10/10
·144 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitabı elime aldığımda sadece bir okur değildim. Serap Kurşun Kanmaz'ın dostuydum. Kitabın hazırlık sürecinde birlikte çalıştık, uzun sohbetler yaptık, satır satır üzerinden geçtik. Kitapta yer alan röportajı da bu sohbetlerin bir parçası olarak gerçekleştirdik. Günler boyunca konuştuk. Kimi zaman yeni yazdığı bir aforizmayı heyecanla paylaştı, kimi zaman tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı. Ama ne anlatırsa anlatsın, konuşmalarımızın merkezinde hep yaşam vardı.Aslında Serap'ın bana en çok öğrettiği şey de buydu.O, hastalığından bahsettiğinde bile hastalığı konuşmazdı. Yaşamı konuşurdu. Tedavi süreçlerinin ağırlığını, hastane odalarının yalnızlığını, belirsizlikleri elbette inkâr etmiyordu. Ancak bütün bunların içinde hâlâ umut edecek bir şey bulabiliyor, yarınlara dair heyecan duyabiliyor, yazmaya devam edebiliyordu. Belki de bu yüzden kitabın ilk sayfalarından itibaren hissedilen duygu acı değil; yaşama tutkusu oluyor. Bazen bir aforizmada, bazen bir günlük sayfasında, bazen de içten bir itirafta Serap'ın sesini duyuyorsunuz. O sesi bugün hâlâ duyabiliyorum. Çünkü bu kitapta yalnızca kelimeler yok; onun cesareti, mizahı, sevgisi ve yaşama bağlılığı var. Ne yazık ki kitap tamamlandıktan sonra Serap'ı kaybettik.Bu cümleyi yazmak hâlâ kolay değil.Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsa da hayatımızdaki yerleri değişmiyor. Serap da benim için öyle biri. Dostluğu, zarafeti, insanlara dokunma biçimi ve her şeye rağmen koruduğu yaşam sevinciyle hep hatırlayacağım bir insan.Bugün Serap Gibi'yi okurken satırların arasında yalnızca bir yazarın değil, çok kıymetli bir insanın izlerini görüyorum. Onunla yaptığımız sohbetleri, geleceğe dair planlarını, yazmak istediği yeni kitapları ve gözlerindeki o bitmeyen yaşam enerjisini hatırlıyorum. Bu yüzden bu kitap benim için sadece
Serap GibiSerap Kurşun Kanmaz · Doğan Solibri Yayınları · 20252 okunma
9/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:16
Kitabı okuma hikayem bir yolculuktu. Başlangıçta, yazarın düşünceler evrenine adeta bir portal açarak hayal dünyasını ayak bastığımız somut bir zemine dönüştürdüğü bu gerçeklikte hızla ilerleyebileceğimi sandım. Ana karakterin bile yıllar sonra tam olarak neyin içine düştüğünü anlamlandıramadığı bu serüven, tüm labirentvari bilmecesi ve yazarın zengin anlatımıyla beni hızla içine çekti. Ancak bir noktada, belki de anlatıcı ile aynı noktada, ben de adımlarımı yavaşlatma ihtiyacı hissettim. Soluklanmak, yürüdüğüm zeminin beni ilerlettiği yolu sorgulamak ve okuduklarımı sindirmek istedim. Hızımı düşürdüm, tane tane yakaladım kelimeleri. Hatta öyle ki, iç sesimi neredeyse dış bir sesçesine gövdemden zihnime bir yankı gibi hissettim. Bu noktada kitap bende tıpkı bir Doğu baharatı gibi bir tat bıraktı: tanıdık ama zengin, bilindik ama keşfedilesi, adı dilimin ucunda ama bir türlü çıkaramadığım bir etki. Bu yolculuk, kitabın anlatıcısı H. için de hayatının en büyük, en etkili ve en çözümsüz gizemiydi. Anlatıcının bu gizeme en çok yaklaşmak istediği anlar, en büyük çırpınışlarının verdiği uzaklaşma anlarından ibaretti. Gençlik yıllarında gizemli bir cemiyetle birlikte Doğu'ya mistik bir yolculuğa çıkan H., yıllar sonra geriye baktığında yaşamındaki en derin izlerin, bu dağıldığını düşündüğü cemiyetle yaptığı yolculukta şekillendiğini ve yolculuğun yarım kalmışlığının burukluğunu yıllarca taşıdığını görüyor. Bu yarım yolculuğu yazarak tamamlamayı uman H., işlerin hiç de sandığı kadar kolay olmayacağını anlıyor. İçindeki silinmeye yüz tutmuş izlerin ancak tek bir ismin tanıklığı ile tamamlanabileceğine inanıyor: Yıllar evvel kafileden ayrılan hizmetkar Leo ile. Anlatıcı, bu eski yoldaşı Leo'ya yıllar sonra rastlaması sonucu yolculuğunun aydınlanacağı beklentisine kapılırken,
Doğu YolculuğuHermann Hesse · Can Yayınları · 20193,383 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
5/10
·112 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:38
“Şıklık yalnız kıyafetle olmaz. Mizaç ve ahlakça da şık olmak icap eder.” Şöhret Bey’in züppeliği, kibri ve gösteriş aşkı yüzünden ahlaki sınırlarını kaybedişini okuyoruz. Herkes kendi seçimlerinin sonucunu yaşar ve Şöhret Bey de öyle oldu. İnsanı felakete götüren şey çoğu zaman kötü insanlarla karşılaşmış olması değildir, kendi zaaflarını yönetemiyor oluşudur. Gürpınar’ın ilk romanıdır yani acemilik eseridir diyebiliriz ama yazdığı yıllarda bile çok iyi yazılmış olduğu söylenir ve onun yazdığına inanmazlar. Yine yer yer mizahi dili de ortaya çıkmaktadır. Gürpınar’ın en sevdiğim romanı olmadı ama toplum içinden bir konu olmasıyla okunabilecek bir kitap. Kitapla ve sevgiyle kalınız:))
Edebiyat
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,9bin okunma
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bugün Orhan Kemal’den bir kitapla geldim 72. Koğuş gerçekten insanın içine oturan bir kitap.. Hani böyle okurken “ay çok üzüldüm” deyip geçemiyorsun, içinden bir şey eksiliyor gibi oluyor. Orhan Kemal öyle büyük büyük cümleler kurmuyor, kimseyi kahraman yapmıyor. Sadece o koğuşun kapısını açıyor ve “buyurun, bakın” diyor. Açlık var, çaresizlik var, gurur var… Ama en çok da insan olma mücadelesi var. Açlığın insanı nasıl değiştirdiğini görmek beni en çok sarsan şey oldu. Bir lokma ekmek için verilen mücadele insanın içini acıtıyor gerçekten. Şunu düşündüm okurken: Bu insanlar kötü değil ki… Sadece şartlar kötü. İnsanın onuru ne kadar dayanabilir? Açlık karşısında herkes aynı kalabilir mi? Kitap bitti ama o sorular kalıyor. Kısacık bir kitap aslında ama etkisi hiç kısa değil. Okuduktan sonra bir süre başka kitaba geçmek istemedim ben. Hâlâ bazı sahneleri aklıma geliyor. Gerçek, sert ama çok samimi bir hikâye. Eğer insanı anlatan, iç burkan ama bir o kadar da gerçek metinleri seviyorsan, bunu mutlaka oku derim. Ben gerçekten iyi ki okudum #cansununkitapligi #orhankemal #72.koğuş #okudumbi̇tti̇ #kitap
72. KoğuşOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20247,5bin okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Emanet Bu kitabı öyle çok sevdim ki şimdi size de anlatmaya geldim, lütfen okuyun olur mu ? Bazen bazı kitaplar vardır, okurken hikâyeden çok duygular kalır insanın içinde. İşte bu kitap benim için tam olarak öyle oldu. Sayfaları çevirdikçe sanki biri karşıma oturmuş da bana hayatının en kırılgan, en gerçek yanlarını anlatıyormuş gibi hissettim. Hikâyenin merkezinde geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan bir kadın var. Yasemin.. Yıllardır içinde taşıdığı kırgınlıklar, kayıplar ve yarım kalmış duygularla yaşamaya çalışırken bir gün karşısına çıkan küçük bir el yapımı kutu her şeyi değiştirmeye başlıyor. Bu kutu aslında geçmişten kalan bir emanet… İçinde sadece eşyalar değil; mektuplar, hatıralar ve yıllarca dile getirilememiş duygular saklı. Kutuyu açtıkça yalnızca geçmişin kapıları aralanmıyor, aynı zamanda ailesiyle, hayatındaki insanlarla ve kendi benliğiyle olan bağlarını da yeniden sorgulamaya başlıyor. Her sayfada biraz daha geçmişe gidiyoruz; kayıplara, özlemlere ve insanın kalbinde sessizce taşıdığı o duygulara. Kitabı okurken sık sık durup düşündüğüm oldu. Geçmişimiz gerçekten geride mi kalıyor, yoksa bir şekilde hep bizimle mi geliyor? Yazar bunu öyle sade ama içten anlatmış ki bazı cümlelerin altını çizmemek gerçekten zor. Ben bu kitabı okurken hem biraz hüzünlendim hem de içimi tuhaf bir sıcaklık kapladı. Sanki insanın kalbine yavaşça dokunan, sessiz ama etkili bir hikâye gibi. Kısacası ben çok sevdim ve gerçekten gönülden öneriyorum. Eğer duygusu olan, insanın içine işleyen hikâyeler okumayı seviyorsanız bu kitabı mutlaka listenize ekleyin derim. Bence uzun süre akılda kalan kitaplardan biri. @bigeguvenkizilay #cansununkitapligi #kitap #emanet #okudumbitti #books
EmanetBige Güven Kızılay · Hayy Kitap · 20211,003 okunma
6/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Bu kitap gerçekten çok tatlı, çok samimi bir okuma oldu benim için. Aslında koca bir hikâyeden çok, mektuplardan oluşan bir dostluk anlatıyor ama insan okurken sanki gerçek insanların hayatına misafir olmuş gibi hissediyor. New York’ta yaşayan Helene Hanff ile Londra’daki bir kitapçı arasında başlayan mektuplaşma zamanla öyle sıcak bir bağa dönüşüyor ki, sayfaları okurken yüzümde sürekli bir gülümseme vardı. Helene’in kitaplara olan tutkusu, bazen şakacı bazen de biraz sitemkâr mektupları çok keyifliydi. Karşı taraftaki kitapçının nazikliği, aralarındaki o mesafeye rağmen kurulan samimi bağ… Hepsi o kadar gerçek ve içten ki insan “keşke böyle mektuplaşmalar hâlâ olsa” diye düşünüyor. Bir de kitap boyunca hissedilen o kitap sevgisi var ki, bence en güzel tarafı bu. Kitapların insanları nasıl birbirine bağlayabildiğini çok naif bir şekilde anlatıyor. Kısacık ama kalpte yer eden bir kitap. Bitirdiğimde içimde sıcacık bir his kaldı. Kitapları ve kitapçılara duyulan o özel sevgiyi anlayan herkesin çok seveceğini düşünüyorum. #cansununkitapligi #84charingcrossroad #okudumbitti #reels #books
84, Charing Cross RoadHelene Hanff · Everest Yayınları · 2025237 okunma