Puan vermedi·
Önceden uyarısını düşmüş olayım, İçerisinde tecavüz, ensest ilişki, şiddet, pedofili, intihar gibi tetikleyici ve rahatsız edici unsurlar bulunduğu için herkese hitap edecek bir kitap olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Bu kadar rahatsız olduğum, tüylerimin ürperdiği ama bir o kadar da merakımdan geri duramadığım bir kitap okumamıştım daha önce. Eser bir üçlemeden oluşuyor. Yazar üç kitabı da birbirine ustalıkla bağlamış, özellikle son bölümünde öncesinde okuduğunuz her şeyi size sorgulatıyor, kişilerin gerçekliğinden şüphe ettiriyor, adeta aklınızla oynuyor. Bu kitap, savaşın yalnızca cephede değil, insanın zihninde ve kalbinde de nasıl bir yıkım yarattığını acımasız bir sadelikle yüzünüze çarpıyor. Beni en çok etkileyen yanı, tüm bunların müthiş bir soğukkanlılıkla anlatılıyor oluşu. Öyle soğuk, öyle soğuk ki, sanki bir korku filminin içinde sıkışmış gibi hissediyoruz. Sıkışmış ve o savaşın ortasında kalan, sevdiklerini kaybeden, canı acıyan, sürgün olan, yalnızlıktan kuruyan, bir kardeşe ihtiyacı olan, kendini arayıp arayıp bulamayan bizmişiz gibi. Ters köşeler ve çıkmaz sokaklarla dolu, acımasız, karanlık, sarsıcı ama bir o kadar da etkileyici olan bu kitabı okumaya gücü olan herkese öneriyorum, iyi okumalar
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma
9/10
·232 syf.··
2026 56. kitabı
Leyla, ne güzel bir isimdir. Leyla ne asil bir kadındır. Bazı roman kahramanları vardır. Keşke görme imkanım olsa keşke konuşma şansım olsa derseniz. Leyla karakteri öyle bir karakter. Livaneli karakterleri çoğu zaman ustaca yazıyor. Burdaki karakterler de ustaca yazılmış. Hikaye küçücük bir ev üzerinden ete kemiğe büründürülmüş. 230 sayfaya sığabilecek her şeye değinmiş yazar. Osmanlı, cumhuriyet, mülkiyet, milliyetçilik, siyaset, aile ve en önemlisi aşk. Livaneli’ye bazen çok kızsam çok seviyorum yine de :))
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Merhabalar,kitabı iki kısımda inceleyeceğim ilk yarı ve ikinci yarı şeklinde. !!!!!DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!!! lütfen ona göre okuyun. içerik hakkında baya bilgi içeriyor!!! Martı 1.yarı kitapla ilgili dikkatimi en çok çeken şey sıkışmışlık içerisinde olmasıydı. Herkesin kendince sorunları ve bunalımları vardı. Bu açıdan asıl sinirlendiğim nokta hiç kimsenin birbiriyle gerçekten iletişim kurmaya çalışmaması, çözmeye de çalışmaması. bana ciddi bir iletişimsizlik söz konusu olduğunu düşündürdü. Kitabın en başındaki Medvedenko ve Maşa'nın konuşmasından örnek verecek olursam: Medvedenko geçimden, yaşam şartlarından, daha çok maddiyat ağırlıklı şeylerden bahsediyorken Maşa ise "hayatımın yasını tutuyorum, mutsuzum" diyor. Aslında iki taraf da haklı ama iki taraf da bambaşka tellerden çalıyordu. Ayrıca konuşmak için konuşan, konuşmalarda sadece kendi kısmını bekleyen kişiler gibi geldiler. Yüzeysel karakterlere sahipmişler duygusunu hissettim. ​Treplev karakterini başta sevmiş gibiydim fakat ilerledikçe düşünce olarak uyuşmadığım bir karakter olduğuna karar verdim gibi. Başta eski olanı bırakıp yeniye yönelmesini oldukça atılgan ve cesur bir hareket olarak görürken son kısımlarda (Nina'yla Martı konuşmasında) bunu aslında kendisini, annesine ispat etme -sevgi- için bir araç gibi kullandığını düşünmeye başladım. Kendi çıkarları için yapıyor gibi bir his baskın hale geldi. Bu noktada onun samimi olup olmadığına karar veremedim. Arkadina'ya ise başta oldukça gıcık kaptım. Kendi bildiğini yapan ve okuyan baskın bir karakter vibe'ını verdi. Kendine güvenmesi ve daima mükemmele oynaması bir seviyeye kadar güzel gelirken o seviyeden sonrasında da kendi egosunun esiri haline düşmüş gibiydi. Onun da arka planda bir şeylerin bunalımında olduğu hissedilmekteydi. Son olarak 40-46.
Duygu ve Düşünce
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
7/10
·148 syf.··
2026 30. kitabı
Aytmatov’un sade, abartısız ama derin dilli anlatımı ilk sayfadan sıkıca tutuyor insanı. Kitabı okurken o halkın içinde, küçük sıcak ve çilekeş köyde yaşayan sakinlerden biri oldum. Erkenden uyanıp tarlaya giden, cepheden gelecek bir haberi yüreği ağzında bekleyen, acıyı da umudu da ekmeği bölüşür gibi paylaşan o insanların yanındaydım. Yazar, coğrafyanın kokusunu, rüzgarını ve insan sinesinin sıcaklığını öyle canlı aktarmış ve zaten bize o kadar ait bir kültür ki aslında. Kitapta benim en sevdiğim Tolgonay ile Toprak Ana’nın dertleşmeleri oldu. Tolgonay’ın yaşadığı onca acıya kayba ve savaşın getirdiği yıkıma rağmen ayakta kalma mücadelesi etkileyiciydi. Onun sabrında, metanetinde ve her şeye rağmen hayata tutunma çabasında muazzam bir bilgelik var. Toprak Ana ise sadece bir zemin değil her şeyi gören, hisseden, teselli eden ve yaşamı yeniden doğuran bilge, hayatı paylaşan sırdaş gibi. Bu insana hem doğanın büyüklüğünü hem de insan iradesinin gücünü hatırlatıyor.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202177,7bin okunma
Selimeler' e... Meltemler'e...
Puan vermedi·248 syf.··
2026 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 12:44
“Ben istiyorum ki meşguliyetim olsun. Elimde bir işim olsun. Bekleyecek bir şeylerim olsun... Telefonun başında çocukların aramasını bekleyeyim, pencerenin kenarında çocukların, torunların bana uğramasını bekleyeyim, ağaç yapraklansın diye bekleyeyim, salatalıklar çiçek açsın diye bekleyeyim, domates kızarsın diye bekleyeyim. Öyle şeyler... Zaman kolay geçsin istiyorum ben. Başka derdim yok. Ölüm kapımı çalana kadar bir şeyler oyalasın işte beni.” Selime Teyze’nin hikâyesi, çocuklarının dünyasında yer bulamayan ve onların gözünde yok gibi var olmayı reddeden bir annenin hikâyesi. Selime, bir gün hiç beklenmedik bir anda kaybolur. Gönülsüz ama planlı bir kaçıştır bu. Bildiği bütün hayatı geride bırakıp bir köyün sessizliğine sığınır. Kimseye haber vermeden, ardında iz bırakmadan. Bulunmayı bekler. Ama hayat, beklenmedik bir misafirle –Meltem’le– karşılaştırır onu. Biri annesiz büyümenin, diğeri evlatsız yaşlanmanın derdini anlatır. İki hayat, iki kayboluş, iki yara aynı evde buluşur. Bu roman, yaşlıların yok sayıldığı, insanın yalnız bırakıldığı, herkesin ancak kendine yetebildiği, en yakınlarına bile derman olamadığı bir çağın hikâyesi. Yanı sıra Burada varlıkla değil, geri çekilerek konuşan bir sevgi dili var. Biraz mesafeli, biraz çekingen. Diğer tarafta ise büyürken duygusal boşluklarla tanışmış bir genç kadın görüyoruz. Onun hikâyesi yalnızca bir eksiklik hikâyesi değil; aynı zamanda tutunma çabasının hikâyesi. Yaşlılıkla birlikte görünmezleşen bir annenin, yani Selime Teyze’nin, ailesi tarafından fark edilmediğini hissettiği bir anda çocuklarının hayatından sessizce çekilmesini ve bu kaçış sırasında başka bir yalnızlıkla -annesiz büyümüş Meltem’le- kesişen yolunu anlatır. Roman, annelik, evlatlık, yalnızlık ve görülme ihtiyacı üzerinden, kan bağının değil
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
10/10
·328 syf.··
2021 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 00:00
şimdiye kadar okumadığım bir kitap türüne mensup. birazda romantik bir şeyler okuyayım diyerek gittiğim kitapçıda ki görevli hanımın tavsiyesi ile aldım. çok akıcı ve bir çırpıda okuyacağımı salık verdi sağ olsun. ve nitekim öyle de oldu. kitabın dili çok hafif, bir sohbete dahil olmuşsun da o sohbet de akıp gidiyormuş gibi bir his yaratıyor insanda. hikaye başlangıçta Saraybosna da bir konservatuarda geçiyor gibi görünüyor. aşık olan öğrenciler ve bir takım dönüp duracak klişeler diye düşünülüyor ilk başta ama, kitabın girişindeki ' bu roman hayal ürünü değildir, tamamen gerçeklere dayanmaktadır' ibaresi içini hafif huzursuz ediyor. kitabı okurken asla savaş çıkacağını konduramayan Boşnak halkı gibi bir anda savaşın ortasında buluveriyorsunuz kendinizi. vahşet, katliam, acımasızlık tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriliyor. kitabı okurken çok kez kendimi "ne zaman bitecek bu çile?" diye sorarken buldum. daha fazla detay vermeden kitapla ilgili ne yazabilirim emin değilim. özetle, yaşanmış bir hikaye. savaşın bir toplumda neler değiştireceğini gösteren bir kitap. acı eşiği düşük olan kişiler için ağlama ile sonuçlanacak bir çok bölümü var ancak, empati kurabilmek için bile okunabilecek bir kitap.
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma