özge

Wegner yakın zamanda yazdığı bir kitabın ''Öznelik Deneyimi'' bölümüne şu sözlerle başlamaktadır: Bilinçli öznelik deneyimi, isteyerek yaptığımız davranışlarımıza bilin­cinde olduğumuz niyetlerimizin neden olduğu biçiminde çıkarımda bulun­duğumuz zaman ortaya çıkar. Halbuki niyetin de davranışın da nedeni bi­linç düzeyinde hissedilmeyen diğer zihinsel süreçlerdir.
Sayfa 49
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Wegner yaptığı araştırmalara dayanarak, öz­nellik algısının herhangi türden bir nedensellik algısı olarak değerlendirilebileceği sonucuna varmıştır. Örneğin bir bilardo topu yuvarlanıp bir başka topa çarptığında, ikinci topun yuvarlanmasının nedeni olarak önceki topun çarpmasını algılarız. Bu araştırmacıya göre öznelik algısı da benzer şekilde insanların akıllarından geçen düşünceleri kendi hareketlerinin nedeni olarak algılamalarıyla orta­ya çıkmaktadır (s. 67). Belirli koşullar sağlandığında düşünce ile davranış arasında gerçek bir bağlantı olsa da olmasa da bu algı oto­matik olarak ortaya çıkmaktadır.
Sayfa 45
Nagel ( 1974) yarasa sorusunu başlık yaptığı ünlü makalesinde, bu sorunun hiçbir zaman bilimsel yollarla çözülemeyeceğini söylemiş­tir. ... Amerikalı evrim psikoloğu Pinker ( 1997) benzer şekilde, dik­kat, bellek gibi zihinsel süreçlerin eninde sonunda bilimsel yöntem­ lerle açıklanabileceğini, ancak farkındalık anlamında bilince olanak sağlayan süreçlerin insanlar tarafından hiçbir zaman anlaşılamaya­cağı görüşündedir. Bilinç sorunsalının çözümsüz olduğunu düşünenler ise, çözüm­süzlüğün insan zekasının sınırlarından değil, evrenin ve maddenin doğasından kaynaklandığı görüşündedirler. Bunlara göre öznel bir deneyim olarak bilinç, diğer bütün fiziksel, biyolojik ve psikolojik olaylardan farklı bir gerçekliğe sahiptir. Evrende muhtemelen fizik­sel gerçekliğin farklı boyutları bulunmakta ve bilinç, bizim bildiği­miz anlamda biliminin hiçbir zaman ulaşamayacağı bir boyutta ger­çekleşmektedir. Bu yüzden bilinç hiçbir zaman fiziksel mekanizma­lara indirgenemeyecektir.
Sayfa 28
David Chalmers, Bilişsel (zihinsel) süreçlerin işleyiş mekanizmalarını anlamanın görece kolay bir sorun olduğunu ve bilişsel bilimlerin kullandığı standart yöntemlerle eninde sonunda çözülebileceğini fa­kat, asıl meselenin, bu süreçlerin nasıl olup da bir farkındalığa dö­nüştüğünü açıklamak olduğunu söylemiştir. ... Chalmers'a göre, bilişsel islevleri kendi içlerinde açıklamak görece "kolay sorunlardır'', ama "asıl sorun'' öz­nel deneyim anlamında bilincin varlık nedenini açıklamaktır!
Sayfa 22
Herakleitos'un bize sürekli olarak kendi özel dünyamıza çekil­mememiz, dışımızda bulunan ortak şeyi, yani gerçeği izlememiz gerek­tiğini söyleyen bütün öğütlerini aynı bakış açısından yorumlamamız gerekir: "Düşünce, herkeste ortaktır" ... "Ortak olanı izlemeliyiz; ama in­sanların çoğu sanki kendilerine mahsus özel bir bilgelikleri varmış gibi yaşamaktadırlar"... "Uyanık olanların dünyası ortaktır; ama uyuyanların her biri kendi dünyalarına döner" (DK. B 113, 2, 89). Bütün bu fragmentlerde sözü edilen ortak şeyin, bizim dışımızda bulunan bilgelik, ateşin bilgeliği olduğu kesindir. İnsan ancak nesnel olarak varolan bu bilgeliğe katılarak, ondan pay alarak bilge olabilir.
Sayfa 205