Puan vermedi·560 syf.··
2026 604. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:50
İnsanı insan yapan doğru, güzel, ahlak, bilgi, değer gibi kavramları, batının(postmodern/görgücü/liberal) yerellik( her bireye özgü) açıklamalarına karşı bu değerlerin insanlarda ortak olduğunu ve evrensel nitelik taşıdığını aklamaya çalışan çığır açıcı bir eser/kişi. Eserin dili yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi ağır bir nitelik taşımıyor. Arketip ve bilinçdışı kavramlarıyla ilgili oldukça doyurucu bilgiler bulunmakta. Bu bu kavramlarla ilgili soru işaretlerimi giderdi diyebilirim.
Arketipler ve Kolektif BilinçdışıCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 20258 okunma
Başkasının Bakışından Özgürlüğe
Puan vermedi·280 syf.··
2026 79. kitabı
“Ben, benden başkası değilim, bu doğru.” (s. 251) Kitaba başlarken karşıma çıkacak temel meselenin yalnızca ırkçılık olacağını düşünmüştüm. Kitaba dair inceleme yazma kararını verme sebebim ırkçılık ya da özgürlük meselesi olmadı. Bunlar elbette başka metinlerde de karşımıza çıkan, üzerine çokça düşünülen konular. Bu kitapta benim asıl ilgimi çeken yer, benliğin nerede ve nasıl kurulduğu sorusuna etkili bir örnek sunmasıydı. İnsanın kendisini yalnızca kendi içinden değil dışarıdaki gözün, bakışın ve başkalarının onu görme biçimlerinin içinden de kurması… Frantz Fanon'un bu kitabını okurken en çok bu konuya odaklandığımı fark ettim. Kitap ırkçılığın ne olduğuna dair ayrıntılar sunarken insanın başkasının bakışı altında nasıl değiştiğini de nitelikli bir biçimde gösterebiliyor. İnsan kendini yalnızca kendi gözleriyle görebilir mi yoksa başkalarının ona yönelttiği bakışlar da bu noktada belirleyici mi olur? Fanon'un anlatısına bakınca siyah insan dünyaya yalnızca bir insan olarak çıkamıyor. Daha baştan bir bakışla, bir adlandırmayla, bir yükle karşı karşıya kalıyor. Siyah insan sadece dışarıdan gelen bir ayrımcılıkla karşılaşmıyor. Bundan daha fazlası onun yaşadığı. Henüz kendini kuramamışken başkalarının onun hakkında kurduğu bir imgenin içine doğuyor. Önce kendi olup daha sonra yargılanmıyor. Daha kendisini bile tam olarak tanımamışken başkalarının gözünde belirlenmiş bir kimlikle karşı karşıya kalıyor. Fanon bu noktada Georg Wilhelm Friedrich Hegel’e başvuruyor haliyle: “Öz-bilinç kendinde ve kendi-için olmaktır; bunun içindir ki öz-bilinç ya da kendi-bilincinde-olmak, başka bir öz-bilinç için kendinde ve kendisi için olmak demektir aynı zamanda. Bu da öz-bilincin ancak tanınmak ve bilinmekle gerçekleşebileceği anlamına gelir.” (s. 257) İnsan var olmak isterken hem de birileri tarafından
Felsefe
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·320 syf.··
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 19:20
Dedektif ile okur arasında adil bir düello sunan ve Honkaku türünü Japonya'da yeniden canlandıran kitap: Tokyo Zodiac Murders. Honkaku dediğimiz türü kısaca özetlemek gerekirse dedektif ile neredeyse aynı şeyleri okuyup görüyoruz. Doğaüstü olaylara yer verilmiyor, tüm bilgiler okura eksiksiz sunuluyor, kurgu genelde harita ve görsellerle destekleniyor. Gelelim kitaba... Bu kitapta olayı çözen iki kişi var: Anlatıcımız ve dedektifimiz. Burada fazla isim verip kafanızı karıştırmak istemem, keza kitap bunu fazlasıyla yapıyor. Direkt Burç Cinayetleri diyeceğim yani zodiac işte burç. Burç Cinayetleri; Japonya’nın 40 senedir çözülememiş en büyük, en korkunç gizemlerinden ve cinayet silsilelerinden biri. Üzerine kitaplar, teoriler yazılmış yani polis kayıtlarının bile halka açıldığı bir olaydan bahsediyoruz. Şimdi spoiler vermeden kitabın başını anlatacağım; zaten burası kitabın çok küçük bir kısmı, kitabı okumak isteyenler için verilen konu gibi yani. Kitabın başında bizi Heikichi Umezawa adında bir adamın vasiyetnamesi karşılıyor. Yazdığı şeyler özetle şöyle: Kendisinin şeytani bir güç tarafından ele geçirildiğini söylüyor ve 6 kadının vücut parçalarından mükemmel Azoth'u yaratmak istediğini belirtiyor. Falcılığa, astrolojiye ve kadınlara aşırı ilgili olduğunu yazmış. Aynı evde yaşadığı tam 9 kadın var: 2 öz kızı, 3 üvey kızı, ikinci eşi, yengesi ve 2 yeğeni. Anneler ve en büyük üvey kız haricinde kalan 6 kız Azoth için kurban seçilen kızlar. Yalnız bu öyle basit bir plan değil; hadi şunu öldür, kes tarzı bir şeyden bahsetmiyoruz. Yazdığına göre astrolojide vücudun her bölümünün onu yöneten, koruyan ve güçlendiren kendi gezegeni varmış. Her kızın burcu farklı. 6 kızın burcuna göre baş, göğüs, karın, kalçalar, uyluklar ve bacaklar kesilmeliymiş.Yalnız bu kadarla da
The Tokyo Zodiac MurdersSoji Shimada · Pushkin Vertigo · 20252 okunma
Puan vermedi·239 syf.··
2018 63. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2018 00:00
Okuyup bitirdiğim ama yorumunu giremediğim Yaprak Öz'ün #berlinliapartmanı kitabıyla geldim. #sobesiyahorkide kitabıyla tanıştığım yazarın diğer kitaplarını okumaya devam ediyorum. Kitabı bitirdiğimde "beynim yandı" dedim resmen. Ne güzel kitaptaki karakterlerle birlikte kahve içip sohbet etme havasındaydım ki başladı olaylar perili köşk misali. Şüphelenmediğim adam kalmadı sonuna kadar. Her karakter aklınızda soru işareti bırakacak şekilde kurgulanmış. Beyin fırtınası yaparken yanan devrelerim bir yana, ürpermem cabası oldu (-oyuncak bebekten korkar mı insan? - Korkar) Kitabın ilerleme tarzına bayıldım, hem sizi o sohbet havasından koparmıyor, hem ödünüzü kopartıyor, hem güldürüyor, kısaca çok güzel ilerliyor. "bitsin artık" modunda yoran kitaplardan değil. Kendi açımdan tedirgin olduğum bir konu var yalnız gerilim, polisiye, korku, psikolojik, dedektif kitapları okuya okuya sonum böyle olmaz inşallah. Okumadıysanız illa ki şans vermeniz gereken kalemlerden @yaprinka Gözüme kestirdiğim "Tilki, Baykuş, Bakire kitabınını da önümüzdeki ay okumayı planlıyorum. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Berlinli ApartmanıYaprak Öz · Yitik Ülke Yayınları · 2013509 okunma
İlahi Kentler Serisi
Puan vermedi·496 syf.··
2023 11. kitabı
Büyü, Casusluk ve Zorbalık... İkisi Seride Biri İncelemede: İlahi Kentler Serisi Kara Kule, Dune, Cosmere, Üç Cisim Problemi, İlk İmparatorluğun Efsaneleri ve Kızıl İsyan gibi türlerinin en iyilerinden olan ve çok sevilen serileri ağırlayan "İnceleme(?)" adındaki masamızda bugün, ismi geçen serilere nazaran daha mütevazi bir seri olan İlahi Kentler serisini konuk ediyoruz. Ve hiç vakit kaybetmeden fantastik kurgu türünde bir seri olan konuğumuza rahatlaması için çeşitli içecekler ikram edip konuğumuzu benzer tür kitapların kendi aralarında konuşmaya daha meyilli olmasından dolayı* yan yana oturan Dune, Üç Cisim Problemi ve Kızıl İsyan serilerinin karşısına; Cosmere, Kara Kule ve İlk İmparatorluğun Efsaneleri serilerinin ise yanına yerleştiriyor ve diğer misafirlerimize İlahi Kentler serisine başlayabilmeleri için gereken basit bilgileri vererek onları tanıştırmaya başlıyoruz**(*) *Bu türcü bir tutumdur, evet. Fakat her ne kadar bizi başkalaştıran yapılarıyla kişilik sahibi olsalar da kitaplar insan değillerdir ve bu nedenle türlerine, yazarlarına, yayınevlerine veya kapak renklerine göre kategorize edilebilirler. Ama insanlar EDİLEMEZLER. **BKSBİGBB'ye nasıl bağlandık ama? İyi ama BKSBİGBB de ne mi diyorsunuz? Yenisiniz galiba... Bakıyım... YENİSİNİZ! Yaşasın yeni gelenler var! Hoş geldiniz! Umarım bir arkadaşa bakıp çıkacaktım demez ve buralarda kalmaya devam edersiniz. Kim bilir belki de BKSBİGBB'nin gizemini keşfederken Matematiğin, Kuantumun, yani "Hayatın" sırlarına da vakıf olursunuz. Sonuçta tüm büyük buluşlar en acayip yerlerden çıkma değil midir? (*)Tekil kitaplarımız nerede mi oturuyor? Onlar özgürlüklerine düşkün ve biraz da başlarına buyruk olduklarından otoriteyi reddediyor ve masamızda gösterilen yerlerine oturmak yerine sağda solda dolanıyorlar. Bu
Mucizeler KentiRobert Jackson Bennett · İthaki Yayınları · 201952 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 30. kitabı
İNSAN NE İLE YAŞAR / TOLSTOY Eserin kahramanı Simon'un kendine ait ne evi ne de toprağı vardır. O, eşi ve çocukları ile birlikte bir köylüye ait küçük bir kulübede yaşar. Geçimini ise ayakkabıcılıkla sağlamaktadır. Simon; aklı, kalbi ve vicdanı ile sürekli düşüncelere dalan bir insandır. Karısı, Matryona ile zaman zaman bu yüzden fikir ayrılığına düşerler. Simon'un içsel muhabesi, eserin içerisinde kendisini apaçık belli eder. Bu kısa öyküde olaylar; Simon, Matryona ve evlerine misafir olan Michael arasında gelişir. Eser, akıcı ve anlaşılır üslubu ile okuyusunda derin izler bırakır. Sevgi, paylaşma, iyilik, vicdan ve inanç üzerine düşüncelerin, en güzel şekilde harmanlanmış hâlidir. Güçlü metafor ve yaşama dair sorularla hayata tutunmanın anahtarını bizlere verir: -İnsanın içinde yaşayan nedir? -İnsana verilmemiş olan nedir? -İnsan ne ile Yaşar? Bu soruların cevabını bulduğumuzda, sevginin ve yaşamın da özüne ulaşmış olacağız. Bununla birlikte; eserin içerisinde geçen ceza ve ödül kavramları ile yaşamın dengesini de kurmuş olacağız. Kitapta, "İnsan Ne ile Yaşar?" hikâyesinden hareketle Tolstoy'un diğer öyküleri: Üç Soru, İnsan Ne Kadar Toprağa İhtiyaç Duyar? Efendi ile Uşağı'dır. Sevginin, merhametin, inancın, paylaşmanın ve iyiliğin kelimelerle örülmüş bu kitabı, keyifle okudum. Kalbinde, sevginin ve yaşamın öz yolculuğuna çıkmak isteyen herkese tavsiye ederim. ALINTILAR "Unutma, bir gün hepimiz öleceğiz." "İnsan ana babası olmadan yaşayabilir de Tanrı olmadan asla yaşayamaz." "Ben bilinmez bir yere savrulurken annenin ruhu tek başına yükseldi." "Onun gözlerinde ve kalbinde Tanrı'nın bir yansımasını gördüm." "İnsanın kendisine dikkat ederek değil, sevgiyle yaşadığını öğrendim."
İnsan Ne ile YaşarLev Tolstoy · Yakamoz Yayınları · 2020234,5bin okunma