9/10
·192 syf.··
2026 71. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:58
*Kendi yorumumu kattığım inceleme olacak* Kitabi alıp almakla kararsız kalmıştım, gelgitler yaşıyordum. Çünkü tabiri caizse son metelik vardı üstümde, o yüzden, ikircikle durağan tikel çevresinde sıkışıp kalmıştım. En sonunda ikircik muhakeme devreye soktuğum zaman almaya karar verdim. İyi ki almışım diyorum, şimdi kütüphanem de duruyor, biricik olan Duras külliyatı kütüphanemde yerli yerinde. Sinema denince ben de akan sular durur, onun için aldım zaten. Keşke bitmesin dedim... fotoğraflar, gazete küpürü sayfalar, kalem kalem yazılmış ağdalı dil... okumaktan sahiden keyif aldım. Sanki Duras, benim için yazmış gibi, okuyucuya muştulamış hissetsin diye, karalamış dedim kendi kendime. Ezberimde iyidir Edebiyat benim için dönüm noktası idi. Lise yıllarında peyda oluştu vakit, yazarlara merak saldım. Kâğıta aklımda kalanları yazıyordum, çok keyif alıyordum. Lise bittikten sonra sinema merakı başladı ben de. Heyecanla siyah-beyaz filmere nüksettim. Lilian Gish,John Gilbert, Gösta Ekman, Charles Laughton, Hedy Lamar... daha niceleri, sonsuz. Hâlâ evimde karalarım aklımda kalanları keyif alıyorum sahiden. Hiçbir şeyden yüksünmüyorum, hoşuma gidiyor "bir gülü koklar gibi" hayatıma renk, püri-pak, tahir gibi alevlendiriyorum. Sözgelimi kitaba geri dönersek olağanüstü bir kitap. Ben beğendim, sinema severler için okumaya gerek duyuyorum açıkcası. Bayağı takdir ettim Duras'ı. Kütüphaneme yeni kitaplar koymak dileğiyle.
Yeşil GözlerMarguerite Duras · Metis Yayınları · 200857 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 30. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 12:15
Eser peygamberlerin pak zevcelerini çok detay vermeden yüzeysel planda anlatmış. İlk defa okuyacaklar için önerilebilir. Her mübarek zevcelerden sonra alınabilecek ders ve hikmetlerden bahsetmiş.Rabbim şefaatlerini nasip eylesin.
Müminlerin AnneleriSelim Uğur · Serhend Yayınları · 202461 okunma
Reklam
10/10
·64 syf.··
2026 105. kitabı
Her Ay Okuyanlar Kulübü Sibel Dülger Yokuştaki Ev Eseri elime alıp ilk hikayeyi okumaya başladığım andan itibaren eser beni öyle bir sarıp sarmaladı ki her bir öykü kalbimde taht kurdu.Sanırım uzun zamandır kadına dair kaleme alınan en iyi öykü kitaplarından biriydi #yokuştakiev Zorluklarla mücadele eden,yaşama sımsıkı tutunmaya çalışan yaşadıkları bir çok olumsuzlardan sonra silkenip kendine gelen dimdik ayakları üzerine kalkıp yeniden başlama cesaretini bulan bir çok kadının hayat hikâyelerine konuk olduğum bu dokuz öykü tam bir rehber niteliğindeydi.Öykü deyip geçmeyin hepsinin verdiği mesaj kıymetli ve özeldi.Öykü aralarında ki çizimlerde esere ayrı bir güzellik katmıştı arkadaşlar Baharın Kalbinde Bir Kadın öyküsünde,onaylanmaktan daha çok anlaşılmayı beklediği dönemde annanesinin kanatları altındaki o güvenli limana sığınan bir kadının hikayesiydi Küller Kadar Sessiz öyküsünde,eşi tarafından aldatılan kadının ihanete göz yummayıp,kafası dik,alnı pak,kapıyı çekip çıkışını okurken Gözlerin Gölgesinde öyküsünde,yıllarca kanını kene gibi emenlerin masasından sessizce kalkıp İstanbul sokaklarını arşınlayan kadının,hayırsız kocasına sabrı kalmayan ardında “Gitme”anne diye yalvaran çocuğunu bırakıp giden bir kadının gidişine şahit oluyoruz. İnci Küpe öyküsünde,kocası tarafından kişiliği yerden yere vurulan ,toplumsal baskılar yüzünden hiç sesi soluğu çıkmayan,kol kırılır yen içinde kalır diye diye sabreden bir kadının,kocası olacak cibilliyetsizin yediği naneler ayyuka çıktığında ortaya çıkan acı gerçeklere bir de hiç sahip olmadığı inci bir küpe eşlik ettiğinde yaşadığı hayal kırıklığı gururu kıran yüreğe dokunan bir andı arkadaşlar.. Birbirinden farklı kadınların hikâyelerinde hüzünde vardı umutta.Kadına dair kaleme alınan eserleri okumayı seviyorsanız kesinlikle bu kıymetli eseri okuyun
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202641 okunma
Puan vermedi·400 syf.·
2026 37. kitabı
Başlarını büyük keyifle ve ilgiyle okudum. Ortaları ve sonları, aksiyon türünde klasik Hollywood filmi tadındaydı. Başlarda merakla okuduğum kitap, sonlarda ilgimi kaybettiğim ve nihayet bitti dediğim kitaba dönüştü. Dipnotlarda güzel bilgiler var. O notlardan çok şey öğreniliyor. Mesela MİT müsteşarı Fuat Doğu, Fethullah Gülen'in ilişkili olduğu Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda rol oynayan Ruzi Nazar'la yakın dostlarmış. Ve Fuat Doğu, Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda aktif rol almış. Veya Sabri Yirmibeşoğlu'nun halkı galeyana getirmek için kontrgerillanın bazı şeyler yaptığını itiraf ettiğini öğreniyoruz. Çatlı, Yazıcıoğlu ve ülkücülerin iç karışıklıkta nasıl kullanıldığını okuyoruz... Bu ve benzeri bilgiler açısından kitap iyi ki okudum dedirtti. Olumsuz intiba bırakan şeylerden biri; öğrenci ve öğretmenlerin de diğer kesimler gibi, siyasetle ilgilendiği cümlelerin çok olması. Toplumu, ülkeyi felakete sürükleyen yaklaşımlardan olduğunu düşünüyorum, özellikle öğrenci ve öğretmenlerin siyaset yapmasını. Siyasi slogan ya da pankart, öğrenci ve öğretmenle nasıl bağdaştırılabilir? Ordu gibi eğitim camiası da uzak olsun ideolojiden ama mümkün değil. Din gibi siyaset de insanı sömüren kavramlardan diye düşünüyorum. Kitapta sol cenahın masumiyeti, sağ kesimin şiddet yanlısı olduğu vurgulanırken, tarafsızlığı koruyamamış olduğu söylenebilir. Tıpkı Yedi Güzel Adam dizinde Dersim olayıyla Cumhuriyet'e saldırılması gibi. Sol görüştekiler hiç mi silaha sarılmadı hiç mi şiddet uygulamadı hiç mi hırsızlık ahlaksızlık yapmadı? Hayır diyenler, modern masallar dinlemeye devam etsin. Ne sağ ne sol, iki kesim de boyunu aşan ölçüde pisliğe batmış. En güzeli apolitiklik ve çöplükten uzak durmak diye düşünüyorum. Bölen, parçalayan, çürüten vs vs siyaset değil mi?
Yağmur ÇiseliyorOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20241,111 okunma
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 11:55
(arkakapakyazısı) “Yayımlandığı dönemde büyük ilgi gören ve sevilerek okunan Genç Kız Kalbi, İstanbul’a akrabalarını ziyarete gelen genç bir kızın günlüğünden aktarılan sayfalardan oluşur. Olayların merkezinde, platonik bir aşkın yer aldığı romanda, Pervin’in aşk ve evlilik konusundaki düşünceleri anlatılırken, Mehmet Rauf kadın erkek eşitliği, birey ve toplum eğitiminin önemiyle ilgili görüşlerini ve seçkin görünen zümrenin sürdürdüğü hayata dair eleştirilerini de dile getirir. Akıcı bir üslupla kaleme alınan Genç Kız Kalbi’nde, kahramanın iç dünyasında yaşadığı gelgitler, arayışlar ile sevinç, üzüntü, umut gibi duyguların dikkat çekici bir gerçekçilikle ifadesi Mehmet Rauf’un derin gözlem gücünü ortaya koyar.” Pervin’in büyük umutlarla geldiği İstanbul’da gözlemlediklerini yazdığı günlüklerle anlatılıyor tüm olaylar ile genç kızın bunlarla ilgili duygu ve düşünceleri. Yetiştirilme tarzı ile toplumun beklentilerinin uyuşmamasının yarattığı ikilem, kadının toplumsal kurallarla kısıtlanan hareket alanı ve baskıcı bir babanın egemenliği altında yaşayan bir ailenin rutini anlatılıyor genç kızın ağzından. Ailesinde ve amcasının ailesinde gözlemledigi farklı ilişki dinamiklerini, kadın erkek ilişkilerinde, kadının seçim hakkının olmamasının sonuçlarını ve İstanbul’da tanışıp fikirleriyle kalbini kazanan genç bir şairle ilgili umutlarını da öğreniyoruz bu günlükten. Aslında, çok basite indirgemiş gibi olmak istemiyorum ama, günümüz tabiriyle bu bir,“hayaller ve hayatlar” öyküsüydü diyebilirim kısaca. Toplumsal hayatla ilgili en çarpıcı tespitlerinden biri de, kişisel olarak fikirlerimiz ne yönde olursa olsun, bir noktada, toplumun dayatmalarına uyum sağlamak zorunda kalmanın yarattığı hayal kırıklığıydı kanımca. Toplumdaki aile ve kadın erkek ilişkileri ile ilgili yerinde
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202310,1bin okunma
Hûrgilî 1
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 10:05
"min hest pê kir ku trên dê her tim wek alaveke biyanî û bidestneketî bo me bimîne" (170). Weşanxaneya ciwan Pall Weşan, ji roja ewil ta îro karekî pak û paqij kiriye, gelek berhemên bi qîmet çap kiriye. Li gel çîrok, roman, helbest, rojnivîsk û teoriyê îcar dest bi çapkirina xebatên kolektîf kiriye, di bin navê "Hûrgilî"yê da. Heta niha bi vî awayî du heb berhem çap kirine, edîtorê weşanxaneyê wer tîne ziman ku ew dixwazin ji pirtûkên bi vî rengî koleksîyonekî çêbikin, Trêna li Stasyona Xwe Digere berhema ewil a vê koleksîyonê ye. Ji navê xwe jî diyar e, mijara pirtûkê "trên" e. Ji bo vê xebatê 17 nivîskaran zendên xwe badane, her yekî li ser "trên"ê metneke serkeftî amade kiriye. Nivîs giş ne yek cure ne, teorî heye, bîranîn heye, çîrokên hûnandî hene.. û li gel zaravayê kurmancî, bi zaravayê soranî û zazakî jî du metnan di berhemê da cihê xwe girtine. Bi vî awayî hem ji aliyê naverokê ve hem jî ji aliyê teşeyê ve xebateke têr û tije derketiye holê. Heta çûyîna zanîngehê jî min qet ne trên ne jî rêya hesinî dîtibû. Behsa trênê her tim du tişt dianî bîra min: fîlmên Yilmaz Guney û pirtûka Antranik Dzarugyan. Wekî din wateyeke wê tune bû bo min. Lêbelê vê berhemê wisa kir ku ez bi çavekî din li trênê binêrim, bi awayekî cidî li ser vê alava hesinî û li ser hebûna wê ya li welatê xwe bifikirim. Di destpêka berhemê da em bîranîneke Nûredîn Zaza dixwînin ku ew çawa ji trênê reviyaye. Piştre Rohat Alakom ji me ra behsa xeta trênê ya li Kurdistanê dike ku ji aliyê Skandînaviyan ve hatiye çêkirin. Ev nivîs agahiyên balkêş dide mirov, ji bo min metneke sûdwer bû ya rastî. Nivîsa sêyem jî ya mamoste Serdar Şengul e. Ji ber ku ez mamoste nas dikim û xebatên wî ji nêz ve dişopînim, min bi meraq dest pê kir û bi kêfxweşî qedand metna wî û gelekî jê hez kir. Mamoste Serdar behsa
Trêna li Stasyona Xwe DigereKolektif · Pall Weşan · 202410 okunma
Reklam
Reklam