Ece Üner’in Haysiyet kitabı, insanın kendine, değerlerine ve vicdanına karşı sorumluluğunu sorgulatan, düşündüren bir eser. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, haysiyet kavramını sadece büyük olaylar üzerinden değil, günlük hayatın içindeki küçük seçimler üzerinden de ele alması oldu.
Bu kitabı benim için daha özel kılan bir başka şey ise üniversitemizde düzenlenen söyleşide Ece Üner’i dinleme ve kendisiyle tanışma fırsatı bulmuş olmam. Yakından gördüğümde son derece sıcak, samimi ve enerjik bir insan izlenimi bıraktı. Hatta içinde hafif bir “delilik” diyebileceğim, yerinde durmayan bir enerji vardı. Bana göre cesur insanlarda bu enerji zaten olmazsa olmazdır; kalıpların dışına çıkabilmek ve risk alabilmek biraz da böyle bir ruhtan beslenir.
Söyleşi sırasında özellikle savaş muhabirliği deneyimlerinden bahsetmesi dikkatimi çekti. Daha kolay ve popüler yollar varken magazin haberciliğini tercih etmeyip zor olanı seçmesi, mesleğine ve haberciliğe bakışını anlamak açısından önemliydi. Bu yönü karakterine duyduğum saygıyı artırdı.
Ece Üner’i yıllardır haber sunarken izleyen biri olarak diksiyonunu, konuşma üslubunu, ekrandaki duruşunu ve düşüncelerini açıkça ifade edebilmesini her zaman başarılı bulmuşumdur. Bu hayranlık körü körüne bir övgüden değil; işini iyi yapan bir profesyonele duyulan takdirden kaynaklanıyor. Söyleşide de ekrandan gördüğümüz özgüvenli ve doğal tavrın gerçek olduğunu hissettim.
Kısacası Haysiyet, sadece okunup kenara bırakılacak bir kitap değil; insanın kendi hayatına dönüp bakmasını sağlayan bir eser. Ece Üner’le tanışma fırsatı bulmuş biri olarak kitabı da kendisini de samimi, cesur ve etkileyici bulduğumu söyleyebilirim.