özge

VOYNİTSKİ: Parlak bir kişilikmişim... Bundan daha zehirli bir alay olamaz! Tam kırk yedi yaşımdayım. Bir yıl öncesine kadar ben de tıpkı sizin gibi, gerçek yaşamı görmemek için, gözlerimi bile bile sizin o bilimsel kılıklı saçmalık­larınızla dumanlandırmaya çalışıyor ve iyi bir şey yaptı­ğımı sanıyordum. Ama şimdi, ah bir bilseniz! Kederden, öfkeden uyku tutmuyor geceleri! Yaşlılığımın şimdi elde etmeme olanak tanımadığı şeyleri elde edebilecek oldu­ğum zamanı öylesine aptalca harcadığım için. MARİYA VASİLYEVNA (Oğluna.) Şu anda yaptığın, bir zamanki görüşlerini suçlamaktan başka bir şey değil... Oysa suçlu onlar değil, sensin. Görüş denilen şeylerin, kendi başlarına ölü harflerden başka bir şey olmadıklarını unutmamalıydın... Eylemde bulunmak gerekirdi...
Sayfa 13
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zaten yaşam dedi­ğimiz şeyin kendisi de öylesine sıkıcı, aptalca ve kirli ki... Yutuyor insanı. Çevren tuhaf kişilerle dolu, baştan aşağı tuhaf kişilerle. Onlarla birkaç yıl birlikte yaşayınca da, farkına varmadan tuhaflaşıyorsun sen de. Kaçınılmaz bir yazgı bu.
Sayfa 4
Montesquieu der ki: “Toplumların ilk günlerinde cumhuri­yetin başları kurumları kurar, sonra da kurumlar başları yetiştirir.”
Sayfa 38
Eşitliğe gelince, bu sözcükten güç ve zenginlik derece­lerinin herkes için kesinlikle aynı olması değil, bu gücün hiç­bir zorbalığa kaçmaması ve ancak mevki ve yasalar gerek­tirdikçe kullanılması, varlık bakımından da hiçbir yurttaşın ne başkasını satın alacak kadar zengin, ne de kendini sat­mak zorunda kalacak kadar yoksul olmaması gerektiği anlaşılmalıdır: Bu da büyüklerin mal mülk ve saygınlık, kü­çüklerin de cimrilik ve açgözlülük bakımından ölçülü olma­larını gerektirir.Bu eşitlik, gerçekte yeri olmayan bir ham hayaldir diyor­lar. Peki ama, ister istemez kötüye kullanılacaktır diye eşitli­ği hiç değilse düzene de sokmamak mı? Olayların gücü hep eşitliği ortadan kaldırmaya yöneldiği içindir ki, yasaların gü­cü her zaman eşitliği sürdürmeye çalışmalıdır.
Sayfa 49
Gençlik başka, çocukluk başkadır. İnsanlar gibi ulusların da gençlik ya da olgunluk çağı vardır diyebiliriz; onları yasa­lara bağlı kılmadan önce, bu çağın gelmesini beklemek gere­kir: Ne var ki, bir ulusun olgunluk çağını fark etmek kolay olmaz her zaman; erken davranılırsa, iş başarısızlığa uğrar. Filan ulus bin yıl sonra bile sıkı düzen altına alınamaz da, fa­lan ulus daha başlangıçtan alınabilir. Ruslar hiçbir zaman gerçekten uygarlaşamayacaklardır, çünkü çok erken başla­mışlardır bu işe. Deli Petro’nun üstün zekâsı vardı, ama tak­litvi bir zekâydı bu; her şeyi yoktan yaratan gerçek zekâ yok­tu onda. Yaptığı şeylerden bazıları iyi ise de, çoğu yersizdi. Ulusunun barbar olduğunu görmüştü ama, uygarlığa gide­cek kadar olgunlaşmamış olduğunu fark etmemişti; onu zor­luklara, savaşa alıştırması, pişirmesi gerekirken, uygarlaştırmaya kalkışmıştı. Deli Petro onu her şeyden önce Ruslaştır­makla işe başlaması gerekirken, Almanlaştırmak, İngilizleştirmek istedi. Uyruklarına olmadıklarını olmuşlar kanısını vererek, onları olabilecekleri olmaktan alıkoydu. Bir Fransız eğitmeni de böyle yapar: Öğrencisini çocukluğunda bir hari­ka, sonra da hiçbir şey olmamak üzere yetiştirir. Rus İmpa­ratorluğu Avrupa’yı boyunduruk altına almak isteyecek ama, boyunduruk altına asıl kendisi girecektir.
Sayfa 42