Puan vermedi·272 syf.··
2026 4. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 13:19
Mehmet Rauf’un Eylül adlı eserini okuduktan sonra, Türk edebiyatında neden bu kadar önemli bir yere sahip olduğunu daha iyi anladım. Roman, ilk bakışta sade bir olay örgüsüne sahip gibi görünse de aslında insanların duygularını, düşüncelerini ve iç dünyalarını oldukça derin bir şekilde ele alıyor. Bu yönüyle okurken sadece olayları takip etmiyor, aynı zamanda karakterlerin hissettiklerini anlamaya ve onların yaşadığı duygusal süreçleri hissetmeye çalışıyorsunuz. Kitapta en çok dikkatimi çeken unsur, karakterlerin psikolojik yönlerinin ayrıntılı olarak işlenmesiydi. Yazar, karakterlerin yaşadıkları olaylardan çok bu olayların onların üzerinde bıraktığı etkileri anlatmaya önem vermiş. Bu nedenle eser, hareketli ve sürekli olayların yaşandığı bir roman olmaktan çok, duyguların ve düşüncelerin ön planda olduğu bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Karakterlerin yaşadıkları ikilemler, iç çatışmalar ve duygusal değişimler oldukça gerçekçi bir şekilde aktarılmış. Bu durum, onları daha yakından tanımamı ve bazı noktalarda kendimi onların yerine koyabilmemi sağladı. Mehmet Rauf’un anlatım tarzını da başarılı buldum. Her ne kadar kullanılan dil günümüz Türkçesine göre biraz ağır olsa da yazarın kurduğu cümleler ve yaptığı tasvirler eserin etkileyiciliğini artırıyor. Özellikle mekân ve duygu betimlemeleri sayesinde kitabın atmosferini güçlü bir şekilde hissedebildim. Bazı bölümlerde olaylardan çok karakterlerin düşüncelerine yer verilmesi nedeniyle okuma temposu yavaşlasa da bu durum eserin vermek istediği duyguyu daha iyi anlamama yardımcı oldu. Romanı okurken insanların ilişkilerinde yaşadıkları duygusal karmaşıklıkların aslında zaman geçse de çok fazla değişmediğini düşündüm. Eserde ele alınan sevgi, özlem, mutluluk, hayal kırıklığı ve kararsızlık gibi duygular günümüzde de
İnceleme
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma
Puan vermedi·109 syf.··
2026 16. kitabı
Franz Kafka, bir cümle üzerinde ne derin anlamlar çıkarılabilineceğini Aforizmalar ile bizlere anlatmış, hoş o tüm yazdıklarının yakılmasını istemişse de arkadaşı Max Brod iyi ki de eserlerini biz okurlarla bulusturmuş.... Tekrar tekrar okunup üzerinde düşünebilinecek ender kitaplardan bir tanesi...
AforizmalarFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201734,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi··
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:51
Orhan Veli'nin mektuplarını okuduktan sonra ister istemez bu kitabı onunla kıyaslama durumunda buldum kendimi. Öyle çok aksiyon dolu bir mektuplaşma okumadım açıkçası. Orhan Veli'nin mektuplarında daha hareketli, daha inişli çıkışlı bir hayat ve ilişki varken Serin Mavi'de daha sakin ve aile merkezli bir dünya var. Mektuplarda eşine duyduğu özlem, çocukları, gündelik hayatın küçük meseleleri var. Bu yönüyle büyük bir şairden çok ailesini özleyen, geçim derdiyle uğraşan sıradan bir insanı tanıyorsunuz. En güzel tarafı samimiyeti dolu bir mektuplaşmalar olması. Gösterişli ya da edebi olmaya çalışan mektuplar değil, tam tersine doğal ve içten yazışmalar. Behçet Necatigil'in şiirlerinden çok, şiirlerin ötesinde normal bir insanı merak edenler için keyifli bir okuma diyebilirim. Sırada şimdi Sabahattin Ali var..Canım Aliye, Ruhum Filiz..2.okuyuşum olacak ama kıyas adına güzel bir fırsat sanki..
İnceleme
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2026 13. kitabı
İlk kitapta çocuklarından ayrı düşen ve asla kavuşamayan Piruze'Yi okumuştuk, bu kitapta ise geçen 21 yılda yaşananlar yer alıyor. Bir tarafta iş hayatının tacizlerinden, zorluklarından bunalan ama kariyerine ulaşan güçlü bir tekstil fabrikası olan , güzel bir evlilik yapan Piruze, diğer tarafta ise her şeyini kaybetmiş, hastalıkla boğuşan asla başka kadına bakmayan, kendisini ibadete adamış ama çocuklarına anneleri hakkında çok ağır iftiralarda bulunan eski es Wassim. 3 çocuk annelerinin ahlaksız olduğunu düşünerek, annesizlikleri yüzünden dislanarak, parasiz pulsuz fakirlik içinde yaşarken annelerini hem ozlemeleri hem nefret etmelerini konu alıyor. Yıllar sonra gelen kavuşmada hepsi o kadar şeyden yarım kalmış, ama o kadar özlem dolular ki.. Geri gelemez bir 21 yılın ardından yaşananlar gerçekten çok mutlu edici
Kavuşma - Piruze ve OğullarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20205,3bin okunma
Puan vermedi·304 syf.·
2026 17. kitabı
​Bu sene okumalarım pek ilerlemiyor; başlıyorum, bırakıyorum; başka bir kitaba başlıyor, yine bırakıyor, yine başlıyor ve yine... Bu durum, bir kez daha bana okumanın, hayatım için öğrenmekten çok daha öte bir anlam ifade ettiğini hatırlatıyor. Okumak beni sakinleştiren, hayatta tutan, yeni güne başlamaya cesaret veren, dostluk eden, haz veren ve nefes aldıran bir araç. Bunu sürdürmenin zor olduğu zamanlarda oldukça zorlanıyorum. Kitap incelemesine neden böyle başladım acaba? :) Yalom’un bu kitabındaki kendini açmalarından mı etkilendim? Muhtemelen... ​Yalom’un —şimdilik— son kitabı olan Kalp Saati, eşi Marilyn’i kaybettikten sonra ve hafıza sorunlarının oldukça ilerlediği bir dönemde kaleme alındı. Bir nevi "çift yas" süreci de diyebiliriz. Hafızası iyice zayıfladığından, yalnızca tek seferlik danışmanlıklar yapmaya karar veriyor ve "Burada ve Şimdi" ilkesiyle bu tek seferlik görüşmeleri yürütüyor. Kitap, bu danışmanlık sürecinden bazı seansları konu alıyor. Okurken içimdeki eleştirel ses hemen karşı çıktı: "Tek seanstan nasıl bir fayda umuyor?", "Bu tutum fayda sağlamaktan çok bencilce bir eylem gibi durmuyor mu?", "Kendi öznel durumumuza göre bir alanı şekillendirmek etik mi?" vs. İçimde her şeye dırdır eden bir yapı var, ben onun sesini duruma göre kısıp açıyorum, yoksa tüm ömrümü eleştiriyle, mızmızlıkla, huysuzlukla ve önyargıyla geçirirdim. İnsanın, kendine kulak vermemesi gerektiği zamanları bilmesi şart. ​Her neyse, kitabımıza dönersek... Bu tek seanslık görüşmelerin etkili olabileceği konusuna şüpheyle yaklaşmakla birlikte, kitabı okurken aslında görüşmelerin o seansta başlamadığını da görüyoruz. Yalom’un kitaplarını okumuş, eğitimlerine katılmış yahut eskiden tedavi sürecini yönetmiş kişileri danışan olarak kabul ettiği göz önüne alınırsa, bu ilişkinin
Kalp SaatiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2025161 okunma
9/10
·429 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
"Yaralar iyileşir Damla ama içinde hep izi kalır . Hayat ne olursa olsun gerçekten yaşamaya değer. " Herkese Merhaba Kalemini çok sevdiğim yazarın 3 kitaptan oluşan "Şans Serisi' ikinci kitabıyla sizlerleyim. Kitabın ana teması aşk mı vefa mı daha önemli sorularına cevap arıyor . Karakterlerin yaşadıklarını, değişimlerini okurken bir nevi kişisel gelişim tadını alıyorsunuz . Betimlemeler öyle yerindeki ilk sayfadan son sayfaya kadar onlarla aynı duyguları hissettim. Damla ve Sait lisedeyken birbirine aşık olurlar. Damla'nın babası baskıcı yapısından dolayı arkadaşlıklarına izin vermez. Gizli saklı aşklarını yaşarlar. Sait, Damla'dan uzak kalmamak için üniversite tercihini bile aynı şehire yapar . Üniversitenin ikinci sınıfa geldiklerinde Damla'nın babası amcaoğlu ile evlendirmek isteyince kaçmaya karar verirler. Damla ve Sait geçen zamanda okullarını bitirir, çalışmaya başlarlar . Mutlu giden evlilikleri vardır . Herşey güzel giderken Sait , Damla'yı sözleri ve davranışları ile incitmeye başlar . Damla sabreder , herşeyin eskisi gibi olacağını düşünür ama Sait onu evden kovar. Damla ailesinin evine döner ve Sait'in pişman olacağını düşünürken boşanma kağıdı gelir. Damla, boşanma sonrası acısıyla savaşırken ailesi kızlarını anlamaya çalışmak yerine görücü usulü evlendirmeye çalışırlar . Nihayetinde doktor damat bulmuşlar kaçırırlar mı? Damla , Baran'la önce evlenmek istemez ama duyduğu bir söz sonrası evliliği kabul eder. Damla ve Baran ikisi de aşktan yaralıdır , tek istedikleri saygının olduğu huzurlu bir aile hayatıdır. Baran'ın sabrı, kayınvalidesinin desteği ile birbirine zamanla alışırlar. Herşey yoluna girecek derken 3 yıl sonra gelen bir telefon tüm dengeleri sarsar. Damla şimdi arafta , aşk acısını dindirmek için sevgiye tutunması lazım ve bunun için
AraftayımMüjde Aklanoğlu · Anayurt Yayınları · 201898 okunma
Reklam
Reklam