ancak bir kentin sokaklarında, bir tür acı çekerek yaşamış olan biri, kaldırım taşlarının, kapı eşiklerinin, tuğlaların, pencerelerin ne anlama geldiğini fark edebilir.
Anlayış ve sevgi, sadece yaşla gelen bir bilgeliği gerektirir. Ama bu bilginin gelişiminin en yüksek noktasında ortadan silineceğiz. Güzde saran ağaçları göremeyeceğiz artık. Baharda zarafetle fışkıran kırları göremeyeceğiz. Her birimiz sadece yıldan yıla sararan bir anı oluşturacağız.
yakınlık cesaret gerektirir çünkü risk kaçınılmazdır. ilişkinin bize nasıl etki edeceğini daha baştan bilemeyiz. kimyasal bir etkileşim gibi birimiz değişirse, ikimiz de değişeceğiz. kendimizi gerçekleştirirken gelişecek mi yoksa yıkılacak mıyız? emin olabildiğimiz tek şey, eğer kendimizi ilişkiye, iyisine kötüsüne, tüm varlığımızla bırakırsak bundan etkilenmeksizin çıkamayacağımızdır.