Özcan

Corona Günlerinde Veba
8/10
·303 syf.·
2020 38. kitabı
Albert Camus’un elinden çıkma harika bir eseri incelemekten mutluluk duyduğumu belirterek giriş yapıyorum. Eser bizi 194.. lı yıllarının Cezayir’ine Oran kentine götürüyor. Garip bir şekilde ölü fareler ortaya çıkıyor, bunun peşinden de yüksek ateş ve vücut yaraları şikâyeti olan insanlar… Bu şikâyetlerle gelen insanlara yapılan testler sonucu bir veba salgını türü ile karşı karşıya kalındığının farkına varıyorlar. Salgın teşhisinden sonra bugün de hepimizin muhatap olduğu yasaklar başladı. Şehire giriş çıkışlar kapatıldı. Mektupların enfeksiyon taşıma riski sebebiyle yasaklandı. Telefon hatlarına aşırı yüklenme sebebiyle hatlar çöktü ve şehirdeki insanlar tamamiyle dış dünya ile bağlantıyı kesmek zorunda kaldı. Kitapta anlatılan şeylerin çoğu aslında bizim şu an yaşadığımızdan farklı şeyler değil. Doktor Rieux, Tarrou, Grand, Rahip Paneloux gibi insanların amansız bir salgın karşısındaki mücadeleleri ve azimleri gerçekten muhteşem. İnsanların ilk başta ölülere gösterdikleri hüzün, onlara karşı duyulan saygı ve geleneklere göre muamele yapma isteğinin salgının şiddetini arttırması ile artan ölümlerle ve insanların kabullenişiyle nasıl değiştiğine tanık olacaksınız. Camus salgını, salgınla mücadele edenleri ve toplumun genel duygu değişimi öyle harika işlemiş ki hayran kalmamak mümkün değil. Eğer böyle bir salgın sürecine tanıklık etmiş olmasaydım aynı duyguları hisseder miydim?, hissedeceği sanmıyorum. Tüm bu sürecin yaşanmış olması bu eserin ne kadar çarpıcı olduğunu çok iyi bir şekilde özetliyor. Akıcı anlatımıyla da okuyucuyu içine çekiyor. Şimdiden iyi okumalar..
Edebiyat
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,5bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Kinyaslar... Kayralar... Yirmili Yaşlar...
Puan vermedi·531 syf.·
2020 8. kitabı
Kinyas ve Kayra… Hakan GÜNDAY’ın edebiyat dünyasına adımını attığı ilk romanmış. Benim de kendisiyle tanıştığım ilk roman oldu. Birbirinden farklı iki karakter olan Kinyas ve Kayra toplumun içinde kendilerini bir yere koyamayan, hayatla sorunları olan iki arkadaştırlar. Bu iki arkadaş yirmili yaşların başında yaşadıkları çevreden sıkılıp kaçabildikleri kadar uzağa kaçmış ve insanlığın başladığı kıtaya Afrikaya sürüklenmişler. Kinyas fevri hareket eden, ölmek için can atan psikopat arkadaşımız, Kayra ise olaylar karşısında mantığını konuşturan üniversite terk, ağzı iyi laf yapan duygusuz varlığımız. Yirmili yaşlarında Afrika kıtasındaki eli silahlı iki arkadaşın yolculuğu her ne kadar gerçek üstü olsa da hikayenin akışına kendinizi kaptırdığınızda kurtulamıyorsunuz. Roman Kinyas’ın, Kayra’yı yaşadıkları olayları yazmaya zorlamasıyla başlıyor. Kayra başlıyor yaşadıklarını yazmaya, sonra Kinyas da aynı şekilde yazıyor. Bir Kayra, bir Kinyas devam ediyor roman. Sadece bugünlerini değil, geçmişlerinde hafızalarında yer etmiş şeyleri, düşüncelerini, pişmanlıklarını. Böylece hikayeyi bu iki arkadaşın perspektifinden görme şansına sahip oluyoruz. Bir çok insanın yirmili yaşların başında toplumla bağdaşamama, bulunduğu çevreden uzaklaşma isteği olmuştur. Kahramanlarımız işte bu isteği gerçekleştirenler. Yazarımız da muhtemelen bu insanlardan olduğundan olacak ki halden anlayıp bu iki arkadaşımızı hislerimize tercüman olsun diye bize armağan etmiş. Güzel bir eserdi. Okumak isteyen hani niyeti olan birileri olursa falan diye böyle bir inceleme yazdım. İyi okumalar…
Edebiyat
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
Wells'in Efsanevi Hayal Gücü
Puan vermedi·128 syf.·
2019 31. kitabı
Gulliver’in Seyahatleri, Frankestein ile başlayan bilim-kurgu edebiyatı Jules Verne ve H.G.Wells ile uzayla yeni bir soluk kazanmış. 19. yüzyıl sonunda Wells tarafından yazılan "Zaman Makinesi" dönemi göz önüne alınınca müthiş bir hayal gücünün ürünü olduğunu gösteriyor. Size şöyle diyeyim Avrupanın daha yeni elektrik ile tanıştığı, buhar motoru ve telefonun yeni yeni hayata girdiği bir dönemde Wells uzay-zaman konulu bir kitap yazıyor. Wells kitapta Zaman Yolcusu'nun (kitapta ana karakterin adı bu) bundan yaklaşık 8000 yüzyıl sonrasına yaptığı yolculuğundaki gözlemlerini, insanlığın geldiği noktayı akıcı bir üslupla ve üstün hayal gücüyle harika bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Bilim-kurgu yazmak gerçekten sağlam bir hayal gücüne sahip olmayı gerektiyor. Ve o dönemde böyle bir eser ortaya koymak gerçekten muhteşem bir iş. Bilim-kurgu seven okuyucuların kesinlikle okuması gerektiğini düşünüyorum. Saygılarımla... Dipnot: Kitap yayınlandığında Albert Einstein henüz 16 yaşındaydı :)
Zaman MakinesiH. G. Wells · İthaki Yayınları · 202337bin okunma
Modern Türkiye'nin Kurucusuna Bir Bakış
9/10
·592 syf.·
2019 30. kitabı
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Modern Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu. Atatürk hakkında yazılan bu biyografi okuduğum en iyi biyografilerden biri diyebilirim. Kitap yaklaşık 600 sayfa lakin bu gözünüzü korkutmamalı. Lord Kinross'un uzun süren çalışmalarının ürünü olan eser gayet akıcı, kitabı okumaya başladığınızda sürekleyici bir tarihi roman gibi sizi içine çekiyor. Gerçi Atatürk'ün hayatı da gerçek olamayacak kadar fantastik bir romanı andırıyor. Kitabı okurken yeri geliyor duygulanıyor, yeri geliyor sinirleniyor yeri geliyor gururlanıyorsunuz. Kinross'un kitapta o dönemi yaşamış insanların anlatılarına da yer vermesi kitabın gerçekçiliğine ayrı bir inandırıcılık katıyor. Kitapla ilgili en beğendiğin nokta yazarın objektif kalma çabası. Atatürk'ü ne yerme gereği duymuş ne de putlaştırma, Atatürk'ü olduğu gibi anlatmaya, onu anlamaya, aklından geçenleri hissetmeye çalışmış. Onunda hepimiz gibi insan olduğunu, hırsları, korkuları, kusurları olduğunu görmek benim hoşuma gitti. Kısacası söylemek gerekirse Atatürk hakkında yazılmış kapsamlı ve akıcı bir biyografi okumak isteyenler için kesinlikle tavsiye ederim.
Tarih
AtatürkLord Kinross · Altın Kitaplar · 20232,460 okunma