''Bir duvardan talep edeceğimiz ilk şey, dik durmasıdır. Dik duruyorsa iyi bir duvardır ve hangi amaca hizmet ettiği bundan ayrı değerlendirilebilir; fakat bir toplama kampını çevreliyorsa, en iyi duvar bile yıkılmayı hak eder.''
“Kadın düşmanlığı ve kadın korkusunun doğurgan dişiyle ilgisi vardır, eminim, kanlı sümüksü dünyaya geliş süreçleriyle, karınla ilgili. Kanlı çığlıklar altında bize hayat veren, doğanın karşı konmaz gücüne sahip dişi karnıyla, böyle bir kirlenmeyle ilgili. Ve bizi güzellerin ardından koşturan, çocuk yapmaya teşvik eden, yoldan çıkaran kendi içgüdümüzdür, sonradan, hevesimizi giderdiğimizde, bunlar olmamış kabul edilir, müstakbel doğurgan kişi kirli ilan edilip kendimizi temiz tutmak için küçümsenir.
Kadınlar her erkek için değil, ama eminim çoğu için, kızışmış dişi köpektir ve öyle de kalacaktır. Zaman zaman kullanılmalı ve de kötüye kullanılmalıdır, emre amade olmalı, ayrıca eve tıkılıp kalmalı ya da bir yerlere kaybolmalı. Özellikle de özgüvenli olmamalı ve hele güzel boyalı dudaklarında sigarayla dolaşmak hiç olmaz. Sorun çıkarmayacak, sesini kısıp oturacak, sürtük. Yoksa yumruğu yer, tam karnına. Taşıyıcı rahmine.”
“Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.”
“İnsanlar…” dedim fısıldayarak. “Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı…”