İçimdeki tüm çerçöp, kırpıntı, talaş, çapak vb. ‘’ dozu arttırın’’ diye emrediyor ve çok ilaçlar içiyorum. Ve her gün nasıl yaşadığıma, yaşabildiğime, her an, her durumda yine ve yeniden usanmadan bitimsiz şaşırıyorum.
Tüm ömrünü bir şeyler bekleyerek geçirmişti zaten; babasının işten eve dönmesini beklemek, sevgiliden gelecek, ama hiç gelmeyen mektubu, yıl sonu sınavlarını, treni, otobüsü, telefonu, tatilleri, tatillerin sonunu beklemek, hep beklemek. Şimdi de kendisiyle önceden randevulaşmış olan ölümü beklemek zorundaydı.