10/10
·62 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 08:13
Bu kitap görünüşte bir palyaçonun hikâyesi olsa da aslında insanın "neden yaşıyorum?" sorusuna verdiği cevapları sorgulayan felsefi bir masaldır. Henry Miller burada başarıdan çok iç huzurun, alkıştan çok samimi bir gülümsemenin değerini anlatır. Benim en etkileyici bulduğum bölüm şurası: "Kahkaha ve alkış yerine gülümseyişler alacaksın. Hoşnut, ufak gülümseyişler... Hepsi bu. Ama bu her şey demek işte." Çünkü kitabın bütün mesajını tek cümlede topluyor: büyük başarılar ve alkışlardan çok, insanların hayatına sessizce dokunabilmek daha değerlidir. "Gerçek Auguste'u hiç kimse tanımazdı, dostları bile; çünkü ünlenince yalnız kalmıştı." Bu cümle kitabın merkezindeki trajediyi anlatıyor: İnsan bazen o kadar tanınır ki, artık kimse onun gerçek yüzünü göremez. "Bir palyaço ancak başka biri olduğu zaman mutludur. Bense kendimden başka biri olmak istemiyorum." Bu kitabın en vurucu tarafı, şöhret ve alkış yerine insanın kendi benliğini bulmasını ve küçük gülümsemelerin değerini anlatmasıdır.
Edebiyat
Merdivenin Dibindeki GülümseyişHenry Miller · Nisan Yayınları · 2008161 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 20:59
Fil Saati, Tuğba Sarıünal 192 sayfa, Destek Yayınları Elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitapla daha geldim. Bulmaca çözer gibi okuyacağınız, kainatla ilgili derin suallere yanıtlar aradığınız, zamanın içinde belki de kaybolacağınız bir roman Fil Saati. Akıcı bir üsluba sahip, sürükleyici bir kurgu içeriyor kitap. Yazarın daha önce Çarpışma isminde bir kitabını daha okuyup onu da çöp beğenmiştim. Bu da okumaktan büyük keyif aldığım kitaplardan birisi oldu benim için. Büyük merak uyandıracak konusuna da gelecek olursak şu şekilde; Yetiştirme yurduna verilen sekiz yaşındaki Eren’in annesi ve babası bir kaçaktır. Ülkede terör kapsamına girecek bir suçtan aranmaktadır. Annesi ile babası, Eren’e her an ulaşabilir düşüncesiyle de Eren polisler tarafından hep göz hapsindedir. Okula giderken, yurda geri dönerken, yemek yerken, gezilere götürüldüğünde vs. Bir gün yurda geri döndüğünde panayıra götürülür çocuklar. Panayırda kendisiyle iletişim kurmaya çalışan bir palyaço olur. Polisler bu durumdan işkillenir ve peşine düşerler adamın. Adam kaçar ve kaçarken de vurulur. Vurulduktan sonra denize atar kendini ve bir daha da izine rastlayamaz polisler. Adamdan geriye kalan kan izlerinin DNA incelemesi sonucunda çok ilginç bir detay çıkar ortaya. Sekiz yaşındaki Eren ile vurulup kayıplara karışan adamın DNA örnekleri birebir aynıdır. Yani adam sekiz yaşındaki Eren’in bizzat kendisidir sonuca göre. Artık herkesin beyni yanmak üzeredir ve olay da bir Arap saçına dönmüştür. Bakın konusu itibariyle bile oldukça ilgi çekici bir kitap. Bulmaca çözer gibi adım adım yaklaşıyorsunuz ve elinizden bırakamıyorsunuz kitabı. Macera, merak duygusu, cinayet çözümlemesi gibi konuları seviyorsanız keyifle okuyacağınız bir roman. Benden size gönülden tavsiye olsun. İyi okumalar #alıntı “Dervişin
Edebiyat
Fil SaatiTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20202,019 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Roma da sıradan bir gezide neler olabilir ki?
3/10
·336 syf.··
2025 71. kitabı
İnsanların bu kitabı çok övdüler ben de bu kitabın kapağını ve yazarı çok sevdiğimden aldım. Konusu ilgi çekiciydi ama mantık hataları ile doluydu. Örneğin anakarakter zamanda yolculuk yapıyor ve kendini MS 79 Romasında buluyor. Bir tünelde geçiyor tünelde telefonu çalışmıyor. Ana karakterin arkadaşı da “Bu tünelde mağarada 21. Yüzyıl aletleri çalışmaz.” Diyor ama mağarada tünel artık her neyse el feneri çalışıyor. Yahu el feneri 21.Yüzyıl aleti değil mi? Meşale deseniz olmaz mıydı? Neyse işte ana karakterimiz MS 79 yılının Romasında buluyor kendini. Ama ne Roma MS 79 dediğime bakmayın ütü basmak tabiri, saç maşası, günümüz hizmetçi kıyafetleri kullanıyor. Ya kitapta MS 79 yılının Romasında bildiğimiz trampetli bando takımı var. Daha bunun gibi bir sürü mantık hataları var. Ben mantık hatalarına takılan biriyimdir. Özellikle de tarihi fantastik romanlarda.Bir de zengin Romalıların şişman tasvir edilmesi. Antik Roma da şişman varsa da çok az vardır. Bazı karakterlerin hikayeleri daha iyi anlatılabilirdi. Örneğin Leo ve Rom ya da Mirabella. Ya Mirabella neden o palyaço balıklarının gözlerini yiyor. Ona sihirli güçler mi veriyor, gençlik mi güzellik mi veriyor? Hiçbir sebebi yok. Ayrıca palyaço balıkları göz yaşı dökmez. Hele kanlı hiç…Yazar balıkların sihirli olduğunudan falan da bahsetmiyor. Ya ana karakterin Fen lisesine gitme Anadolu lisesine gitme olayı çok oldu bittiye getirilmiş. Sonu güzeldi bazı karakterlerin hikayesi güzeldi ama kitap çok saçmaydı. Okunur mu? Bence kesinlikle okunmaz.
Son Bakış KöprüsüNehir Aydın Gökduman · Timaş Genç Yayınları · 202541 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 93. kitabı
Palyaçonun listesi -kendine dönüş -korkularından arın -eyleme geç Hayatda ancak baharı görmüş biri anlam arayışında bulmaz kendini,sürüden ayrılıp bir öteki olmak için insan ne kadar ağır şey yaşar,ne kadar dibe batar? 8 yaşında annesi tarafından terk edilmiş,babasından şiddet görmüş,bir araba kazasında doğmamış bebeği ile beraber iki çocuğunu kaybetmiş bir palyaço...daha sonra kendisinide kaybeder Yanına hayatta kalmak için bir kaç eşya alarak evden ayrılıp bir yolculuğa,anlam arayışına çıkar.Başlarda neden böyle yaptığını anlamadım doğrusu sonlarda anladım. Yazarın mukaddimede de yazdığı gibi "bu kitapda,güzel çiçekli bahçelerde,neşe içinde,umutlu bir geleceğe doğru el ele koşan renkli gözlü çocuklar bulamayacaksınız" Öyle kitaplardan ziyade yeraltından bahseden kitapları seviyorum çünkü insanın ufkunu genişletiyor,kitap karakteri ile birlikte okuyucuyu da bir yolculuğa çıkarıyor.
Palyaçonun ListesiEmre Timur · Az Kitap · 2018353 okunma
8/10
·240 syf.··
2026 157. kitabı
Küçük Yerler 4 - Boş Gülüşler #okudumbitti “Küçük Yerler Dörtlemesi”nin finali Boş Gülüşleri bitirdim ve şu an içimde tuhaf bir boşluk var… Hani bazı seriler bittiğinde “tamam güzel kapandı” dersin ya; burada hem kapandı hissi var hem de o kasabanın sisi üzerime sinmiş gibi. Bu kitapta beni en çok çarpan şey şu oldu: Ollie’nin yokluğunun ağırlığı. Üç aydır kayıp olması, geride kalanların “acaba…?” duygusuyla yaşaması, bir yandan da umudu bırakmaması… Coco, Brian ve Phil’in o inatçı arkadaşlık hâli var ya, işte o şey kalbimi sımsıkı tuttu. Çünkü bu seri korkutmayı biliyor ama aynı anda “birlikte olunca dayanılır” duygusunu da çok iyi veriyor. Ve tabii Gezici panayır… Korku türü için “kolay lokma” gibi görünen bir mekân ama yazar bunu bildiğin kabusa çevirmiş. Panayırın o yapay neşesi, ışıkları, gürültüsü, arkadaki çürük his… Bir sayfada “eğlence” gibi duran şey, diğer sayfada “ben burada niye huzursuzum?”a dönüşüyor. Palyaço, oyuncak, lunapark gibi detaylar bende zaten tedirginlik tetikler; burada resmen üstüne basa basa o tedirginliği büyütmüş. Gülümseyen Adam’la ilgili sevdiğim şey şu: Klasik “kötü kötü olduğu için kötüdür” çizgisinin biraz dışına taşıp, oyun kuran bir tehdide dönüşmesi. Sanki her hamlesi “korkutayım” değil de “ikna edeyim, kandırayım, merak ettireyim” gibi. Özellikle Ollie’nin sisin ötesindeki tarafta tek başına sıkışıp kalması ve orada ipuçlarını kovalamaya çalışması… Ollie’nin cesareti burada daha “olgun” bir şeye dönüşüyor; korkuyor ama korkunun elinden tutup yürüyor gibi. Final kitaplarında hep bir risk vardır ya; ya fazla uzar, ya da “hadi bitsin” diye koşturur. Ben burada genel olarak çok tatmin oldum, çünkü tempo bir an bile düşmedi. O “SONRA NE OLUYOR?” hissi gerçekten hiç bırakmıyor. Bölümler kısa, akış hızlı, bir de araya serinin genel
Boş GülüşlerKatherine Arden · Olimpos Çocuk Yayınları · 20264 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
Hiçbir kitabı bu kadar çok altını çizmemiştim, kendim hakkında bu kadar çok not almamıştım. Kahraman önemsiz, rahatsız edici, itici, niteliksiz ve özgünlükten yoksun olarak doğuyor ve hayat tarafından dışlanmış hissederek büyüyor. Uyum sağlamak için, tamamen dışlanmış hissetmemek adına palyaço gibi davranmak zorunda kalan bir kişi. Dünyada yalnız başına, asla kabul etmediği ve onu korkutan insanlar arasında kalan bir palyaço, hiçbir şey hissetmemeye karar veriyor, bağımlılıkların ve kadınların parasının arkasına saklanıyor. Bir ömür boyu her şeyin, hatta şiddetin bile, üzerinden kayıp gitmesine izin veriyor. Beceriksiz, sahte bir suçlu, sahte bir deli, dışlanmış bir kişi. Milyarlarca mikrobun her gün aramızda yaşadığını, çoğaldığını ve kıvrandığını söylemek bilimsel olarak doğrudur. Ve aynı şekilde, onlarla tüm teması kesersek ve onları görmezden gelirsek, onları bilimin sadece geçici hayaletlerine indirgediğimiz de doğrudur, diye öğrendim.
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma