Puan vermedi·376 syf.··
2026 34. kitabı
Yine İskender Pala, yine enfes bir roman... Tarihî roman okumayı seven biri olarak İskender Pala'nın kitaplarına her zaman ayrı bir ilgi duydum. Azdahak da bu beklentimi fazlasıyla karşıladı. Yazar, 1577 yılının İstanbul'unu öyle canlı ve gerçekçi anlatıyor ki kendinizi bazen saray koridorlarında, bazen dar sokaklarda, bazen de kuyruklu yıldızın gölgesinde korkuyla gökyüzüne bakan halkın arasında hissediyorsunuz. Romanın merkezinde gökyüzünde beliren bir kuyruklu yıldız var. Ancak kitap sadece bunun etrafında dönen bir tarih hikâyesi değil. Cinayetler, sırlar, entrikalar, güç mücadeleleri ve hakikati arayan insanlar sayfalar ilerledikçe birbirine ustalıkla bağlanıyor. Özellikle ilim ile hurafenin karşı karşıya geldiği bölümler beni çok etkiledi. Kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: Aradan yüzlerce yıl geçmiş olmasına rağmen insan değişmiyor. Korkuları, çıkarları, iktidar hırsı ve hakikati kendi penceresinden görme çabası bugün de aynı şekilde devam ediyor. Mütedeyyin bir okur olarak eserde dikkatimi çeken noktalardan biri de din ile hurafenin birbirinden ayrılması gerektiğine yapılan vurgu oldu. Roman, inancın değil; cehaletin ve dini çıkar için kullanan insanların topluma zarar verdiğini başarılı şekilde gösteriyor. İskender Pala'nın güçlü kalemi, tarih bilgisi ve akıcı anlatımı sayesinde 376 sayfalık bu eser kendini hiç sıkmadan okutuyor. Tarihî roman, polisiye ve gizem seven herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitaptan aklımda kalan en güçlü cümlelerden biri ise şuydu: "Halktan birisi cahilce sözler edebilirdi ama bir din adamının cehaleti memlekete ziyan sayılırdı." Kitabı bitirdiğimde geriye sadece bir tarihî macera değil, insanın korkularına, inançlarına ve hakikati arayışına dair derin bir sorgulama kaldı. Puanım:
Azdahakİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,563 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 55. kitabı
Nermin Yıldırım okumayı en sevdiğim yazarlardan biri. Daha önce dört kitabını okumuştum. Bütün eserlerini okumak istediğim bir yazar. O yüzden sırayla hepsini tamamlamaya çalışıyorum. Kİtabımızın konusuna gelecek olursak bir hastane odasında karşılıyor bizi Nermin Yıldırım. Kitapta ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenen Adalet’in hayatını okuyoruz. Doktor, Adalet’e bir yıllık ömrü kaldığını söylüyor. Adalet çok üzülüyor ve hayatı gözlerinin önünden geçiyor. Geçmişte yaptıkları aklına düştükçe de iç hesaplaşması başlıyor. Hasta olma nedeninin küçükken çocukluk arkadaşı ile yaşadığı bir olay olduğunu düşünüyor yanına Hülya’yı da alıp onu bulmaya gidiyor. Bu yolculuklar sırasında Sadi isimli biriyle tanışıyor. İkisi birlikte yolculuğa çıkıyorlar. Bu yolculuklar sayesinde birbirlerini tanıyorlar. Aşık oluyorlar. Sadi bazı kısımlarda beni çok korkuttu. Varlığına inanamadığım bir karakter oldu. Yazdığı mektup öyle güzeldi ki sadece Adalet’in değil bizlerinde gönlünü fethetti. Ayrıca kimseye dokunmadan yaşayan, her şeyi görmezden gelen, savunma mekanizması çok güçlü olan Adalet, bu yolcuklar sayesinde bambaşka bir insan oldu. Gözümüzün önünde değişti, gelişti… Ayrıca evet zor da olsa çocukluk arkadaşını buluyor ama orada da başına hiç beklemediğim bir şey geliyor. Üzücü sonları hiç sevmiyorum.
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
Reklam
7/10
·119 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:34
“İllaki bir şeyleri fark etmek için önce kaybetmek mi gerekiyordu?” Kitabın bana göre önceliği gibi. Tabi öncelik iman. Allah’a inanç, tevekkül. Kız çocuğunu önemsemeyen erkek çocuk delisi bir ağa ve eşinin, kızlarının hikayesi. Eşi her daim şükretmeyi kocasına öğretmeye çalışmasına karşılık adamın bunu kayıp yaşayınca öğrenmesi.. Kadın kızlarını öyle inançlı yetiştiriyor ki en küçük kızı Aysima okuyup ziraat mühendisi olma hay iyle babasına bir erkek çocuğunun yapabileceği tüm şeyleri kız başına da yaptığını gösterme çabası ve inancı sizi ele alıyor. Yazarın anlatımı ve akıcı dili kitapta sizi sıkmıyor. Yer yer konuyla ilgili ayetlere de yer vermiş konuyu daha iyi özümseyebilmek için. Son olarak yazılı notum; kaleminize ve yüreginize sağlık Reyhan hocam Reyhan Altınok
Hayata Dair
AysimaReyhan Altınok · S. S. İnternational Publishing · 20238 okunma
Puan vermedi·%67 (200/296 syf.)··
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:04
İsmi benim için özel olan bir kitap bu nedenle hakkında biraz konuşabilirim diye düşündüm. Beklediğimden daha karamsardı, okuması da bu nedenle yorucu ve uzun sürdü çoğu zaman. Sürükleyici bir olay örgüsü yok, zaten okuru olaya bağlamaktansa duyguyu vermeye odaklı ki bayıldım ben böyle eserlerin insanıymışım. Geçmişe takılı kalma düşüncesi başlı başına cezbedici bir konu benim için ve yazarın bunu monoton bir düşünce kitabı ile sınırlandırmayıp eklediği unsurlar cümleleri bir süreden sonra daha da anlamlı getirdi. Her okurun beğenebileceği bir yazım dili olduğunu düşünmüyorum. Konusu beni içine çekse de okurları bu sakin gidişatından sürekli yakınmış. Özellikle kitabın yarısına geldiğinizde konu fazla siyasi olmaya başlıyor ve sayısal verilerde karışıyor. Beni yine de durduran bir özellik değildi zaten kitap buna ağırlık verdiğini ilk sayfalarda belli ediyordu. Yine de bir günde on sayfadan fazla okutmuyor ne yazık ki. Başucu kitabım olabilecek kapasitede ve sevdiğim birden çok sayfası olmasına rağmen benim gözümden düşüren tek etken son elli sayfada neredeyse olaydan tamamen kopmamdı. Asıl çarpıcı kısımlara geldiğimde ani bir kopuş yaşayınca son sayfalarda beni gerektiği kadar etkilemedi. Okuyup bitirince sanırım üzülmeliyim diye düşündüm hatta nwmqnqjs ortalarındaki heyecanım devam etseydi günlerce etkisinden çıkamazdım ve keşke öyle olsaydı. Yarım kalmış gibi hissediyorum belki son bölüme tekrar dönerim. Bu şekilde, konusunu inceleyip eğer ilginizi çekiyorsa ve fazla bilgi ağırlıklı olması sizi rahatsız etmiyorsa denenebilecek bir eser daha bitirmeden birilerine önermeye başlamıştım bile. Ama dediğim gibi ana konu ortalarda gelişme gösteriyor ve o kısımlarda kopmamak lazım eserden. Çok güzel alıntılar var içerisinde, yazarın kalemi kendini her sayfada tekrar
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,697 okunma
10/10
·64 syf.··
2026 27. kitabı
Öykü kitabı okumayı sevenlere güzel bir önerirler geldim bugün. Sibel Dülger'in kaleminden çıkan #yokuştakiev kitabı 9 farklı kadının 9 öyküsünden oluşuyor. Ben her öykü kitabını sevemiyorum dostlar. Süslü cümleler kuracağım diye ne anlatmak istediği anlaşılmayan, sonu yarım bırakılan ama başı anlaşılmadığı için kişinin tamamlayamadığı bir çok öykü kitabı okudum bugüne kadar. Ama bu kitap öyle değil. Cümleler sade ve anlaşılır, duygu aktarımı, o duygu geçişleri ve bunun okuyucuya yansıtılması çok başarılıydı. Okurken beni zorlamayan ve iyi ki okudum dediklerim arasında yer aldı kendisi. Kitapta genel olarak yaşamla mücadele eden, her zorluğa göğüs germeye çalışan kadınların hikayesi anlatılıyor. Bu zorluklara rağmen yıkılsa bile tekrar ayağa kalkmayı bilen güçlü kadınlar... Her öyküyü tek tek anlatmayacağım. Merak etmenizi istiyorum bu defa. Hepsinin verdiği mesaj ayrı ve çok kıymetliydi. Gönül rahatlığıyla tavsiye ederim, okuyun mutlaka dostlar...
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202639 okunma
Puan vermedi·194 syf.··
2026 2. kitabı
Kitaba başlamadan önce bir öğretmen bakış açısıyla yazılmasından sebep kendi hayal dünyamızın yansımalarına rastlayacağımı düşünsem de öyle olmadı.Çok akıcı bir üslupla yazılmış, yazarın daha çok varoluşsal iç dünyasını okuduğumuz yer yer bazı gerçeklere üstü kapalı bir şekilde değinen, sonunda da ümitsizlik ve çaresizlik duygusunu okuyana hissettiren bir eserdi.Altını çizdiğim satırlardan en ders verici olanı ise şu oldu benim için; 'Yolcu, bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine'..
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201713,9bin okunma
Reklam
Reklam