Modern çağın görünmez insanları üzerine yazılmış yalnızlık romanı
Puan vermedi·248 syf.··
2026 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 21:18
Değerli yazar Şermin Yaşar bu eserinde çoğu insanın fark etmeden geçtiği küçük acıları merkeze koymuş. Yazarın kaleminin samimi oluşu, okuru adeta karakterlerin arasına sessizce sokuyor. Bu yüzden kitabın dili teknik olarak sade görünse de aslında oldukça kontrollü. "Mağdur" gözüken karakterlerini hiç dramatize etmemesi en çok dikkatimi çeken detay oldu. Birçok yazar yaşlılık ve yalnızlık temasını işlerken okuru ağlatmaya çalışır. Şermin Yaşar'ın kaleminde buna hiç rastlamadım. Onun karakterleri sadece bekliyor. Çocuklarını, telefon sesini, mevsimleri, domateslerin kızarmasını... İşte tam da bu sıradan bekleyişler, romanın duygusal yükünü oluşturuyor. Bazen güldürüyor, bazen de ağlatıyor. Altı Harfli Bir Tatlı okura, Türk edebiyatındaki "küçük insanın büyük yalnızlığı" geleneğini hatırlatıyor. Büyük trajediler yok; ama insanın içine işleyen bir eksiklik hissi var. Romanda en başarılı bulduğum yönlerden biri de ritim. İlk sayfadan son sayfaya kadar olaylardan çok duygular ilerliyor. Buna rağmen metinde durağanlık yok. Çünkü yazar karakterlerin iç dünyalarını günlük hayatın ayrıntılarıyla besliyor. Bence bu kitabın en güçlü tarafı okurda bıraktığı his. Mesela bazı kitapları bitirince karakterlerini özlüyorum. Ya da bazıları bittiğinde fikrimin değiştiğini görüyorum. Bazılarıysa çevreme daha farklı bakmama neden oluyor. Altı Harfli Bir Tatlı ise bende derin bir "mahcubiyet" bıraktı. İnsan ruhuna odaklanan eserleri seviyorsanız, Türk edebiyatındaki duygu ve karakter merkezli anlatıları önemsiyorsanız ve edebiyatı sadece hikâye değil, insanı anlama aracı olarak görüyorsanız Şermin Hanım'ın bu sıcacık eserini okumanızı tavsiye ediyorum.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma
Puan vermedi·604 syf.··
2026 56. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:00
Biricik dedemin, içimden bir sürü sıfatla seslendiğim bavukeağmeyimin hatmi bir hafta önce bitti. Rabbim kabul etsin, okuyan herkesten razı olsun inşallah. Bugün tam 1 yıl oldu. İnsan çok sevdiği birinden istese de ayrılamıyor. Ben böyle biliyorum. Ölüm de bunun daha mecburi hâli. Sevdiğin senden alınmış ama bir o kadar da daha bir senin olmuş gibi bir his. Boşuna dememişler; ölüm Allahın emri, ayrılık olmasaydı diye. Ölümü kabullenmek de Allahın emri. O gelemiyor demek de. Gelmiyorsa çok zor. Gelemeyene kızılmıyor ama gelmeyenin affı da yok özrü de. Dedem vefat ettiği gün sabah iş yerinde 41. yasini okuyordum sabahtan. İlk üç sayfasını okudum. Haberini aldım diğer sayfaları bitirip öyle kalktım izin yazdım çıktım. Hiç de beklemiyordum vefat etmesini. 80 değil 800 olsa yine beklemezdim. Bazı insanların öyle bir diriliği var ki. İnanamıyorum hâlâ bile. Şu an dahi evinde, yatsıyı kılar kılmaz uyudu sanıyorum. Özlüyorum. Özlediğim için mi başka şeyden mi sürekli de rüyamda görüyorum. Haliyle bir uzaklık hissetmiyorum. Ama bazen özellikle bugün aklıma bir şeyler geldikçe hakikaten burnumun direği sızladı. Böyle tüm ağlamaklar beynime burnuma doldu. Değmedi bazı şeyler. Hiç değmez zaten. Bomboş bir dünya için asla değmezdi ki. Dedem gitti diye yarım hissetmedim hiç çünkü hep gönlümde yeri ve boşluk girmedi oraya ama gerçekten ölümden beter şeyler varmış. Bir insanı gönülden kovmak varmış. Bazı insanların dirisi gözü önündeyken sen mezar kazabiliyormuşsun . Hatta ölmüş ama mezarı nerede diye düşünüyormuşsun. Yarımlık budur. İçim öyle kırık öyle yorgun ki. Kendi kendime değmedi değmez diyorum sadece. Bazı şeyler asla eskisi gibi olmayacak. Biliyorum en azından benim için olmayacak. Doğrusu ne diye kafa patlattığım güler geride kaldı. Artık sadece dua ediyorum, kimsenin
Tecvidli Kur'an-ı KerimKolektif · Kevser Yayınları · 20172,983 okunma
Reklam
Cyra ya inanamıyorum aq
7/10
·466 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 21:41
Acikcasi çok sıkıci ilerliyordu takı katili öğrenene kadar.Beklemiyordum ama çok civikti zaten karakter.Masum bildiğim zamanları özlüyorum sanarim.
Duygu ve Düşünce
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,655 okunma
7/10
·408 syf.··
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:25
Danielle Steel'in kitaplarını severek okuyor ve bittiğinde özlüyorum. "Güvenli Liman" da onlardan sadece biri. Ophelia eşi ve oğlunu bir uçak kazasında kaybedince büyük bir boşluk ve yasın orta yerinde bulur kendisini. Yas söz konusu olunca çaresizleşiyoruz bir anlamda. Bir daha göremeyecek, sesini duyamayacak olmanın kabullenme sürecindeki derin boşluğu altında takvimleri devirmek vs. Ophelia'da hem eş kaybı hem de evlat kaybının üstesinden gelmek için terapi grubuna gider. Çünkü iki kayıpla birden mücadele etmek gündelik hayatını aksatır hale gelmiş ve 11 yaşındaki kızı Pip'i ilgisiz bırakmıştır. Pip' de kendi dünyasında yalnızlık çeker ve tek arkadaşı olan Köpük ile vakit geçirir. Pip, bir gün köpeği Köpük'le gezerken San Francisco’nun Safe Harbour kasabasının sahilinde gözüne resim yapan bir adam ilişir ve sessizce yanına sokulur. Yaşadığı derin yalnızlık ve yüreğinde eksikliğini hissettiği baba sevgisi ile hareket eder. Matt, yani ressam küçük kıza resim yapmayı öğretir ve onu ürkütmemek için nabza göre şerbet verir. Fakat gelgelelim Ophelia bu arkadaşlıktan hiç hoşlanmayacaktır. Tabii ilk anlarda . Bu duygusunda yakın arkadaşı Andrea'in de payı vardır. Matt, kendi halinde yaşayan, eşi tarafından en yakın arkadaşıyla aldatılmış ve çocuklarından uzun seneler ayrı kalmış. Hayatında yaşadığı travmanın enkazında yaşıyordur. Ta ki Pip ona küçük yüreği ve kocaman sevgisiyle arkadaşlık edene kadar. Bir gün ressamı ziyaretinde küçük bir kaza geçirir ve Matt'in evine gitmek zorunda kalır, hem de annesinin tüm uyarılarına rağmen. Hikâyenin bundan sonraki kısmı da oldukça sakin,olaysız ilerler. Canım tabii olay var ama o kadar yükseltmiyor, olacakları tahmin edebiliyorsunuz. Yazarın okuduğum ilk kitabı "Onun Parlak Işığı" kitabında yer alan oğlu Nick'in gerçek
Güvenli LimanDanielle Steel · Arkadya Yayınları · 202541 okunma
Rüzgar Gibi Geçti
9/10
·1447 syf.··
2026 24. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 15:24
kitaba başlarken ziyadesiyle gözüm korkmuştu. 4 cilt oluşu ve her cildin 350-370 sayfa aralığında olması hiç bitmeyecek gibi gelmişti ama bir solukta bitti. gerçekten rüzgar gibi geçti. kitap 16 yaşında yeni yeni sevmeyi öğrenmeye başlayan bir kızın aslında karşısındaki kişiyi 'o' olduğu için değil, tamamen kendi hayal dünyasında tasarladığı ideal erkek modelini, dışını beğendiği ve aslında hiç de kendi ideallerine uymayan o yakışıklı adamın kendi aşkı ve istediği erkek olduğuna inanması üzerine başlıyor. maalesef baş karakter Scarlett bunu bir sürü kayıp ve pişmanlık üzerine fark edip, aslında kendi sevdiği ve ideallerine tamamen uyan o adamın yanı başında olduğunu çok geç fark ediyor. savaşın, yokluğun, açıklığın bu kadar gerçekçi yansıtılması beni çok etkiledi. kitabı okuduğum süre zarfında çok fazla savaş rüyası gördüm. kitap insanı o kadar etkisi altına alıyor. sadece bazen kitabın fazla uzun olduğunu ve karakterlerin sürekli aynı şeyleri tekrarlamasından sıkıldığımı fark ettiğim zamanlar oldu. onun dışında kitap çok güzel, sürükleyici ve akıcıydı. bir bölüm bittiğinde acaba diğer bölüm ne olcak diye düşünerek geçirdim zamanımı ve şimdi 4 cilt de bitti.. şimdiden onların dünyasını özlüyorum sanırım...
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Karbon Kitaplar · 20203,134 okunma
Alın, okuyun ve okutturun
10/10
·847 syf.··
2026 5. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 03:30
Genel yorumum: Bugün, size George R. R. Martin'in yazdığı ve uzun yıllardır hâlen devam etmekte olan Buz ve Ateşin şarkısı serisinin ilk kitabını, yani Taht Oyunları'ndan bahsedeceğim. Dizisini bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Yaklaşık olarak final sezonuna kadar adından ve başarısından söz ettiren dizinin finali tartışmalı bir şekilde biten bu serinin aslı 1996 yılında çıkan orijinal ismiyle A Game of Thrones kitabıdır. Öncelikle bu kadar popüler bir seri olmasının hakkını sonuna kadar veriyor diyebilirim. İlk sayfasından son sayfasına kadar okuduğum ve uzun zamandır fantezi eserleri arasından beni bu kadar içine kaptıran bir kitap olmamıştı. Karakterleri, atmosferi, olayları falan okurken akıp gidiyor resmen satırlar arasında. Kitabın konusuna gelecek olursam eğer kitabımız; Bran isminde Stark hanedanlığına mensup bir çocuğun gözünden başlıyor. Kuzeyde yaşayan starklar onurlu, güvenilir insanlarıyla ve soğuk iklimleriyle bilinen insanlar. Kışyarında mutlu, mesut, herşeyin eğlencesinde doyasıya yaşayan starklar, birgün krallığın daha doğrusu direk kralın baş yardımcısı, kral eli Jon Aryn’ın ölümü haberiyle birlikte bizzat sarsılıyorlar. Bunun üzerine kral Robert Baratheon, çok yakın arkadaşı olan ve kışyarının lordu olan Eddard Stark’ı yeni kral eli olması için ziyarete geliyor ve olaylar bu noktada baş göstermeye başlıyor. Ve hikaye genel olarak olarak Stark, Baratheon, Lannister ve Targaryen gibi hanedanlıkları ele alıyor daha çok. Çok fazla konusundan da bahsetmek istemiyorum aslında, tavsiyem çok fazla bilgi edinmeden, spoiler yemeden okumanızdan yanadır. Stark ailesinin yanı sıra kitabın her bölümünde farklı bir karakteri okuyor, farklı bir hanedanın gözünden olayları değerlendirme fırsatı buluyoruz. Ayrıca hikayenin çeşitliği açısından da çok hoş bir yazım tarzı kullanılmış bence. Ve
Edebiyat
Taht OyunlarıGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınları · 201310,9bin okunma
Reklam
Reklam