özge

Nagel ( 1974) yarasa sorusunu başlık yaptığı ünlü makalesinde, bu sorunun hiçbir zaman bilimsel yollarla çözülemeyeceğini söylemiş­tir. ... Amerikalı evrim psikoloğu Pinker ( 1997) benzer şekilde, dik­kat, bellek gibi zihinsel süreçlerin eninde sonunda bilimsel yöntem­ lerle açıklanabileceğini, ancak farkındalık anlamında bilince olanak sağlayan süreçlerin insanlar tarafından hiçbir zaman anlaşılamaya­cağı görüşündedir. Bilinç sorunsalının çözümsüz olduğunu düşünenler ise, çözüm­süzlüğün insan zekasının sınırlarından değil, evrenin ve maddenin doğasından kaynaklandığı görüşündedirler. Bunlara göre öznel bir deneyim olarak bilinç, diğer bütün fiziksel, biyolojik ve psikolojik olaylardan farklı bir gerçekliğe sahiptir. Evrende muhtemelen fizik­sel gerçekliğin farklı boyutları bulunmakta ve bilinç, bizim bildiği­miz anlamda biliminin hiçbir zaman ulaşamayacağı bir boyutta ger­çekleşmektedir. Bu yüzden bilinç hiçbir zaman fiziksel mekanizma­lara indirgenemeyecektir.
Sayfa 28
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
David Chalmers, Bilişsel (zihinsel) süreçlerin işleyiş mekanizmalarını anlamanın görece kolay bir sorun olduğunu ve bilişsel bilimlerin kullandığı standart yöntemlerle eninde sonunda çözülebileceğini fa­kat, asıl meselenin, bu süreçlerin nasıl olup da bir farkındalığa dö­nüştüğünü açıklamak olduğunu söylemiştir. ... Chalmers'a göre, bilişsel islevleri kendi içlerinde açıklamak görece "kolay sorunlardır'', ama "asıl sorun'' öz­nel deneyim anlamında bilincin varlık nedenini açıklamaktır!
Sayfa 22
Herakleitos'un bize sürekli olarak kendi özel dünyamıza çekil­mememiz, dışımızda bulunan ortak şeyi, yani gerçeği izlememiz gerek­tiğini söyleyen bütün öğütlerini aynı bakış açısından yorumlamamız gerekir: "Düşünce, herkeste ortaktır" ... "Ortak olanı izlemeliyiz; ama in­sanların çoğu sanki kendilerine mahsus özel bir bilgelikleri varmış gibi yaşamaktadırlar"... "Uyanık olanların dünyası ortaktır; ama uyuyanların her biri kendi dünyalarına döner" (DK. B 113, 2, 89). Bütün bu fragmentlerde sözü edilen ortak şeyin, bizim dışımızda bulunan bilgelik, ateşin bilgeliği olduğu kesindir. İnsan ancak nesnel olarak varolan bu bilgeliğe katılarak, ondan pay alarak bilge olabilir.
Sayfa 205
Lange'nin Materyalizmin Tarihi'nde dediği gibi: "Yunan kültürünün gerçek bağımsızlığı başlangıçlarında değil mükemmeliğinde bulunur."
Sayfa 41
Burada "ikinci el fikir" diye Sokrates'in küçümsediği şey, kişi dışındaki şeylerden gözlem ve bu gözlemlerin yorumu sonucu elde edilmiş bilgiler, yani bilimsel bilgidir. Sokrates insanın sadece düşünerek, bu bilimsel bilgi olmadan hakikati bilebileceğini sanıyordu. Ama bu arada adalet tanrıçası Dike'den de vahiy aldığını söylemekten geri durmuyordu. Bu davranış, akıl kılavuzluğunda yapılan bilimin değil, gizli güçlerin varlığını iddia eden ve gerçeğin sadece sübjektif olarak kavranabileceğini (mistisizm) öne süren dinlerin savunduğu bir davranıştır. Sanırım Sokrates'in bu sübjektif ve dindar bakışını ilk fark ederek şiddetle eleştirenlerden biri de Alman filozof Friedrich Nietzsche'dir.
Sayfa 78 - son notlar