Beklemek gün geçtikçe beklemek gibi değil de hayatın ta kendisi gibi gelmeye başladı: Hayat, beklediğiniz şey gerçekleşmemekte ısrar ederken dikkatinizi dağıtmak için yaptığınız işlerdi. İşlere başvurdum ve seminerlere gittim. Hayat akıp gitmeye devam etti.
Ya o efendi olacaktı ya da birileri onun efendisi... Acımak, merhamet etmek, zayıflıktı. Vahşi hayatta merhamet diye bir şey yoktu. Ya sen öldürürsün ya da seni öldürürler, ya sen yersin ya da seni yerler. Merhamet, korku sanılırdı ve bu yanlış anlama, ölüm getirirdi. Merhamet, daha nazik iklimlere has bir şeydi.