Özcan

İnandığı Doğruların Adamı; Orhan Kemal…
10/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2024 59. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2024 16:19
Sivas’ın Ç. Köyü’nden üç arkadaş mevsimlik işçi olarak çalışmak için bindikleri trenle, Çukurova’nın yolunu tutarlar. Hikayemiz bu tren yolculuğu ile başlıyor. Kitap boyunca Çukurova Bölgesi’nde bu üç arkadaşın yaşadığı olayları okuyoruz. Toplumcu gerçeklik üzerine kurgulanan kitap ağırlıklı olarak köylü-şehirli, işçi-işveren çatışması altındaki yaşamları konu alıyor. Yazar, insani olmayan koşullar altında emeği ve umutları sömürülen yaşamları, kaleme alırken okuyucusunu çıplak gerçeklikle vuruyor. Kitapta 1950’li yılların Türkiyesi konu edinilmiş. Hikayenin anlatıldığı dönemdeki toplumun sosyolojik yapısını yazar çok iyi yansıtmış. İnsanların köylü yaşamdan, sanayileşmeye ve işçi statüsüne geçişi var, bereketli olduğu kadar acının yurdu da olan Çukurova’da. Henüz işçi sınıfı yolun çok başında, sendikal haklarının öneminin farkında değil. Günlük çalışma saatlerinin uzunluğu, mola sürelerinin kısalığı, mesai ücretlerinin azlığı gibi bir çok ağır koşullara boyun eğen bir işçi kesimi var, o dönem. Çalışma koşullarının ağırlığının ve öneminin farkında olunmadığı dönem, pek çok şeyin değerinin insanlar tarafından yaşanarak öğrenildiği dönem. Kitabın en beğendiğim yanı tam da bu kısmı oldu; Orhan Kemal sadece işçilerin günlük yaşamını kaleme almış; değerlendirmesini, yorumunu okuyucusuna bırakmış. Okuyucuya işçi hakları önemlidir, haklar verilmeli demiyor. Fakat hikayeden işçilerin emeğinin sömürülmesinin ne denli yanlış olduğunu, günde 20 saat çalıştırılan bir insanın aslında hayatının elinden alındığının farkına varıyoruz. Neden örgütlü mücadele olmalı diyor işçi sendikaları, işte bunu kitabı okurken anlıyoruz. Mütevazı işçi emekçi yaşamının ne denli zor olduğunu okuyoruz. Kitapta ağırlıklı olarak değinilen bir başka konu ise; kadın. Orhan Kemal’in bu kitapla birlikte
Edebiyat
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ters Köşe!
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2019 54. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2019 00:38
Muh-te-şem! Bir masal havasında başlayan öykü, birbirinden güzel metaforlarla an be an daha da ilgi çekici hale gelerek ters köşe bir sonla bitiyor. Öyküye baktığımızda daha önceleri felsefeyle ilgilenmiş ancak vicdanını servete satmış bir adam olan Peter Schlemıh, günün birinde fakir bir halde yeni geldiği şehirde kardeşinden mektup getirdiği ünlü zengin gri ceketli adamla bir anlaşma yapar. Bu anlaşmaya göre, içinden istediği kadar altın çıkacak olan bir keseye karşılık gölgesini adama satar. Gölge çok basit görünse de insanlar gölgesiz ama zengin adamı dışlarlar. Kitabın heyecanını kaçırmamak için burada kesiyorum devamını anlatmayı. Kitaptaki yardımcı fikirler ve metaforlar: * Gölge: Kitap boyunca sanki şerefi simgeler gibi anlatılsa da en son cümlede tam tersine şeref olmayıp “şan, şöhret” olduğunu farkeder insan. İnsan şöhretini ne kadar büyütürse çevresi tarafından o kadar fazla kabul görür. Para şöhretin eksikliğini kapatmakta faydalı da olsa yeterli değildir. Şöhreti olmayan, çevre tarafından kabul görmeyen kişi ne kadar iyi veya zengin olsa da yok hükmündedir. Ne acı! * Para: Öyle bir göz bürüyen yapısı vardır ki gri ceketli adam gibi görünen şeytanın en iyi silahıdır. İnsanlar para söz konusu olunca, kişinin yüzüne bakmaya veya onu tanımaya bile gerek duymazlar. Gri ceketli adamı hatırlayan kimse olmamasına rağmen altınlarla yapılan veya alınan şeylerin hatırlanması buna çok iyi bir örnektir. Öte yandan altınlara köle olacak kişileri seçer gri ceketli adam kılığındaki şeytan. Halbuki altınlardansa iyiliği düşünen yardımcı Bay Hendel’e sokulmaz şeytan. Neden? Çünkü Kont Peter daha önce de servet karşılığında vicdanını satabilmiştir. Oysa ki Bay Bendel, efendisi uğruna şeytanı öldüresiye dövmekten çekinmeyen iyi yürekli, sadık bir adamdır. Şeytan ona
Edebiyat
Peter Schlemihl'in Olağanüstü ÖyküsüAdelbert Von Chamisso · Kolektif Kitap · 20161,785 okunma
Kemal Atatürk geçmişte bir gelecektir.
Atatürk'ün bu kısa yaşam tarihine, kendisinin şu sözlerini eklemek isterim: "Vaktiyle kitaplar karıştırdım, hayat hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim. Bir kısmı her şeyi kara görüyorlardı ve 'Madem ki hiçiz ve sıfıra varacağız, dünyadaki muvakkat [geçici] ömür esnasında neşe ve saadete yer bulunamaz' diyorlardı. Başka kitaplar okudum, bunları daha akıllı adamlar yazmışlardı. Diyorlardı ki: 'Madem ki sonu nasıl olsa sıfırdır, bari yaşadığımız müddetçe şen ve şatır olalım!' Ben kendi karakterim itibariyle ikinci hayat telakkisini [anlayışını] tercih ediyorum. Fakat şu kayıtlar içinde: Bütün insanlığın varlığını kendi şahsında gören adamlar bedbahttırlar, besbelli ki o adam fert olarak mahvolacaktır. Herhangi bir şahsın yaşadıkça memnun ve mesut olması için lazım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelenler için çalışmaktır. Makul bir adam, ancak bu suretle hareket edebilir. " İşte bu sözleri ile Kemal Atatürk geçmişte bir gelecektir.
Tarih
Eski Fransız Başkanı yazar ve edebiyatçı M. Herriot, Atatürk için şöyle yazmıştır: Onda, hayran olduğum iki harikulade vasıf vardır; birincisi alev gibi parlayan vatan sevgisi, diğeri eserine mutlak bir mantık ve vahdet manzarası veren nefse hakimiyettir.
Atatürk
Hayır, uyuş­turucu kullanmıyorum, kitapları kullanıyorum
Aslın­da kötü bir alışkanlıktır okumak, öteki bütün kötü alışkanlıkla­rın yerini tutabilecek ya da onların yerine herkesi daha bir yo­ğun biçimde yaşamaya itebilecek bir alışkanlıktır, delicesine bir yaşam biçimidir, insanı yiyip bitiren bir tutkudur. Hayır, uyuş­turucu kullanmıyorum, kitapları kullanıyorum, aralarında özellikle yeğlediklerim de var doğal olarak, pek çok kitap da var ki bana yaramıyor, bazılarını yalnız öğlenden önce, bazıla­rını da yalnız geceleri kullanıyorum, elimden hiç bırakmadığım kitaplar da var, evin içinde onlarla birlikte dolanıyorum, ...
Edebiyat