Doğduğumdan beri, elimde değil durmadan yürüyorum. Ayağa kalkıyorum,yola düşüyorum ve yürüyorum da yürüyorum.Yolu görüyorum ve yol bitmiyor. Ayaklarımın sözü geçmeye başlıyor ve yürüyorum-yalnızca onları takip ediyorum. Neden böyle olduğunu anlamıyorum ve senin anlamanı da beklemiyorum. Beni cezbeden bu şey insanların neleri anlayabileceğini pek umursamıyor.
Bankadan çıktım, ayaklarım beni Selime’nin odasına götürdü.Uzun yol yürümüş gibi yorgunum. Aşk acaba bu mudur? Çiçekler bana güzel görünüyor!Aklıma şiir parçaları,beyitler,mısralar geliyor!Çocukluktan ezberimde kalmış bir şarkıdan yahut türküden bir mısra,saçma bir şey, ama bence yanık, dokunaklı,anlatılmamış, anlatılamaz duyguların bir ifadesi…
"Cehennem nedir peki? Bunu söyleyebilir misin?"
"Ateşlerle dolu bir çukur."
"Peki o çukura düşüp orada sonsuza kadar yanmak ister misin?"
"Hayır, efendim."
"Bundan kaçınmak için ne yapman gerekir?"
Bir an cevabımı ölçüp tarttım. Sonunda oldukça münasebetsiz bir cevap verdim. "Sağlığımı korumalı ve ölmemeliyim."