PulseoftheBook

PulseoftheBook

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 12:11
·
2026 30. kitabı
Penelope Fitzgerald
6.3/10 · 91 okunma
Reklam
Puan vermedi·122 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 14:34
Düşman ~ J. M. Coetzee Merhaba sevgili kitapseverler; Düşman, kelimelerin bittiği o tekinsiz, sessiz sınıra yürümek gibi. Coetzee edebiyatına duyduğum bu tarifsiz bağ, her defasında beni insanın o en çıplak, en suskun gerçeğiyle yüzleştirmesinden gelir. Yüzümüze çarpan her cümlesi, insanın içindeki o karanlık odaya tutulan sarsıcı bir ışıktır. Robinson Crusoe destanını hepimiz biliriz. Peki ya o adanın asıl gerçeği, bize anlatılan o kahramanlık masalı değilse? Coetzee, Daniel Defoe'nun hayaletini masaya çağırıyor ve o parlak sömürgecilik mitini paramparça ediyor. Defoe'nun o çok bilinen adasına bir kadın ve dilsiz bir adam bırakıyor. Üç yüz yıllık bir miti, Cuma'nın kesik dilinde ve Susan'ın avuçlarında parçalıyor. Cruso ölmüş, hikâye sahipsiz. Susan anlatmak istiyor, Foe ise onu satılabilir bir maceraya dönüştürmenin peşinde. İşte o an anlıyoruz: Bazen düşman dışarıda, ıssız bir adada değildir. Düşman içeridedir. Senin gerçeğini elinden alıp kendi kalıplarına dökmeye çalışanların kibrindedir. Ama hikâyenin asıl sarsıcı merkezi, dili kökünden kesilmiş siyahi adam Cuma'nın sessizliğidir. Sömürgeciliğin en karanlık yüzü: Sadece toprakları değil, bir insanın kendi hikâyesini anlatma hakkını da gasp etmek. Cuma'nın sessizliği, Dante'nin cehenneminden bile ürkütücüdür; çünkü orada konuşan ruhlar vardı, burada kelimeler tamamen katledilmiş. Biz kelimelere âşık olanlar, bazen her sessizliği dillendirme kibrine kapılıyoruz. Oysa Düşman bizi o kibirle yüzleştiriyor. Ve son... Okyanusun dibinde, Cuma'nın asıl evinde. Kelimelerin boğulduğu, sadece ağır olanların dibe çöktüğü yerde. Orada bir ağızdan çıkan sessiz hava kabarcığı, bütün romanlardan daha gerçek. Bazen bir hikâyeyi anlatmanın en doğru yolu, anlatamadığın yerleri olduğu gibi bırakmaktır. Coetzee okumak, işte bu
DüşmanJ. M. Coetzee · Adam Yayınları · 1990135 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 21:43
Mekanın Poetikası ~ Gaston Bachelard Sessizliğin kokusu öyle yaşlı ki… Ah! Kocayıp giden şu yaşamda hatırlamadan edemediğimiz ne çok sessizlik var! / Milosz ve unutulmaz dizesi…. Merhaba sevgili kitapseverler, Mekanın Poetikası’nda şiirlerde ve romanlarda mekanın o görünmez katmanlarının adeta bir cerrah titizliğiyle nasıl deşildiğine sarsılarak tanık oldum. Bachelard bizi kuytulara, yarı aralık bir çekmecenin hafızasına, bir salyangozun kabuğuna sığınışındaki o sessizliğe götürüyor. Dış dünyanın ağırlığı karşısında neden bir zırha ihtiyaç duyduğumuzu okurken, aslında kendi ruhumuzun mimarisini izliyoruz. Bu eser sadece bir felsefe kitabı değil; eşyaların ve kelimelerin ardındaki o iç dünyayı anlama kılavuzu. Ve bu yolculukta Bachelard’ın feneri, beni çokça şairin ve yazarın sarsıcı dizeleri ve satırlarının içine düşürdü. Hücresinin duvarına çizdiği minyatür bir trenin içine girip, dünyanın bütün genişliğini o küçücük tünele sığdırarak kaçıp giden Hermann Hesse’nin tutuklusu… Şömineyle meşe sandık arasındaki o karanlık köşede geçmişi büzülmüş bir uğur böceğine benzeten Milosz… Ve Siyah beyaz düzenlenmiş yüzeylerde kendi soluğumu duyuyorum diyerek insanın kendi kabuğuyla yüzleşmesini çizen Pierre Albert-Birot… Okuduğunuz her romanın, her şiirin kendi içinde nasıl cinli perili köşeler, salyangoz kabukları, minyatür sığınaklar ve suskun çekmeceler barındırdığını görmek istiyorsanız, Bachelard bize yepyeni bir göz armağan ediyor. Metinlere çok daha derin bir mercekle bakmayı öğreten bir başucu kitabı. Edebiyatın ruhuna dokunmak isteyen herkes okumalı. Kısaca, düş kuran insanın, ruhunu duvarlara sinmiş kelimelerde arayanların kitabı. Muazzam ötesi bir şey okudum :) Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle
Mekanın PoetikasıGaston Bachelard · İthaki Yayınları · 2024263 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 21:04
Edebiyat Sosyolojisi ~ Gisele Sapiro Merhaba sevgili kitapseverler, edebiyatı yalnızca ilham perilerinin fısıldadığı kelimelerden ibaret olmadığını savunan, romantik bakış açısını yıkan, edebiyatın işleyişini anlamak isteyen herkes için ufuk açıcı bir kitap. Sapiro, edebiyatı yalnızca bir sanat dalı olarak değil, toplumsal bir kurum olarak ele alıyor. Kitap boyunca şu soruların peşine düşüyor: Bir kitabın değerini kim belirler? Yayınevleri, eleştirmenler, ödüller, okur beklentileri bu değeri nasıl şekillendirir? Bir yazarın konumu, sadece yazdıklarıyla mı ilgilidir, yoksa içinde bulunduğu toplumsal ağlarla da mı? Kitap, Bourdieu'nün alan kuramından yola çıkarak, edebiyat dünyasının kendine özgü kurallarını, hiyerarşilerini ve çıkar çatışmalarını inceliyor. Yazarın masada tek başına yazdığı o resmin ötesinde, koca bir sistemin nasıl işlediğini anlatıyor. Özellikle edebiyat alanı kavramı, okuru da, yazarı da, yayıncıyı da içine alan büyük bir harita sunuyor. Kitap biraz akademik bir dille yazılmış, evet. Ama bu alana ilgi duyanlar için bulunmaz bir kaynak. Edebiyatın perde arkasını merak edenlere, yazdıklarının hangi koşullarda kitaba dönüştüğünü sorgulayanlara içtenlikle öneririm. Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle
Edebiyat SosyolojisiGisele Sapiro · Doğu Batı Yayınları · 201932 okunma