Puan vermedi·315 syf.··
2026 58. kitabı
Anadolu'nun güney kıyıları ile ilgili olarak yapılacak kapsamlı araştırma için başvurulacak kaynakların başında, İngiliz Amirali Francis Beaufort'un İzmir Limanı'ndan başlayıp, üzücü bir olay sonucu Ayas'da bitirmek zorunda kaldığı araştırmalarının ardından 1817'de çıkardığı "Karamanya" adıyla bilinen kitabı da yer alır. Beaufort'un bir seyahatname niteliğindeki bu eseri, denizcilikle ilgili bilgilerin dışında, yurdumuzun güney kıyılarının tarihine, tarihi coğrafyasına, arkeolojisine ve nihayet 19. yüzyılın başlarındaki genel idari ve sosyal yapısına tuttuğu ışık gözardı edilmeyerek, Suna - İnan KIRAÇ Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü'nün yayın programına alınmıştır. Ali Neyzi ve Doğan Türker'in büyük bir çaba ve dikkatle gerçekleştirdikleri bu çeviride, özgün metne olabildiğince bağlı kalınmış ve müdahaleden kaçınılmıştır. Okuyucuya kolaylık amacıyla özellikle eski yer adlarının yanına, parantez içinde italik harflerle bugünkü adları eklenmiş; gerekli görülen yerlerde editörün dipnotlarıyla yeni bilgiler sunulmuş; yazarın dipnotları olduğu gibi bırakılmış; çizim, plan, resim ve yazıtlar ise hiç dokunulmaksızın tıpkı aktarılmıştır.
KaramanyaFrancis Beaufort · Pera Müzesi Yayınları · 20022 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 316. kitabı
Ayfer Tunç, Suzan Defter adlı bu özgün ve melankolik uzun öyküsünde, ortak bir geçmişe ve sırra sahip iki farklı insanın iç dünyasını, birbiriyle kesişen iki ayrı günlük üzerinden konu alır. Yazar; intihar eğilimli, hayata tutunmakta zorlanan bir adam ile geçmişin gölgelerinden kaçamayan hüzünlü bir kadının yalnızlığını, hayal kırıklıklarını ve pişmanlıklarını anlatırken; insan ruhunun kırılganlığını, hafızanın oyunlarını, aşkı ve ölümü, Türk edebiyatında biçimsel olarak fark yaratan, edebi derinliği yüksek ve sarsıcı bir dille işler.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Butimarın bizi tarumar ettiği anlar
9/10
·390 syf.·
2026 106. kitabı
Yazarın daha önce okuduğum Dünyasızlar kitabında final havada kalmış ve bir boşluk hissi yaratmıştı. Bu kitapla ilgili de beklentim çok yüksekti. Hatta ilk elli sayfada bir pskiyatrın iç dünyası bize öyle güzel anlatıldı ki, o anlarda sanki kahramanın iç dünyası bana ayna gibi yansıtıldı gibi hissettim. Bir psikiyatristin, kafa yapısını gözlemlemek için bir kara çarşaf giyip İstanbul'da bile gezmeyi deneyimlemiş ve taksicilik yapmış. Bu gözlemler sayesinde bu bölümleri bize çok güzel aktarmış. Butimar karakterinin kusursuzluğunu da ismini aldığı deniz kuşunun masumiyetiyle bağdaştırmıştır. Psikiyatristin hayatından sonra Yusuf'un hayatına dalıyoruz. Butimar'a olan aşkıyla nasıl yollara girdiğini okuyoruz. Yusuf'un hayatında öyle güzel dostları var ki, o dostların hikayeye etkisi oldukça fazla, yazar burada Yusuf'un simya tutkusunu da işlemiş. Bu tutku onu nasıl yönlendirmiş adım adım anlatmış. Karakterin inatçı tutumu kitapta en belirgin faktör oldu ve yaşamını etkiledi. Kitaptaki dostluk ilişkileri bazı yerlerde bencillik ile sınandı. Aşk, sürekli anlatılarak gerçeklikten koptu. Hatta kitapta aşkın yürekte saklanıp dillendirilmemesiyle ilgili bir öykü var.Bir Japon masalı ve Azerbaycan halk efsanesi var, bazen mistik bir atmosfer yaratılmış, okuyucu biraz farklı bir yolculukla kendini masalsı bir paradoksun içine itelenmiş. Fakat bu yolculuğun boğucu bir labirent gibi kafa karışıklığı yaratacak olması onu da çok etkilememiş. Bunu yazarın küçüklüğünden beri zamanda yolculuk hayali olmasına ve bunu romanlarında kullanmak istemesine bağladım. Herkes bu kitaptan istediğini alsın,herkes kafasında bir son yazsın istemiş. Bazı yerlerde okuyucunun yorulacağını, bazı kelimelerin çıkmaz bir sokağa gireceğini bilse de gizem yaratmak istemiş. Bunu da yazarın farklı ve özgün
ButimarKaan Murat Yanık · Kapı Yayınları · 20156bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 288. kitabı
Cemal Süreya, Üvercinka adlı bu çığır açıcı ilk şiir kitabında, Türk şiirinde İkinci Yeni hareketinin kapılarını aralayan, geleneğe meydan okuyan modernist ve erotik bir aşk estetiğini konu alır. Şair; aşkı, cinselliği, yalnızlığı ve gündelik hayatın ironisini kendine has imgeler, çarpıcı dil oyunları ve dilin sınırlarını zorlayan özgün bir söyleyişle işler.
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
Çok kötü
2/10
·256 syf.··
2026 3. kitabı
Hiç sevmedim, zerre tavsiye etmiyorum. Ottoman mahlasını kullanan bir yazarın(?) ilk ve tek kitabı Çay Kaşığı. Aylar önce, yeni Türk yazarlar keşfetme heyecanıma yenik düşerek aldığım kitabı bir kaç gün evvel bitirdim. Ve ben bu kitabı hiç sevmedim. Neden ona dair bir yorum yazdığıma gelirsek: Bir kitabı neden sevmediğimi belirtmek zihin açıcı ve gerekli bir eylemdir benim için. Kitap Stephan Brooks adında bir felsefe profesörünün bir sabah daha önce görmediği bir yerde uyanmasıyla başlıyor. Staphan kendisine ait olup olmadığını pek hatırlayamadığı bu evde uyandığında evi darmadağınık buluyor, duvarda tırnak izleri, zihninde bir kadın çığlığı var. Stephan evinin neden dağınık olduğunu, kapısının neden kırık olduğunu hatırlamıyor. Hatta o günün pazar olduğunu bile hatırlamıyor ve üniversiteye ders vermeye gidiyor. Gün ilerledikçe işler daha da karışıyor ve iki farklı mafya daha önce borç olarak verdikleri birer milyon doları Stephan'dan geri istiyor; bir hafta içinde bu parayı ödemezse onu öldüreceklerini söylüyorlar. Stephan bir yandan kim olduklarını bilmediği kadınlarla karşılaşıyor, bir yandan annesinin hastalığı ile uğraşıyor. Her şey belirsiz, sanki bir sanrının ürünü; olaylar gerçekle hayal arasında bir yerde gerçekleşiyor. Stephan kafasının içinde biriyle konuşuyor. Babasına dair kötü anıları depreşiyor. Bir çocuğu olduğunu öğreniyor. Eşini bulmaya çalışıyor vs. Tabi Stephan'ın aklını en çok meşgul eden şeyse "çay kaşığı". Olur olmaz yerde "Acaba burada çay kaşığı var mı?" diye düşünüyor; her şeyi, herkesi çay kaşığına benzetiyor. Buraya kadar çok ilginç bir kitap gibi görünüyor ama öyle değil. Anlatıcı her ne kadar Amerikalı olsa da Türk kültürüne dair olgularla konuşuyor, bu sinir bozucu, hem de çok. Romanın baş kişisini bir türlü kabullenemedim bu
Çay KaşığıOttoman · Hayal Yayınları · 201226 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:46
Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım – Paulo Coelho "Pilar, bir kadının ağlayabilmesi için önce acı çekmesi gerekmediğini söylüyor. Bazen sadece bir şiir okumak, bir şarkı dinlemek ya da gün batımını izlemek bile yeterli." Peki ya bu kitap? Bir şiir gibi okunup, bir gün batımı gibi içimize işliyor mu? Yoksa herkesin ulaşamadığı, kapalı bir kapı mı? Aşk ile İman Arasında Bir Hikâye Kısaca konu etmek gerekirse: 11 yıl aradan sonra bir tesadüfler dizisiyle çocukluk arkadaşı Pilar'a yeniden rastlayan genç bir adam… Kendini "eski bir inanan, yeni bir şüpheci" olarak tanımlayan Pilar ve dini mucizelere inanan mistik eğilimli eski arkadaşı... Hikâyeleri, Pilar'ın sıradan planlarının aksine İspanya'nın küçük bir köyünde başlıyor ve Fransa'nın güneyinde, Meryem Ana'nın görüldüğü inanışı olan, hac merkezi Lourdes'a kadar uzanıyor. Kitap, belirgin bir olay örgüsünden ziyade iki karakterin inanç ekseninde yürüttüğü derin sorgulamaların bir dökümü. Özgün Bir Üslup, Kişisel Bir Okuma Deneyimi Coelho'nun dili bu kez diğer romanlarına göre biraz daha ağır, felsefi sorgulamalarla dolu. Kitabı okurken bir olayın içinde kaybolmayı beklemeyin. Bu bir masal değil; daha çok bir ruh halinin, bir sorgulamanın romanı. Bu yönüyle okuyucudan çok fazla yorum yeteneği bekliyor. Belki de bu yüzden, size büyük bir katkı sağlamadığını söylüyorsunuz. Ama açıkçası, kitap benim için de olaylardan çok, Coelho'nun satır aralarına serpiştirdiği o küçük anekdotlarla, hayata dair o derin, incecik imalarla değerliydi. Okurken Kendi Perspektifinizle Yorumlamalısınız Ana fikri genel olarak özetlemek gerekirse "İnanç, bir seçimdir; sevgiden ayrı değildir ve her ikisi de cesaret ister." Bir Hristiyanlık okuması olarak değerlendirilse de kitap, aslında her türlü inanç sisteminin (veya inançsızlığın)
1000Kitap
Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum AğladımPaulo Coelho · Can Yayınları · 201510,6bin okunma