Puan vermedi·
Kapitalizmin və ölkədəki monopoliyanın ucbatından bərbad bir pdf oxudum. Türk dilində bildiklərim də yadımdan çıxdı. Mənasız şəxsi inkişaf kitablarını çap etdirmək əvəzində normal romanları tərcümə edib keyfiyyətli şəkildə çap etsələr pula tüpürüb ala bilərik. Belə lazımsız pdf'ə də məruz qalmarıq. Nəysə şikayətimdən keçim kitaba. Ursula xanımın qələminə tanış deyildim. Gender-critical Rowling bacıya ara vermək və Ursuladan nəyi necə kopyaladığını öyrənmək üçün başladım. Davam edəcəm(keyfiyyətli pdf tapsam). Daha çox müqayisə edəcəm rəyimdə. Rowlingin əsərlərinin fəlsəfəsi daha az və səthi idi. Macəra və axıcılıq isə kitaba kilidlənmək üçün kifayət edirdi. Ursulada isə biraz fərqlidir. Mütləq şər və ya xeyir yoxdur əsərində. Sehrbazlıq məktəbi, sehrlər demək olar eyni işlənib. Rowling bacı burdan ilham aldığını etiraf etməlidi. Ən azından George Martin qədər olmalısan bacişka ^-^ Nəysə, Yerdəniz Sehrbazı kitabında mütləq şər və xeyir əvəzinə insanın öz daxili, kini, kibri və eqosunun nələr yarada biləcəyi göstərilir. Ged'ə qıcıq oldum. Özünü sübut etsin deyə əməlli zibilə salıb. Əslində o kölgə bir canavar deyil elə Gedin daxili dünyası idi. Gizli nifrəti(ya da açıq) Həqiqi adlar fəlsəfəsini də sevdim. Nəyinsə gerçək adını bilməklə ona sahib olmurdular, mahiyyətini anlamaq kifayət edirdi. Bu arada Ursulanın dünyasını daha çox sevdim axıcı olmasa da. Qaranlıq və dərin idi. Poetik dili isə sıradan macəra romanından fərqləndirirdi . Sehrin güc və qürur mənbəyi yox, tarazlığı qorumaq üçün bir vasitə olduğu göstərilirdi. Bir şeyi yaxşısı ilə pisi ilə qəbul etmək lazımdır. Həmçinin insanları da)
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 79. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 21:01
"Normalliğin Deliliği" eserinde Arno Gruen'in insan doğasına, toplumsal yapılara ve modern uygarlığın görünmeyen yaralarına da cesur bir eleştiri yönelttiğini düşündüm. Yazar, toplumun "normal" kabul ettiği davranış kalıplarının, bireyin kendi öz benliğinden uzaklaşmasının ve duygusal yabancılaşmasının bir sonucu olduğunu psikanalitik, felsefi ve sosyolojik bir bakış açısıyla temellendiriyor. Gruen'e göre çocukluk döneminde sevgi, kabul görme ve aidiyet ihtiyacının koşullu hâle gelmesi, bireyi kendi duygularını bastırmaya ve başkalarının beklentilerine göre şekillenmeye zorlar. Bu süreç yetişkinlikte empati yoksunluğu, otoriteye körü körüne bağlılık, şiddet eğilimi ve yıkıcılık gibi sonuçlar doğurur. Kitap, bireysel psikolojiyi toplumsal düzenle ilişkilendirerek savaşların, baskıcı yönetimlerin ve kitlesel şiddetin kökenini yalnızca siyasal nedenlerde değil, çocuklukta örselenmiş benliklerde aramasıyla dikkat çekiyor. Arno Gruen'in dili akademik olmasına rağmen örneklerle desteklendiği için düşünsel yoğunluğu okuru yormaktan çok sorgulamaya sevk ediyor; Freud, Alice Miller ve Erich Fromm'un düşünce çizgisiyle kesişen ancak kendine özgü tezler geliştiren yaklaşımı, eseri sıradan bir psikoloji kitabının ötesine taşıyor. "Normalliğin Deliliği", "normal" kavramının toplumsal bir uzlaşıdan mı, yoksa bastırılmış travmaların kolektif bir yansımasından mı oluştuğunu cesaretle tartışmaya açan, insanın kendisiyle yüzleşmesini sağlayan, psikoloji, felsefe ve sosyoloji disiplinlerini başarıyla buluşturan son derece sarsıcı ve entelektüel açıdan doyurucu bir eser niteliğinde.
1000Kitap
Normalliğin DeliliğiArno Gruen · Çitlembik Yayınevi · 2020412 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 12:32
Etrüks adını ilk duyduğumda Türk kelimesiyle olan benzerliği dikkatimi çekmişti. Daha sonra Etrüks alfabesini gördüğümde de Göktürk alfabesi ile olan benzerliği beni şaşırtmıştı. Türklerle bir akrabalıkları olabileceğini düşünmüş ancak çok da üzerine durmamıştım. Etrüksler bugünkü İtalya topraklarına tarih öncesi zamanlarda yerleşen, oranın yerleşik ilkel insanlarına tarım, kültür, sanat, ticaret ve benzeri medeniyet unsurlarını öğreten, İtalyanların ataları sayılan uygar bir halk. Yazarımız, Turanlılar ile Sakaların (İskit) Orta Asya’dan bugün İtalya denilen topraklara farklı zamanlarda giderek orada karışıp kaynaştıklarını ve Tursakalar’ı (Etrüksler’i) meydana getirdiklerini, Etrükslerin Türklerin ön ataları olduğunu, Etrüksler ile eski Orta Asya Türklerinin dil, gelenek görenek, din, yaşam tarzı ve benzeri birçok konuda benzerlik taşıdığını çeşitli kanıtlarla desteklemektedir. Beni en çok şaşırtan şey ise Etrüksçe ve Göktürkçe’de B, D, G gibi harflerin olmaması oldu. Türkiye Türkçesinde biz “dil” derken Orta Asya Türkleri “til” demekte, biz “gök” derken Orta Asya Türkleri “kök” demekte, biz “pak” değil “bak” diyoruz. Türkiye Türkçesinde bu harfler yumuşamış ancak birçok öz Türkçe kelime Anadolu’da bugün hâlâ Orta Asya Türklerinin söyleyiş tarzında söylenmeye/konuşulmaya devam etmektedir. Tüm binlerce yıllık göçebeliğimize, çeşitli kültürlerle karışmamıza, son binyılda maruz kaldığımız Arap emperyalizmine rağmen dilimizi ve kültürümüzü bu denli korumayı başarabilmemiz bana çok büyüleyici geliyor. Bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında beni çok etkileyenlerden biri oldu.
Etrüskler (Tursakalar) Türk idilerAdile Ayda · Boyut Yayıncılık · 20208 okunma
5/10
·112 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:50
Gürgün Öz’ün oyunculuğunu zaten severim bir kitabını da ilk defa okudum. Kitap “baba” olgusunu bir güzel sorgulatıyor ama bazı aydınlanmalar yaşamayada yardımcı oluyor. Kısa film tadında bir kitap.1 günden bile kısa sürede yaşanan,merak uyandırıcı bir kitap.
Kötü Bir GünGürgen Öz · Masa Kitap · 2025545 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 51. kitabı
Byung-Chul Han’ın Psikopolitika eserinde Foucault’nun 19. ve 20. yüzyılı açıklamak için kullandığı "Biyopolitika" (bedenleri terbiye eden, nüfusu kontrol altında tutan iktidar) kavramının artık miyadını doldurduğunu ilan eder. İçinde bulunduğumuz dijital ve neoliberal çağda iktidar artık bedenimizle değil, doğrudan psişemizle (ruhumuzla, zihnimizle) ilgilenmektedir. İşte bu, Psikopolitikadır. ​ ​Han, kitabın merkezine muazzam bir paradoks yerleştirir: Özgürlüğün kendisi, bir sömürü aracına nasıl dönüştü? ​Eski disiplin toplumlarında köle ve efendi, işçi ve patron belirgindi. Baskı dışarıdan geliyordu, dolayısıyla işçinin isyan edebileceği somut bir düşman vardı. Neoliberalizm ise bu dışsal baskıyı tamamen ortadan kaldırdı ve yerine "kendinin girişimcisi" (bireysel proje) kavramını koydu. ​Modern insan, kendi isteğiyle çalıştığını, kendini gerçekleştirdiğini ve özgür olduğunu düşünür. Oysa Han’a göre bu özgürlük, sömürünün en tepe noktasıdır. ​Artık bizi kırbaçlayan bir patrona gerek yoktur; çünkü kendi içimize yerleştirdiğimiz o acımasız patron, bizi 7/24 çalışmaya zorlar. Başarısız olduğumuzda suçu sisteme değil, tamamen kendi yetersizliğimize (öz-güvensizliğimize, motivasyon eksikliğimize) atarız. Bu da toplumsal bir devrimi ya da protestoyu imkansız hale getirir; çünkü insan artık sisteme değil, kendine kızgındır. ​ ​Klasik iktidar teknikleri yasaklardı, engellerdi, cezalandırırdı ve "Hayır" derdi. Han, neoliberal iktidarın ise tam aksine son derece sevimli, davetkar ve "Evet" diyen bir yapıda olduğunu söyler. Buna "Akıllı İktidar" der. ​Neoliberal iktidar, insanları boyunduruk altına almak için onları bastırmaz, aksine onları tüketmeye, paylaşmaya, iletişim kurmaya ve kendilerini sergilemeye teşvik eder. ​Bu iktidar biçimi bizi acıtmaz, aksine hoşumuza gider. Bizi
PsikopolitikaByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20191,048 okunma
Fiyasko
2/10
·400 syf.··
2026 221. kitabı
SPOİLER İÇERİR SPOİLER SPOİLER sadem'in babası üvey annesi Vilma ile evli ve sadem'i hiçbir şekilde umursamıyor sademin annesi o küçükken onları terk etmiş abisi de evi terk etmiş kitabın sonlarında abisinin öz annesinin yanına gittiğini öğreniyoruz evla sademin en yakın arkadaşlarından biri annesi takıntı derecesinde evlayı takip ediyor günlük alması gereken kaloriyi aştığında veya abur cubur vb yediğinde çok kızıyor ayrıca bunlar çok zengin evla kitabın başlarında hassas bir kız gibi duruyor ama sonradan içinde derin ve korkutucu bir öfke olduğunu görüyoruz ayrıca güngör diye biri tarafından defalarca reddedildiğini zannediyoruz ancak kitabın sonlarında meğersem başka bir sevgilisi olduğunu güngör'ü arkadaşlarına söylediği yalanların bir parçası olarak kullandığını öğreniyoruz kavin dobra bir kız ama sürekli sınavlarda başarısız oluyor annesi de başarısız olduğu için kıza baskı yapıyor zaten kitap da sadem rüya'nın kavin sınıfta kalmasın diye sınav kağıtlarını beton'dan(kimya öğretmenlerinin lakabı) çalmasıyla başlıyor buğra han sadem'e aşık ama sadem onu tanımıyor bile sademin onu tanıması beton'dan sınav kağıtlarını çalma amacıyla buğra han'ın bisikletini çalmaya çalışması ve buğra'nın ona sınav kağıtlarını çalmasında yardım etmesiyle başlıyor ardından buğra sadem'in tiyatro metni yazmasına yardım ediyor sadem evden kaçtığında yanında kalmasına izin veriyor falan şimdi sadem niye tiyatro metni yazıyor diyeceksin yazıyor çünkü sınav kağıtları çalınınca bunu telafi etmeleri için müdür yardımcısı böyle bir görev verdi sadem yıllarca platonik bir şekilde okul birincisi yakışıklı erdinç'e aşıktı ama sonra buğrayı tanıdıkça ona aşık oluyor zaten kitabın sonlarında erdinç'in gerçek yüzünü görüyor ilya kızların baş düşmanı sevgilisi de tarık ilya pembe saçlı diye
Alabora LimanlarıK. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 2025128 okunma