Göründüğü kadarıyla, engellenmiş saldırganlık ağır bir yara açar. Gerçekten de kendi kendimizi yok etmemek ya da özyıkım tepilerine karşı korunmak için başka bir şeyi ya da kişiyi yok etmek bizim açımızdan sanki zorunluymuş gibi görünmektedir.
Sayfa 572·Kitabı okudu
Emptiness
°•○● Boşluk, varlık fikrini yıkmamıza imkan verir ama kendisi bu yıkımın peşinden sürüklenmez; başka her fikir için özyıkım olacak bir saldırıdan sağ çıkar. Doğrusu bu ya, boşluk bir fikir değil, kendimizi tüm fikirlerden kurtarmamıza yardım edendir.
İnka
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tuhaf soru şudur: Var olduğunun bilincinde olabilecek ve varoluşunu bilebilecek insanın, dünyada-varlığın/oluşun bilincini kapamayı seçmesi ya da seçmeye zorlanması, kaygı, özyıkım ve ümitsizlikten mustarip olması ne anlama gelir? Kierkegaard ve Nietzsche Batı insanının “ ruhunun hastalığının” tek tek bireyler ya da toplumsal sorunlarla açıklanamacak kadar derin ve daha kapsamlı bir ölümcüllüğü olduğunu biliyorlardı. İnsanın kendisiyle ilişkisinde bir şey kökten yanlıştı, insan kendisi için temelden sorunlu hale gelmişti. “Avrupa’nın asıl hastalığı budur”, diye ilan ediyordu Nietzsche, “insanın korkusuyla birlikte sevgisini, insana güveni, aslında insan olma, yönetme iradesini de kaybettik.”
Felsefe
"Güven bana: Kişide özyıkıma yönelik davranış döngüsünü bir yerinden kırabilirsen -bunu nasıl yapmış olursan ol- önemli bir iş başarmışsın demektir. İlk adım, kendinden nefret etme, özyıkım ve arkasından da, yaptıklarından utanarak kendinden daha fazla nefret etmeye dayalı kısırdöngüyü kırmak olmalıdır.
Alıntı
Bana öyle geliyor ki, insan türünün kaderini belirleyecek olan soru, uygarlığın gelişiminin, birlikte yaşamın insanların saldırganlık ve özyıkım dürtüleri tarafından bozulmasına hâkim olmayı başarıp başaramayacağı ve bu hâkimiyetin ne ölçüde gerçekleşeceğidir.
Çoğu zaman insanlar kurumsal yapılarda yükseldikçe, gittikçe daha fazla otorite ve güç kazandıkça, özyıkım riski de aynı şekilde yükselir. Sadece evetçiler isteyen ama neler olduğunu bilmek istemeyen patron, generalin tavsiyelerini dinlemek istemeyen cumhurbaşkanı, öğretmenlerinden gelen eleştiriyi kabul edemeyen okul müdürü - tümü, felakete sürüklenen Bebek Sandalyesindeki Tiran tesiri altındadır.
Kitap Alıntısı