. Kitabı değerlendirirken edebî yönüyle yarattığı duyguyu birbirinden ayırmak gerekiyor. Çünkü bu eser, okuru etkilemekten çok sarsmayı amaçlıyor. Roman boyunca şiddet, güç ilişkileri, cinsel sapkınlıklar ve insanın sınır tanımayan karanlık yönleri anlatılıyor. Üstelik bunlar yalnızca ima edilmiyor; ayrıntılı ve sistematik bir şekilde aktarılıyor. Bu nedenle kitabı okurken meraktan çok rahatsızlık hissi ön plana çıkıyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey anlatılan olaylar değil, kötülüğün sıradanlaştırılması oldu. İnsanların ellerindeki gücü başkaları üzerinde sınırsızca kullanabildiğinde ne kadar ileri gidebileceği sorusu romanın merkezinde yer alıyor. Bu yönüyle eser, bireysel sapkınlıklardan çok iktidarın denetimsiz hâline dair karanlık bir alegori olarak da okunabilir. Yazarın edebiyat tarihindeki yeri de oldukça ilginç. Çünkü bugün psikolojide kullanılan "sadizm" kavramı, adını doğrudan Marquis de Sade'dan alıyor. Kitabı okurken bunun nedenini anlamak zor değil. Bir noktadan sonra romanı değil, yazarın zihnini okuyormuş gibi hissediyorsunuz. De Sade, insanın karanlık tarafını öyle uç bir noktaya taşıyor ki eser, edebî bir anlatının ötesine geçerek insan doğasının sınırlarına dair rahatsız edici bir düşünce deneyine dönüşüyor. Ancak kitabın büyük bir kısmını okurken edebî haz aldığımı söyleyemem. Yer yer insanın sınırlarını zorlayan, hatta neden okumaya devam ettiğini sorgulatan bölümler var. Bazı eserler insanı büyüler, bazıları düşündürür; bu kitap ise daha çok insan doğasının karanlık tarafıyla yüzleşmeye zorluyor. Kitabı okurken aklıma zaman zaman Epstein dosyaları geldi. Elbette biri kurgu, diğeri gerçek bir olay; ancak ikisinin ortak noktası gücün denetlenmediğinde nasıl bir yozlaşmaya
Sodom’un 120 GünüMarquis de Sade · İthaki Yayınları · 2022771 okunma
8/10
·60 syf.··
2026 23. kitabı
Zaman bazen bir nehir gibi akar; sakin, dingin, gürültüsüz… Fakat öyle hikâyeler vardır ki bu akışı kökünden bozar. Okurken sanki suyun yönü değişir, geçmişin kıyısında unutulmuş taşlar yeniden gün yüzüne çıkar. Abdurrahman Avcı’nın “Zamanın Ötesindeki Aşk” eseri, tam da böyle bir yolculuğa davet ediyor okurunu. ​Bir insanın başka bir zamandaki kendisine —ya da asla dokunamayacağı birine— bağlanması, aslında hepimizin içinde bir yerlerde büyüttüğü o imkânsız özlemin bir dışavurumu değil mi? Zaman bazen en büyük uçurum, bazen de iki yüreği birleştiren o görünmez köprüdür. Arda ile Elif’in hikâyesi, bu uçurum ile köprü arasındaki o ince çizgide nefes alıyor. ​Beni en çok etkileyen nokta, karakterlerin sadece birbirine değil, kendi kaderlerine de meydan okuması oldu. Çünkü insan, zamanla mücadele edemez belki ama kendi içindeki karanlıkla her gün savaşır. O savaşta kazanılan her küçük zafer, kişiyi kendi özüne bir adım daha yaklaştırır. ​Bu kitapta tam da bunu hissettim: Kimi zaman bir bilim deneyi gibi soğuk görünen gelecek tasvirleri, bir anda en sıcak duygularla harmanlanıyor. Böylece zaman, mekân ve gerçeklik kavramları bulanıklaşırken geriye sadece "insan" kalıyor. ​İmkânsız bir aşkın gölgesinde bile umut bulabilmek… Belki de hepimizi hayata bağlayan yegâne şey bu. Duyguların zamana direnebildiğini görmek, kalbimizin sınırlarının sandığımızdan çok daha geniş olduğunu hatırlatıyor. ​Kısacası bu eser, sadece iki zaman arasında sıkışmış bir aşkı değil; kendi iç dünyamızda, geçmişimizle geleceğimiz arasında kurduğumuz o köprüyü de anlatıyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan o düşünce şuydu: Zaman geçer, insanlar değişir… Ama insan ruhu, en çok da imkânsız olanla yüzleştiğinde büyür.
Edebiyat
Zamanın Ötesindeki AşkAbdurrahman Avcı · Ange Yayınları · 202543 okunma
Spoiler içermez.
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Şermin Yaşar'dan okuduğum ilk kitaptı bu ama anlatış biçimini, hikayesini ve stilini çok sevdim. Anlatım dili sade ve anlaşılırdı. Başlarda bi anlayamadım ama bu anlatış stili ile ilgiliydi sonrasında birkaç sayfa daha okuyunca aktı gitti. Kitabın konusuna değinirsek; kalabalık bir ailenin bağlarına, her bir bireyin hayat hikayesine değiniyor kitap. Aslında her birimizin de hayatından parça parça izler taşıyor bu hikayeler bence. Roman birçok bireyin ağzından anlatılıyor, herkesten bir parça alıyorsunuz. Ana kahramanız, Ethem. Kitabın sonu öyle vurucu bitiyor ki başındaki ithafı sona geldiğinizde çok daha iyi anlıyorsunuz. Gerisini okuyarak öğrenmenizi tavsiye ediyorum bu yüzden kısaca anlatıp burada bitiriyorum... Kitabı okurken kendimi bir aile meclisinin ortasında oturuyormuş gibi hissettim. Herkes konuşuyor, herkes kendi hikâyesini anlatıyor ama kimse gerçeğin tamamını bilmiyor. Bir tek siz biliyorsunuz ama sizin bildiğiniz bile yarım. Kitap ilerledikçe fark ettim ki aslında anlatılan şey yalnızca bir ailenin hikâyesi değil; sırların, suskunlukların ve yıllarca kitaptaki karakterler gibi bizim de içimizde taşıdığımız yüklerin hikâyesi. Kitabın en etkileyici yanı, karakterlerin tek bir bakış açısından değil, kendi sesleriyle konuşması oldu benim için. Her bölümde farklı bir karakterin gözünden olaylara bakarken, ilk başta doğru bildiğim birçok şeyin aslında eksik olduğunu gördüm. Bir karaktere kızarken birkaç sayfa sonra ona hak vermeye başladım. Bu durum romanı yalnızca bir aile dramı olmaktan çıkarıp insan psikolojisini sorgulatan bir anlatıya dönüştürüyor. Kitap bana bazen insanların birbirlerine söyledikleri yalanlardan çok, söylemedikleri gerçeklerin zarar verdiğini düşündürdü. Bir aile içinde yıllarca konuşulmayan meselelerin nasıl nesilden nesle
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
Reklam
Reklam